text
stringlengths
97
665k
id
stringlengths
12
12
source
listlengths
2
5
21 Haziran 2002, bir çeyrek final mücadelesi, maçın kazananı Senegal-Türkiye maçının galibiyle oynuyor; Japonya’da 50 binin üzerindeki taraftar 78 dakikadır kendilerine sunulan resitalle mutluluktan uçuyor! Beyaz köşede zor bir turnuva geçiren ancak futbolun yaratıcısı olmanın verdiği özgüvenle oynayan İngiltere var; Mavi köşede ise tüm dünyanın “Daima en iyi futbolu onlar oynar!” dediği Brezilya… İngilizler, Michael Owen’ın ilk yarıda bulduğu golle skoru 1-0 yapıyor; buna karşılık Sambacılar Rivaldo ile durumu 1-1‘e getiriyor, sazı sona doğru eline alan Ronaldinho, tribündeki Japonlara “Bu golü sizin çocuklara ders olarak okutun!” dercesine yaklaşık 35 metreden attığı frikik golüyle skoru Brezilya lehine 2-1 yapıyor. Karşılaşmanın hakemi Ramos Rizo’nun kronometresi 79’u gösterdiğinde takımı 2-1 geride olan İngiliz teknik adam Sven-Göran Eriksson, daha sonra Türkiye’ye de uğrayıp Melih Gökçek ile tanışacak olan, forvet Darius Vassell’i kurtarıcı olarak oyuna dahil etmek için yanına çağırıyor! İşte tam bu anda, futbol evrensel bir konu hakkında söz almak için izin istiyor! O evrensel konu, Amerika’ya ilk ulaşan varlıklı ailelerin, hayatlarına yeni bir sayfa açmak için Afrika ve Karayipler’den gelen siyahi insanları emirlerinde çalıştırmasıyla start alıyordu. Aileler yaptıklarının bir toplumsal adaletsizlik olduğunun hatta toplumsal adaletsizlik kitaplaştırılsa kitabın en nüfuzlu bölümü olacak Irkçılık kısmında kendilerinden bahsedileceğinin farkındalar mıydı, bilemiyoruz ancak sonrasında Martin Luther King yaptıkları bu eylemi yıkmak için birçok düş görmek zorunda kalacaktı. Ayrıca, kıtada Luther’in rüyalarından çok önce, Amerikan İç Savaşı’nın ardından Vikipedia’nın da kendilerinden çokça bahsettiği, çoğunluğunu tesadüf müdür bilinmez İngiliz kökenlilerin oluşturduğu Ku Klux Klan adlı yasadışı örgüt, Lincoln’ün siyahlara verdiği haklardan şikayetçiydi, bununla kalmayıp beyaz üstünlüğünü hakim kılmak için şiddet ve terörü kullanıyordu. Vassell’in 79. dakikada oyuna girmesiyle, futbol, iki kelime ile anlatılması istendiğinde tüm dünyanın “kibir ve asalet” kelimelerini seçeceği İngiltere’yle, İngiltere Milli Takımı’yla tüm bu yaşananlara cevap veriyordu! Vassell ile birlikte, kurallarını İngilizlerin koyduğu, çizgilerini İngilizlerin belirlediği futbol sahasında, İngiliz Milli Takımı’nda siyah tenli oyuncuların sayısı İngiliz Futbol Tarihi’nde ilk kez beyaz tenli futbolcuları geride bırakıyordu! 6 siyah, 5 beyaz tenli oyuncuyla, futbol, asla sadece futbol olmadığını ve hiçbir zaman unutmadığını bir kez daha kanıtlıyordu!
3260b296d43a
[ "hplt2", "vngrs" ]
Christian Dior 2013 Haute Couture İlkbahar Yaz Koleksiyonu Bu sezon trendler gerçek anlamıyla tekerrürden ibaret diyebiliriz. Yüksek bel kloş etekler, hacimli tasarımlar, sımsıkı ve belden kemerli etekler ve küt burunlu ayakkabılar dolaplarımıza yıllar yıllar sonra geri dönüyor. Modernize edilmiş kabarık uzun etekler harika bir görüntüye sahip. Belden sımsıkı kemerli kabarık etekler Christian Dior 2013 koleksiyonunun çarpıcı parçaları. Uzun, çiçekli ve kabarık etekler… Bu romantik ama çarpıcı karşılaşmaya hazırlanın… Christian Dior 2013 Haute Couture İlkbahar Yaz Koleksiyonunda, yazı çiçekli tasarımlarıyla karşılıyor… Birbirinden canlı ve enerjik renklerin yer aldığı koleksiyonda, parlak kurmaşlar, desenli etekler göze çarpıyor. Şık ve belden oturan eteklerin yer aldığı koleksiyonun parçalarını çiçek desenleri süslüyor. Yazın bütün pastel ve kozmetik tonlarının buluştuğu bu koleksiyonda herşey eskitilmiş, yıkanmış, buruşturulmuş, bir o kadar da çiçek deseni, fisto, fırfır, tül ve danteller ile süslenmiş. Şeftali, somon, adaçayı yeşili, krema ve uçuk mavilerin yazın vazgeçilmez beyazları ile yanyana geldiği bu tema tüm hayalleri gerçeğe dönüştürüyor. Markanın 2013 ilkbahar-yaz görsellerinde, beyaz fon üzerindeki minimalist görseller, aynı zamanda Dior‘un Simons’tan önceki kreatif direktörü olan John Galliano’nun dramatik tarzından kopuşuna işaret ediyor.
61e495b59250
[ "hplt2", "vngrs" ]
Türkün Tarihi Nəcə bu malı almaq olar? Ətraflı məlumat Necə ödəniş etmək olar? Ətraflı məlumat Kitabları Bakıya, bölgələrə və xarici ölkələrə çadtırırıq. Bölgələrə poçt vasitəsi ilə çatdırılmanın qiyməti 2 manatdır (1 kilo üçün). Çatdırılma müddəti maksimum 5 iş günü ərzindədir. Türk'ün Tarihi, bilinen tarihten bu zamanı kaplar.Türklerin ortaya çıkışları, ittifakları, savaşları, yayılmaları, beylikleri, devletleri, imparatorlukları, yeni bilgiler ışığında derli toplu olarak Türk'ün Tarihi'nûe yer almaktadır.Türkler kadar çok geniş bir alanı "vatan" edinmiş bir başka millet yoktur.Doğudan batıya, Mançurya'dan Adriyatık'e; kuzeyden güneye, sıcak denizlerden soğuk denizlere; Afrika'nın derinliklerinden Sibirya'nın buzullarına kadar üç kıtanın toprakları Türklerin hayat bulduğu ve hayat verdiği alanlardır.Bu uçsuz bucaksız alanlarda tarih hükmünü yürütmüş, pek çok sevinçler, pek çok acılar yaşanmıştır.Türkler zaman gelmiş ilerlemişler, zaman gelmiş gerilemişler, ama daima varlıklarını devam ettirmişlerdir.Dünya tarihi Türklerle yazılmıştır, dersek yeridir.Türk'ün etnik bir grup olup olmadığı Türk'ün Tarihi'nûe cevabını bulmaktadır.Dr. Arslan Tekin, Türk'ün rar//M'nde"Türk"ün "azamef'ini değil, "Türk" ne ise onu ortaya koymak istemiştir. Yazarın Diğer Kitapları Geri bölməsində
deb660cceec4
[ "hplt2", "vngrs" ]
Belçika’nın en çok satan gazetesi Het Laatste Nieuws, Beşiktaş’ın Brugge cehenneminde yandığını manşetten verdi. Haberde, Club Brugge’ın Avrupa Ligindeki performansı şaşırttığını ve genç oyuncularıyla büyük bir iş çıkarttığını yazdı. De Morgen gazetesinin haberinde, Vázquez ve Izquierdo’nın sakatlığına rağmen Beşiktaş’ı yendiklerini ve taraftarlarını sevindiklerini haberlerinde yer verdi. Haberde, ilk golü yemelerine rağmen Beşiktaş’ı mağlup etmeyi başardıklarına ve Gedoz Beşiktaş’ı, 'salıncakta salladığını' ifade etti. De Standaard gazetesi, Felipe Gedoz’un performansına dikkat çekti. Haberde, Club Brugge’ın ilk golü yemelerine Gedoz’un çok büyük bir iş çıkarttığını okuyucularına duyurdu.
82c571f5cf99
[ "hplt2", "vngrs" ]
Komik İkili Komik İkili Komik İkili oyununda, ekranlarınıza birbirlerini oldukça fazla seven bir çift gelecektir. Sizler üst tarafta bulunan aşk perisini kontrol ederek yay ile atışlar yapmalı ve ikiliyi ayırmaya çalışacaksınız. Yay ile atışlarınızı gerçekleştirirken, karşınıza beş farklı seçenek çıkacaktır. Bu beş adet seçeneklerin içerisinden dört tanesini seçmeli ve hamlelerinizi ortaya koymaya bir an önce başlamalısınız. Hamlelerinizi ortaya koyduktan sonra, aşk perisinin atışlarını gerçekleştirmesini sağlamanız gerekecektir. Atışların ardından adam örümceğe, kurbağaya veya bebeğe dönüşebilir. Bu tamamen sizin tercihleriniz ile alakalı olacaktır. Bu yüzden tercihlerinizi mümkün oldukça dikkatli yapmanız gerekmektedir.
5fb078125239
[ "hplt2", "vngrs" ]
-BEŞİKTAŞ KÖTÜ OYNUYOR- Beşiktaş'ın Akhisar Belediyespor karşısında kötü bir sonuç aldığını dile getiren Sarıalioğlu; ''Beşiktaş, çok kötü günler geçiriyor. Üçüncü mü yoksa dördüncü mü olacağız tartışmalarına, Beşiktaşlılar hiç alışık değildir. Bu tür düşünceler, Beşiktaşlıları mahveder. Ne yazık ki Beşiktaş, sezonun ilk yarısından itibaren çok çok kötü oynuyor. Beşiktaş, Fenerbahçe ve Antalyaspor karşılaşmasının ikinci yarısında göze hoş gelen bir futbol sergiledi. Beşiktaş, Akhisar Belediyespor karşısında gücünü ortaya koyamadı. Çok üzücü sonuç aldılar.'' dedi. -TRANSFERLER TUTMADI- Ara transfer döneminde yapılmış olan transferlerin, Beşiktaş'a katkı sağlayamadığını dile getiren Sarıalioğlu; ''Transfler ortada. Yapılan transferlerin arasında sadece, Niang transferi doğruydu. Niang, Beşiktaş'a fayda sağladı. Beşiktaş'ın böyle bir oyuncuya ihityacı vardı. Maliyeti fazla değildi. Niang, formunu yakaladığı zaman da sakatlık geçirdi. Niang'ın sakatlığı Beşiktaş'ı etkiledi. Dentinho neden alındı? Neden oynatılmıyor? Anlamak mümkün değil. Teknik heyetin hatası çok büyük. Oynatmayacağın futbolcuyu almayacaksın. İBB'den transfer edilen Gökhan Süzen, Beşiktaş'a geldikten sonra çok kötü bir performans sergiledi. Gökhan'ı da anlamak mümkün değil. Çok kötü oynuyor. Yanı sıra Escude, kötü bir performans sergiliyor. Beşiktaş, ara transfer döneminden yararlanamadı. Yapılan transferler tutmadı.'' diyerek sözlerini tamamladı.
53c294d4fbe2
[ "hplt2", "vngrs" ]
Bitki Çaylarının Kısaca Faydaları ve Vücuda Etkileri Nelerdir? Bitki çayları zayıflamaya yardımcı olan doğal bir yol olmakla beraber kilo problemleri sindirim zorlukları, stres, yorgunluk, faydalı besinlerin vücutta tutulması, yararları olan atıkların vücuttan atılmasını engellemesi, uyku problemi giderici ve rahatlatıcı faydaları vardır bitki çaylarının. Tadı Acımsı olan bitki çayı çeşitleri sindirim problemlerini azaltır, etkileri vücut sistemini temizler, sisteme yeni bir dirilik kazandırır. Ayrıca idrar söktürücü (diüretik) bitki çayları su tutulması ve şişkinliği önlemeye yardımcı olur. Bazı doğal çaylar ise strese karşı direncinizi kuvvetlendirir ve böylece stresten yemek yeme veya yememe isteğini düzene sokar. Bitki çayları içerisinde ne kalori, ne de yağ gibi yüksek değerli kilo aldırıcı ve sağlık için zararlı madde içermez. Şeker isteğini gideren tatlı çaylar olduğu gibi karbonhidrat, protein ve yağların sindirilmesine yardımcı olan faydalı çaylar da vardır. Bitki çaylarından gelen vitamin, mineral ve besinlerle hiçbir zaman enerji eksikliği etkileri duymazsınız. Ayrıca öğünler arasındaki iştahınızı da kesmeye yardımcı faydaları vardır. Yonca bitki çayı faydaları: Kuvvetli olabilmek için dopdolu besin ve gerekli amino grup asit içeren bu bitki temizleyici ve yumuşatıcı olup sindirim borusunu formda tutar. Yonca ile naneyi, naneli tat almak ve rahatlatıcı faydasını görmek için karıştırın. Karahindiba yararları: İçerdiği potasyum ve vitaminlerle temizleyici ve doğal bir diüretiktir (idrar söktürücü).Kabızlığı ve şişkinliği önler. Güçsüz hissetmenize yol açan potasyum kaybına neden olan diğer diüretiklerin (idrar söktürücü) aksine karahindiba vücudunuz sıvı dengesini yavaşça ve tabii olarak sağlar. Aynısefa çay faydaları: Rahatlatıcı bir bitkisel çiçek çayı olan aynısefa sindirim borusu rahatsızlıklarını giderir ve mide çeperi ve bağırsakları rahatlatıcı faydaları bulunur. Yulaf: Kepeği ve yulaf ezmesiyle kapsamlı bir vücut toniğidir. Enerjik kalabilmeyi sağlayan çok sayıda doğal vitamin ve mineral içerir. Papaya (Tropik Meyve) : Antiasitlerden ziyade kavun ağacından elde edilen bu tropik çay kullanılmalıdır. Asitleşmeyi engelleyen, bazlaştıran enzimlerinin yanı sıra protein ve karbonhidratı sindirmeye yardımcı enzimleri de bulunmaktadır. Ahududu: Diyet soda yerine buzlu meyve çayları için, göreceksiniz bitkisel enerjiyle daha hızlı iyileşeceksiniz. Bu çaylar vitamin ve mineral açısından zengindir. Biberiye: Sevgi ve hatırlatma bitkisi olan biberiye, yağların sindirilmesine yardımcı etkileri olup dolaşımı hızlandırır ve kalbiniz için oldukça faydaları vardır. Adaçayı: Sindirime yardımcı enzimleri artırır, karaciğerinizi canlandırarak yeni bir zindelik kazandırır. Tatlı Şifalar-Vanilya, Anason, Meyan kökü faydaları: Şeker arzusunu bu tatlı ikramlarla evcilleştirin. Bunlar iştahınızı keser ve yemek arzunu köreltirken sağlığınızı da kuvvetlendirir. Çay olarak ya da çaya katılarak tüketilen doğal vanilya psikolojinizi düzeltir ve antioksidan özelliğindedir. Anason düzensiz sindirimi ortadan kaldırır ve midenizi rahatlatır. Meyan kökü ise yine sindirimi düzenler ve besine emilmesine destek olur. Yerba Mate yararları (Paraguay çayı tohumu): Stresle başa çıkan B vitaminlerinin çoğunu içeren zindelik verici bir çaydır. Vücudunuzun karbonhidrat, yağ, proteini kullanmasında yardımcı olan metabolik bir uyarıcıdır. Zayıf kalmak için fazladan enerjiye mi ihtiyacınız var? O zaman spor salonuna da Yerba bitki çayını götürün. Çoğu bitki çayının zararları yok denilecek kadar azdır, aksine vücut ve sağlıklı yaşam için faydaları çoktur. Her gün kararında ve düzenli içilen doğal çaylar bünyenize iyi gelir ve sisteminizi güçlendirir. Yukarıda verdiğimiz çay isimleri tüm aktarlarda bulunmaktadır. Size en uygun bitki çeşitlerini seçip çayını demleyebilirsiniz.
95d35d4f3e07
[ "hplt2", "vngrs" ]
Mark Shephard, 25 yıllık bir uzman psikolog ve 43 yıldır evli. Hem bir profesyonel gözüyle hem de kendi evlilik tecrübelerini birleştirerek mutlu ve uzun evliliğin püf noktalarını belirlemiş. Shephard'a göre ilk ve en önemli nokta (henüz evlenmemiş olanlar için) eşimizi akıllıca seçmek. Evet, eş ve evlilik denince muhtemelen ilk akla gelen şey, aşk ve ten uyumudur. İnsanlar hep şunu düşünür: aşık olmadığım veya cinsel açıdan mutlu olamayağım birisiyle evlenmeli miyim ya da evli kalmalı mıyım? Ancak sorulması gereken esas soru şudur: bu insanla oturup sohbet edebiliyor muyum? Birbirimizi güldürüp hayattan keyif almamıza yardımcı olabiliyor muyuz? İş, para ve çocuklar gibi temel konularda görüşlerimiz ne kadar örtüşüyor? İkinci nokta ise, kafanızı kurcalayan problemleri, büyümesine izin vermeden çözmek için adım atmak. Bunun için evlilik veya çift terapistine başvurmak en iyisidir. Shephard, eşiyle birlikte uzun süredir, belirli aralıklarla danışmanlık aldıklarını söylüyor. Öyle ki, görünürde ciddi bir sıkıntıları olmasa bile düzenli bir şekilde yardım almanın arabayı periyodik olarak servise götürmeye benzediğini söylüyor. Hatta yıllar önce ilk defa terapiste gittiklerinde, terapistin evliliklerini sağlıklı ve güçlü bulduğunu, ancak kendisine, bireysel olarak yardım alarak değiştirmesi ve geliştirmesi gereken yanları olduğunu söylediğini aktarıyor. Terapistin tavsiyesine uyunca kendisindeki pozitif değişimin, evliliklerini de çok olumlu etkilediğinin altını çiziyor. Üçünçü hassas nokta, uygulaması biraz zaman ve çaba sarfetmenizi gerektiren ama son derece etkili bir yöntemi içeriyor: iki reaksiyon kuralı. Shephard, bunun terapistin bir önerisi olduğunu ve birçok gereksiz tartışma ve kavgayı önlediğini söylüyor. Bazen, eşimizin söylediği birşey canımızı sıkabilir, sinirlendirebilir ve benzeri negatif duygu ve davranışlara yol açabilir. Bu tepkimiz genellikle eşimizin beklediğinden fazla olur ve onun da benzer karşı davranış da bulunmasına neden olabilir. Yani basit bir hadise ciddi bir kavgaya dönüşebilir. Bu durumda, her iki taraf da birbirinin tepkisini karşılık vermeden sessizce dinlemelidir. Konu böylece bir süre için otomatik olarak ertelenmiş olur. Uygun zamanda siz veya eşiniz konuyu tekrar açar ve aşırı reaksiyon vermeden nazikçe tartışırsınız. Kısacası herkes tepkisini verir ve olay daha uygun bir zamana ertelenerek o anki aşırı tepkilerin gereksiz bir kavgaya dönüşmesi engellenir. Dördüncü öneri, "sadece merak ettiğim için ..." ile başlayan kalıbı kullanarak olası yanlış anlamaların önüne geçmek. Shephard, insanın zaman zaman duygularına yenilerek "maksatlı" sorularla karşısındakini alt etmeye çalıştığına dikkat çekiyor. Bunun evliliklerde de çok sık olduğunu ve "laf sokma"nın evlilikteki karşılıklı güven ve dürüstlüğü bozarak çiftleri ayrılmaya kadar götürdüğünü söylüyor. Burada yapılması gereken, gerçekten de hiçbir maksat gütmeden, sormak ya da söylemek istediğimiz şeyi eşimize "sadece merak ettiğim için ..." diye başlayan kalıpla birlikte aktarmak. Böylece, "Ben senin bunu ne maksatla sorduğunu/söylediğini biliyorum" şeklinde başlayan ve kavgaya kadar giden yanlış anlaşılmalar önlenebilir. Son olarak, günün belirli saatlerinde herhangi bir problemden bahsetmeme kuralı koymak. Shephard, kendisi ve eşi için bu zamanın, yatma saatlerinden yaklaşık 2 saat öncesi olduğunu söylüyor. Bunu isterseniz akşam yemeğine oturur oturmaz ya da sabah kahvaltısını bitirene kadar gibi kendinize göre ayarlayabilirsiniz. Böylece, küçük de olsa bir problemin sizi fazlasıyla sıkacağı, belki de gereğinden fazla tepki göstereceğinizi düşündüğünüz zamanları, bu tarz sıkıntılara yol açmaması için otomatik olarak ortadan kaldırabilirsiniz. Online psikoloji testleri ve popüler psikoloji makaleleri
82e7ea23c8c9
[ "culturax", "hplt2", "vngrs" ]
BEKAA VADİSİ - LÜBNAN— Lübnan’ın sürekli mülteci girişi olan, en istikrarsız bölgelerinde bir sektör tüm zorluklara rağmen gelişimini sürdürüyor. Lübnanlı şarap üreticileri, 1970’ler ve 1980’lerdeki iç savaşı atlattıklarını ve bu nedenle bugünleri de atlatacaklarını söylüyor. Bekaa Vadisi’ndeki ufak bir üzüm bağında Massaya marka şarap üretiliyor. Remzi Goşun bağın sahiplerinden. Goşun ve Lübnan’ın diğer şarap üreticileri ürünlerini ihraç etmenin aynı zamanda kültürlerini ihraç etmek anlamına geldiğini söylüyor. Goşun şarabın yalnızca bir ürün olmadığını, onu üreten insanları da yansıttığını söylüyor. Lübnan İç Savaşı’nın zorluklarında doğan Goşun birçok diğer genç insan gibi ülkeden ayrılmış ve yurtdışında eğitim görmüş. Ancak yurtdışına yerleşmek yerine ülkesine dönmüş. Goşun’a göre bölgedeki şarapçıların inatçılığı, kendi ülkelerinin savaşla dolu geçmişiyle ilgili. Goşun, Şam’ın dağların ötesinde 15 dakika uzaklıkta olduğunu ve orada acı çeken insanlar için çok üzüldüğünü söylüyor. Goşun buna rağmen Lübnan’ın da çok acılar çektiğini ve iş modellerini bu durumlara uyum sağlayacak şekilde düzenlemeleri gerektiğini belirtiyor. Bağın olduğu sokağın karşı tarafında derme çatma bir kampta aileler el yapımı çadırlarda kalıyor. Bekaa’da işyerleri 2011’den bu yana büyük değişimlere tanık olmuş. Nüfusu 5 milyondan az olan Lübnan’da 1 milyon Suriyeli göçmen var. Bu rakamın çoğunluğu Bekaa’da kalıyor ve bu durum ülkenin şartlarını zorluyor. Ancak ülkenin en eski ve en büyük şarap üreticilerinden olan Domaine des Tourelles’in sahiplerinden Fevzi İsa, şarap satışlarının çok iyi olduğunu, Lübnan şaraplarının ününün son senelerde arttığını ve birçok yeni üreticinin pazara dahil olduğunu söylüyor. Ancak İsa, Lübnan şaraplarının yayılması için ilk yapmaları gerekenin insanların Lübnan’ın şarap ürettiğinden haberdar olması olduğunu belirtiyor. Lübnan şaraplarının şarap tadımı yapılan tüm pazarlara dahil olması gerektiğini söyleyen İsa, Lübnan’ın yalnızca sorunları olan bir ülke olmadığını ve çok güzel şarap üreten insanlara da sahip olduğunu göstermeleri gerektiğini belirtiyor. Ancak sanayi savaştan etkilenmiş. İsa, bağın yanına açmayı planladıkları otelin inşasının ertelendiğini çünkü turizmin zor durumda olduğunu söylüyor. Savaşın iki ayda biteceğini düşündüklerini söyleyen İsa durumun her gün daha zorlaştığına dikkat çekiyor. Lübnan yılda 9 ile 10 milyon şişe arası şarap üretiyor. Bu yılda 7 ile 8 milyar şişe üreten Fransa’nın yanında çok ufak bir rakam. Ancak üreticiler, amaçlarının Avrupa ile rekabet etmek olmadığını çünkü ülkelerinin diğer tüm ülkelerden farklı olduğunu söylüyor.
f5572c7073a7
[ "hplt2", "vngrs" ]
Sporp'ta kullanıcılar ister scorp kimlikleri ile isterse de anonim olarak yükledikleri videolar ile birçok konuda bilgilerini ve kişisel fikirlerini Scorp ağında biriktiriyor. Şu anda sanat, spor, eğlence, haber ve gündem, ilişkiler, seyahat, moda, güzellik ve üniversite hayatı gibi konuları temel kategori olarak alan Scorp'ta ileriki dönemde çok daha geniş bir kategoriye yayılması planlanıyor. Sözlük konsepti ile kısa video akımını birleştiren Scorp kendini videolu sözlük olarak da nitelendiriyor. Birçok farklı üniversiteden, farklı öğrenci kulüplerinin desteğini alarak kullanıcı sayısını her geçen gün arttıran Scorp'un en büyük eksikliği şu an sadece App Store'da yer alıyor olması. Google Play kullanıcıları şu anda Scorp'u yükleyemiyor. İlerleyen zamanlarda Android telefon kullanıcılarının da rahatlıkla indirebileceklerini belirten Scorp ekibi, özellikle genç kesime ulaşarak başlıca sosyal mecraları narasında yer almayı hedefliyor.. Siz de Scorp'u buradaki bağlantıya tıklayarak App Store'dan indireilirsiniz: Scorp App İşte uygulamadan ekran görüntüleri:
1a2d77b1c2e1
[ "hplt2", "vngrs" ]
- Sitene Ekle - | - Sık Kullanılanlara Ekle - | - Reklam - | - Kariyer - | - 10 Mayıs 2015 Size bu konuşmamı bayramdan önce geldiğimiz Mina'dan; yâni koçun kurban edildiği, İbrahim AS'ın şeytan taşladığı, Mekke-i Mükerreme ile Arafat arasında Peygamber Efendimiz'in gelip de konakladığı Mina'dan yapıyorum. Peygamber SAS Efendimiz Arafe gününden önceki günde, yâni terviye gününde Mina'ya gelirdi. Mescidül-Hayf'ta öğlen, ikindi, akşam, yatsı ve sabah namazlarını kılardı, arafe gününün sabah namazını kıldıktan sonra ordan Arafat'a doğru hareket ederdi. Öğleye yakın Arafat'a varılırdı. Biz şimdi Mina'dayız, yarın Arafat'a gideceğiz. Arafat'tan da ertesi gün bayramın birinci günü Müzdelife'ye geçmiş olacağız. O günleri heyecanı ve telâşı, meşguliyetleri arasında konuşma yapamayız diye buradan, Mina'dan sesleniyoruz. Hepinizin bayramlarını tebrik ederiz. Kurban Bayramı'nız, İyd-i Edhâ'nız said olsun. Bizim tanıdığımız Osmanlı çelebisi büyük amcalarımız, biz bayramlarını tebrik ettiğimiz zaman: "Her rûzunuz bir iyd olsun, yâni her gününüz bayram olsun" diye böyle güzel temennilerde bulunurlardı. "İydiniz said olsun, bayramınız saadetli olsun; her rûzunuz bir iyd olsun" derlerdi. Ben de Osmanlı ifadelerini tarihî, nostaljik havası olduğu için seviyorum. Hepinize aynı temenniyi naklediyorum. Bu ıydiniz said olsun, bundan sonra her rûzunuz da bir ıyd gibi olsun. Allah hem dünyada hem ahirette aziz ve mutlu eylesin. Lütfuna erdirsin; kahrından, gazabından, bizi üzecek şeylerden korusun... Allah-u Teàlâ Hazretleri önümüzdeki yıllarda, ömrünüz boyu nice nice mutlu bayramlara ermenizi, sıhhat afiyetle, saadetle, devletle, dostlarınızla, evlâtlarınızla, çoluk çocuğunuzla niye bayramlar görmenizi nasib eylesin... Hepinize en güzel dileklerle, dualarla, dünya ve ahiretin hayırlarını Cenâb-ı Mevlâ'dan dilerim, temenni ederim... Allah-u Teàlâ Hazretleri gelmeyen kardeşlerimize de bu mübarek beldelere gelmeyi, hac ve umre vazifelerini yapmayı nasib eylesin... Aziz ve muhterem kardeşlerim! Peygamber SAS Efendimiz bildiriyor ki: "Müslümanların iki tane bayramı vardır, dinî bayramı iki tanedir." Birisi Ramazan sonunda Ramazan Bayramı... Bir ay oruç tutuluyor, ibadetler yapılıyor, teravihler kılınıyor, Kur'an-ı Kerimler okunuyor. Muhteşem, mübarek bir ibadet ayı geçtikten sonra, mükâfatların artık tahakkuk ettiği zamanda, Ramazan bitince bir bayram oluyor. Ramazan Bayramı, Iydül-Fıtır deniliyor. Bakın iftar kelimesiyle ilgili. Yâni artık oruç tutulmuyor, iftarlı gibi oluyor insan. Oruç tutmayıp, yemek yeme durumuna geçmiş olduğundan Iydül-Fıtır denmiş o Ramazan Bayramı'na. Bu bayrama da İydül-Edhâ deniliyor. Edhâ - udhiyye, yâni kurbanlık kelimesiyle ilgili bir söz. Yâni bu bayramda kurban kesildiği için bunun adı Kurban Bayramı olmuş oluyor. Hacılar bu bayramda ne yapıyorlar? Arafat'tan Müzdelife'ye gelmiş oldukları gün, sabahleyin Kurban Bayramı'nın birinci günü olmuş oluyor. Müzdelife'de vakfelerini yaptıktan sonra Mina'ya geçiyorlar. "Büyük şeytan" dediğimiz Cemretül-Akabe'yi yedi taş atarak taşlıyorlar. Ondan sonra İbrahim AS'ın, Allah koç gönderip de kurban etmesini emrettiği şekilde, bu Mina'da kurbanları kesmesi gerekenler kurbanlarını kesiyor. Biliyorsunuz, hacc-ı temettû ve hacc-ı kıran yapanlar kurban keser. Hacc-ı ifrad yapanların kurban kesmesi, zengin olsa bile mecbur değildir; kesmeyebilir. Çünkü kurban kesmenin kendine göre zorlukları var. Bu kalabalıkta, kurban kesme yerlerine, mezbahanelere gidip gelmek, o işleri yapmak kolay olmuyor. Kafile hâlinde gittiğimiz zaman kardeşlerimiz gibip, bizim namımıza kurbanları seçip, kesip bize de bazı etinden, budundan tadımlık getiriyorlar ama, kan-ter içinde kalıyorlar. İhramları filân kanlanıyor. Tabii kolay bir şey değil. Kıran ve temettû haccı yapanlar, hem hac hem umreyi yaptıkları için şükran olarak kurban kesiyorlar. Kurban Bayramı oluyor. Bu Kurban Bayramı'nda hatırlatılması gereken önemli şeyler nelerdir? 1. Kurban Bayramı arafe günü sabah namazından, dördüncü günü ikindi namazının sonuna kadar her vakit namazının arkasından tekbir getirilecek. Yâni namaz kıldığımız zaman ne yapıyorduk? Selâm verdikten sonra, "Allàhümme entes-selâm, ve minkes-selâm..." duasını okuyorduk. Hayır öyle yapılmayacak, tekbir getirilecek: "--Allàhu ekber, Allahu ekber... Lâ ilâhe illallàhu vallàhu ekber... Allàhu ekber, ve lillâhil-hamd." denilecek. Teşrık tekbirleri Kurban Bayramı'ndan bir gün önce, yâni Arafe günü sabahtan başlıyor. Kurban Bayramı günlerinin sonuncu gününü ikindinin kılınmasına kadar, vacib olan tekbirleri unutmayın! Bu önemli... 2. Kurban Bayramı ve Ramazan Bayramı müslümanların iki önemli bayramı. Bu bayramların sevaplarından istifade etmek lâzım. Sevapları kaçırmamak lâzım, aziz ve sevgili Akra dinleyicileri!.. Peygamber SAS Efendimiz Hadis-i şeriflerinde buyurmuş ki: "Bir müslümanın bir müslümana üç günden fazla müddet dargın kalması helâl olmaz." --Niye üç güne kadar müsade ediyor? Eh işte biraz vaziyeti düşünsün, durumu muhakeme etsin, kim haklı kim haksız tefekkür etsin, kendisi haklıysa bile, "Affedersem sevabım çok olur." diye affı düşünsün. Haksızsa, suçunu anlayıp özür dilemeye karar versin. Üç günlük böyle bir düşünme, taşınma zamanı. Ama üç günden sonra, bu dargınlığı uzatmak doğru olmuyor. Bayramlar barışma vesilesidir. Barış, sevişme, dostluk, anlaşma ve birbirlerini tebrik etmek vesilesi olduğu için, bu bayramda dargınlar lütfen birbirlerini ziyaret etsinler! Küçükler büyükleri ziyaret etsin, eller öpülsün!.. Uzak diyarlardaysa telefon açılsın, tebrik gönderilsin! Tatlı sözlerle insanların arasının düzeltilmesine, bu bayram bir vesile kılınsın! Biliyorsunuz, Peygamber SAS Efendimiz diyor ki: (Feinne fesâdel-beyni hiyel-hâlika) "Kişilerin arasının bozulması, birbirlerine düşman olmaları, kızmaları, ayırları kökünden kazıyıp götüren bir felâkettir. Tıraş edip götüren, hayır bırakmayan bir felâkettir." İnsanların sevmesi lâzım, birbirleriyle dostluk kurması lâzım! (İnnemel-mü'minûne ihvetün) "Bütün müslümanlar, mü'minler birbirinin kardeşdir." Zengini, fakiri, Arab'ı, Acem'i, esmeri, beyazı, zencisi, esiri, hürü, uzak doğulusu, yakın doğulusu, Amerika'daki, Kanada'daki her müslüman bir birbirinin dostudur. İlerlemiş veya geri kalmış, her ne olursa olsun, müslümanlar birbirinin kardeşleridir. Allah kardeş yapmıştır, ilâhî bir kardeşliktir. Ahirette de devam edecek. Kadeşliğin korunması çok önemli oluyor. Allah-u Teàlâ Hazretleri Kur'an-ı Kerim'de cennetlerin müttakî kullarına hazırlandığını belirtirken: (Uiddet lil-müttekìn) "Cennetler müttekì kulları için hazırlanmıştır, mükâfat olarak." (Ellezîne...) "O mü'min kullar ki..." diye o mü'minlerin vasıflarını sayarken şöyle buyuruyor: (Ellezîne yünfikùne fis-serrâi ved-darrâ') "Sevinçli anlarında da, zararlı zamanlarında da, yâni zenginken de, fakirken de, her türlü hâl ü kârda yardım edilecek insanlara yardım ederler; infak ederler, sadaka verirler, hayır hasenât yaparlar." Müttakî kulların vasfı budur. Yâni elması varsa, yarısını verir bir fakire, gönlünü alır. Dürüş kazan, ye yedir Bir gönül ele getir Bin Kâ'be'den yeğrektir Bir gönül imâreti dediği gibi Yunus Emre'nin; gönül almaya, insan sevindirmeye, duasını kazanmaya çalışır. (Yunfikùne) "İnfak ederler (fis-sarrâi ved-darrâ) darlık ve genişlik zamanında, zenginlikte, fakirlikte, sevinçliyken, dardayken infak ederler." Mü'min kullar cömerttir. Müttakî kullar cömerttir, iyilikseverdir. Elindeki zenginliği, imkânları başkalarına ikram eder, Allah'ın rızasını kazanır. Biliyorsunuz, hadis-i kudsîlerde geçiyor. Benim de çok hoşuma gider o rivâyetleri okudukça neşelenirim. Peygamber Efendimiz bildiriyor: Yarın rûz-ı mahşerde Allah-u Teàlâ Hazretleri bir kuluna diyecekmiş ki: "--Ben hastalandım, beni ziyaret etmedin!" "--Tövbe yâ Rabbi! Sen âlemlerin Rabbisin, hastalanmazsın. Bu sözün mânâsı ne acaba?" diye soracakmış kul. "--Benim sevdiğim bir kul hastalandı, sen onu ziyarete gitmedin. Eğer ziyarete gitseydin, sanki beni ziyaret etmiş gibi sevap kazanacaktın." Bunun gibi: "--Acıktım doyurmadın. Yâni bir fakir geldi, aç; onu doyursaydın beni doyurmuş gibi büyük mükâfat alacaktın." diye bildirmiş. Demek ki Allah, kul sevindirmeyi çok sevdiğinden böyle anlatıyor. Böyle anlatıyor, böyle taltif ediyor iyilik yapanları. İyilik yapmaya vesileler arayalım ve ayetin burasından dersimizi alalım; bayram gününde tanıdıklarımıza, dostlarımıza ziyarete gittiğiniz zaman böyle güzel paketlerle, hediyelerle ikramlar, infaklar, hayırlar, sadakalar, bağışlar, hediyeler verelim! Çünkü: (Tehâdev tehabbû) "Hediyeleşin, hediyeden dolayı arada muhabbetler kuvvetlenir." buyruluyor. Hediyeleşmek müslümanın şiârıdır. Cömertliğin de bir sonucudur. İnsan parasından biraz böyle hediye faslı ayırmalı, bütçesinden bir bölüm, hediyelik eşya fonu ayırmalı, güzel hediyeleri seçmeli, insanlara, dostlarına hediye etmeli; yadigâr olmalı! Ben Medine-i Münevvere'de bir arkadaşımızın evinde kaldığımız zaman duvarda çok büyük, böyle birbuçuk veya iki metre boyunda güzel bir levha üzerinde, siyah zeminde madenî âyetel-kürsî gördüm. Güzel çerçeve... "--Aman ne kadar güzel bir levha, ne kadar muhteşem... Odayı da çok güzel süslemiş. Duvara çok da yakışmış." dedim. Güldü: "--Bunu Hocamız hediye etti bana..." dedi. Yâni Mehmed Zâhid Kotku Hocamız (Rh.A) misafir gittiği zaman, ona hediye olarak o muazzam levhayı vermiş. Kocaman bir hediye, çok para... Ama Hocamız verdi mi doyuracak şekilde verirdi. Hediyesi de çok güzel, ben de çok beğendim. Demek ki, hediyeleşeceğiz. Müttakì kulların bir vasfı: (Ellezîne yunfikùne fis-serrâi ved-darrâ') Fakir de olsa, zengin de olsa verecek. Dedelerimiz bunu şöyle ifade etmişler: "Çam sakızı, çoban armağanı." Yâni çoban ne yapsın? Parası yoktur. Dağda hayvanları gözetliyor, bekliyor; koyunları, sığırları güdüyor. Parası yok, ne yapsın? Dağdan gelirken çamlardan sızan reçineleri toplar, getirir, geldiği insana hediye verir. "Çam sakızı çoban armağanı" derler. Her ağaçta bulunduğu için ucuz bir şey, pahalı değil ama, o da bir hediyedir netice itibariyle. İnsan uzak bir yere gittiğinde, evine dönerken hediyeyle dönmesini Peygamber Efendimiz tavsiye ediyor. Müttakîlerin bir vasfı böyle hediye, infak, hayır, sadaka, cömertlik... İkincisi: (Vel-kâzımînel-gayz) "Gayzını, kinini, kızgınlığını yutar müttakî kullar." Yâni kızmış birisine, üfff, eline bir geçse parçalayacak. Ne kadar kızmış, sinirinden tir tir titriyor, çok fena kızmış. Neden? Öteki adam da çok kızdırmış, olmayacak şeyler yapmış, gel de kızma... Sen olsan sen de kızarsın, ben olsam ben de kızarım... Ama müttakî kullar ne yaparlar?.. (Vel-kâzımînel-gayz) Gayzını, kinini, kızgınlığını, haklı da olsa yutar. Kini yok. Yâni adam hak etti ama, kızılacak gibi bir şeyler yaptı ama, kızdı, üzdü, kırdı, döktü vs. ne yaptıysa yaptı ama, o affediyor. Çünkü affetmeyi Allah çok seviyor. Kızgınlığını devam ettirmemek, nefsine hakim olmak, kızmamak çok önemli. Peygamber SAS Efendimiz'e, ashabdan birisi (Rıdvânullahi aleyhim ecmaìn) gelmiş: "--Yâ Rasûlallah, bana bir nasihatte bulun, tasiyede bulun!" diye nasihat istemiş. Peygamber Efendimiz'e bazen gelirlerdi, böyle söylerledi: (Evsînî) "-- Bana bir nasihat et, yâ Rasûllallah!" Peygamber Efendimiz buyurmuş ki: (Lâ tağdab) "--Kızma." Üç defa sormuş. Yâni ikinci, üçüncü soruşlarının sebebi ne?.. Daha başka bir nasihat etsin filân diye. Her seferinde Peygamber Efendimiz: "--(Lâ tağdab) Gazablanma, kızma! Yâni kızgınlığını yut, sakin bir insan ol!" buyurmuş. Tabii bu biraz zor. Ben biraz asabîyim. Kendi kendime bakıyorum, asabiyim. İnsanın kızgınlığını, asabiyetini filân yutması kolay değil ama, mü'min mü'mine karşı şefkatli olacak. Akrabasına, dostuna, yakınına karşı, kendisine karşı hata işlemiş bile olsa, kızgınlığını yutacak. Müttakîlerin ikinci vasfı bu... İnfak eder, kızgınlığını yutar: 3. (Vel-âfîne anin-nâs) "İnsanların kendisine karşı hata, kusur işlemiş, suç işlemiş olanları da affeder bunlar." diye bildiriyor. Demek ki affetmek de büyük bir sıfattır. Mütakkîlerin, cennetliklerin sıfatıdır. Onun için affedici olalım ve bu dargınlıkları bayramda izâle etmeye, bitirmeye başlayalım. Bir insan öteki insanla dargınken benim bu sözümü duydu, hadis-i şerifi okudu, dargınlıktan vazgeçmeye karar verdi. Öteki adamın yanına gitti, elini uzattı... Ötekisi de elini itti, yüzünü döndürdü, ağır sözler söyledi, barışmayı kabul etmedi. Ne olur?.. Barışma teşebbüsünü yapan bütün sevapları kazanır; reddeden bütün günahları, vebâli yüklenir, haramı işlemiş olur. Çünkü dargın kalmak haram. Haramda ısrarı yapan, cezasını çeker, belâsını bulur. Demek ki biz teşebbüsü yapalım, isterse karşı taraf reddetsin. Yâni: "--O bizi reddeder, barışmaz, affetmez!" Olsun, sen bir teşebbüsünü yap! Hediye götür, yumuşak konuş, yaparsa yapar. Yapmazsa sen vebalden kurtulmuş olursun. Tabii dostları ziyaret edeceğiz, hediyeler vereceğiz. Dargın isek, dargın olduğumuz kimselerle barışacağız. Bildiğimiz dargınlar varsa, aralarını düzeltmeye aracı olacağız. --Başka?.. 4. Büyüklerimizin kabirlerini ziyaret edeceğiz, geçmişlerimizin kabirlerini ziyaret edeceğiz. Yâsin Sûresi okuyacağız. Diğer, Elhâkümüt-tekâsür'ü, onbir Kul huvallahu ehad'ı, Tebâreke Sûresi'ni ve sâireyi okuyacağız. Onların da ruhlarını şâd etmeye çalışacağız. 5. Aziz ve muhterem kardeşlerim! Müslümanların hepsinin iyiliğini isteyeceğiz. "Müslümanların dertleriyle, işleriyle, sıkıntılarıyla, sorunlarıyla ilgilenmeyen bizden değildir." diye Peygamber Efendimiz defterden siliyor, reddediyor. Müslümanların dertleriyle dertleneceğiz. Meselâ bana telefon açtılar, Hollanda'dan buraya Mekke-i Mükerreme'ye. Otuzbeşbin Somalili mültecî varmış. Otuzbeşbin Somalili mültecî orda sığıntı durumdaymış. Ailelerin üçü-beşi bir evde kalıyormuş, dört-beş çocuklu her birisi... Çok zor şartlar altında yaşıyorlarmış. Bir camileri bile yokmuş. Bir cami almaları lâzım. Eh tabii yardımcı olmamız gerekiyor. Müslüman kardeşimiz. Somali'ye biz asker gönderdik. Amerika, Birleşmiş Milletler gitti, geldi filân... Somali'nin durumu ne oldu? Yâni orası %99, %100 müslüman olan bir ülke, perişan bir ülke... Somali'yle ilgilenmemek olur mu? Bosna'yla ilgilenmemek olur mu? Çeçenistan'la ilgilenmemek olur mu? Makedonya'yla, Kosova'yla, Sancak'la ilgilenmemek olur mu?.. Bunlarla ilgilenmemiz lâzım. Ben, özellikle oralardan Türkiye'ye göç etmiş, kökeni orası olan kardeşlerime bu bayramda rica ediyorum lütfen kökenlerinin, dedelerinin yaşadığı yerlerde bulunan kardeşlerini unutmasınlar. Onlara yardımcı olsunlar, yardım elini uzatsınlar, yardım çarelerini düşünsünler. Biz, Bosnalılar için bir dernek kurduk. Sonra Kuzey Irak'taki mazlumlar, mağdurlar için arkadaşlar bir dernek kursun dedik. Daha başka dernek kurma çalışmalarını teşvik ediyoruz. Uzak Doğu'daki İslâm ülkeleriyle ilişkiler güzelleşsin diye çalışıyoruz... Demek ki müslümanlar, yâni burda vaazımı dinleyen siz kıymetli Akra dinleyicileri, şöyle bir soru soracaksınız kendinize: "--Elimde bulunan imkânlarla, zenginliklerle, müktesebatla, şimdiye kadar öğrendiklerimle, sahip olduğum mevkii ve makam ile, bilgi ve görgü ile acaba yurt içindeki ve yurt dışındaki müslüman kardeşlerime neler yapabilirim? Ben burda bayram yapıyorum, mutluyum, saadet içindeyim. Elhamdü lillâh, Allah bana huzur içinde bayram yapmayı nasib etmiş ama; acaba aç, susuz, mazlum, mağdur, esir ne kadar müslüman var? Dünyanın neresinde, onların halleri nedir, ne olacak?.." Lütfen öteki müslümanları da düşünün! Öteki müslümanların hallerini anlamaya çalışın! Onlara da yarım elini uzatmaya gayret edin! Gönlünüz onlarla olsun, aklınız onlarla olsun! Lütfen yurtiçinden yurtdışına doğru genişleyelim! Lütfen ilgimizi yayalım. Çünkü İslâm cihan şumûl bir dindir. Tüm cihandaki bütün müslümanlar kardeşimizdir. Dar bir kafeste sıkıştırılmış bir aslan gibi olmamalıyız. Bütün müslümanlarla ilgilenmemeliyiz; ziyaret yapmalıyız, ticaret yapmalıyız, ilişkiler kurmalıyız. Dostluk dernekleri kurmalıyız... Bu İslâm kardeşliğini, müslümanların birbiriyle kardeş olduğunu lâfta bırakmamalıyız. Fiiliyatta yardım olmalı... Ben şimdi uluslararası örgütlere bakıyorum: Çocukları yetiştirme örgütü, bilmem şu örgüt, bu örgüt... diye bizim de üye olduğumuz örgütlere bakıyorum. Ya Avrupalılar kurmuşlar, Amerikalılar takip ediyor. Kilise işin içinde, ön sırada koşturuyor filân... Bir bakıma üzülüyorum. Hayırları yapmak müslümana yakışır. Yâni bütün dünyaya hayrı, güzelliği, yardımı, mutluluğu yerleştirmeye çalışmak müslümanın görevi olmalı ve böyle yaptığımız zaman da görgümüz, bilgimiz artacak. Ben bütün dünyayı dolaşarak çok değişik izlenimler aldım. İnsan Türkiye'de yaşadığımız zamandan çok daha güzel duygulara bürünüyor, hem de dünyayı gezdikçe insanın önüne büyük imkânlar açılıyor. Yâni biz Türkiye'de başımızı kuma sokan devekuşları gibi yaşıyoruz. Halbuki dünyanın nerelerinde nice imkânlar var, nice kazançlar var. Yapacağımız nice çalışmalar var, nice hizmetler var. Elde edeceğimiz nice menfaatler ve kârlar var. Millî menfaat, dinî menfaat, şahsî menfaat; her bakımdan, bilgi görgü bakımında çok istifade edeceğiz. Onun için bu bayramda hepinizin tüm dünya müslümanlarıyla ilgilenmenizi, ilginizi genişletmenizi, himmetinizi yüksek tutmanızı, gayretinizi çoğaltmanızı, İslâm için daha çok çalışmanızı, müslümanların aziz olması için, mağduriyetten, mazlumiyetten, esaretten kurtulması için, insanca yaşama hallerine, şartlarına sahip olması için elinizden geleni yapmanızı rica edeceğim. Çünkü çepeçevre her yanımızdaki müslümanlar çeşit çeşit sıkıntılar içinde. Biz de elhamdü lillâh mutlu bir ülkeyiz. Millî gelirimiz yüksek. İnsanımız daha görgülü. Yetişmiş insanımız çok. Çok canlı bir milletiz. Genç insan sayısı fazla... Başka milletlerin yaş ortalaması çok yüksek olduğu hâlde, biz genç nesillerin çok olduğu dipdiri bir milletiz. İnşaallah önümüzdeki yıllarda daha güzel hizmetler yapacağız, daha ön plâna çıkacağız. Dünya üzerinde hayırların yapılması, şerlerin engellenmesi için daha güzel hizmetler yapma imkânımız olacak ama, bunun için kendimizi yetiştirmemiz lâzım, hazırlamamız lâzım! Çoluk çocuğumuzu buna göre yetiştirmemiz lâzım. Bir dileğim de lütfen çocuklarınızın istikbâliyle ilgilenin. Onları uluslararası kıymetli birer insan olması, uluslararası hizmetler yapabilecek vasıflara sahip yüksek insan olması için; onları yabancı dil bilen, Arapça bilen, yabancı dil bilen, bilgisayar kullanmasını bilen görgülü, ileri, çağdaş, çağa hükmeden, çağı sürükleyen, insanlara önderlik yapabilecek vasıfta yetişmesine gayret edin. Peygamber Efendimiz SAS'in tavsiyesi bu. Çocuklarımız bizim çağımızın insan değildir. Kendi çağlarının, yâni önümüzdeki çağın insandır. Kendi çağımıza, kendi görgümüze değil, ilerdeki ihtiyaçlara göre onları yetiştirmeye gayret edelim. Hepinize tekrar tebriklerimi sunuyorum. Çocuklarınız çok iyi yetişsin. Allah onların güzel günlerini görmeyi, o yönden de mutlu olmanızı, bayram etmenizi, çocuklarımıza nice bayramlar hazırlamamızı nasib eylesin... Hepinize en iyi dileklerimi sunarım, dualarınız beklerim. Bayramlarınız mübarek olsun. Her şey gönlünüzce olsun. Allah dualarınızı kabul etsin. Dünya ve ahirette bahtiyar eylesin. Cennetiyle, cemâliyle cümlenizi müşerref eylesin... Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri!.. Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü!.. Allah’ın öteden beri cârî olan (süregelen) sünneti/kanunu budur. (Peygamberini ve gerçek inananları üstün getirir.) Allah’ın sünnetinde hiçbir değişme bulamazsın. (48/Fetih,23) Prof. Dr. M. Es'ad Coşan (Rh.a)
21c47ca00907
[ "hplt2", "vngrs" ]
V-Pills’in Penislerde kalıcı şekilde sağladığı büyüme ve kalınlaşma, ürünün düzenli ve gerektiği gibi kullanımda ortaya çıkmaktadır. Erkeklerin dış üreme organı olan penislerindeki boşluklu yapının V-Pills etken maddesiyle devamlı olarak beslenmesi neticesinde penisin ebatlarındaki büyümede kalıcılık sağlanmaktadır. V-Pills ürünlerinin bileşiminde kullanılan doğal ve bitkisel ürünler bir araya belirli dozlarda getirilmesi neticesinde, insan anatomisine uygun bir şekilde uyarlanarak günlük doz belirlenmekte ve ona göre kullanıcıya sunulmaktadır. Bu ürünün içeriği herkese açık bir şekilde sunulmaktadır. Normal yollardan besin olarak tükettiğimiz bu ürünleri kullanmamız halinde V-Pills kadar etki göstermemektedir diye bir soru ile karşılaşırsak bunun cevabı, her doğal besinin bir diğer bitkiyle, meyveyle veya besinle etkileşime girmesi ve doğru oranlarda karşım sağlanması gerekmektedir. V-Pills uzun bilimsel araştırmalar sonucu ortaya çıkmış bir üründür. En başta amaçlanan şey erkeklerin en büyük kişisel problemi olarak gördükleri küçük penis ve erken boşalma gibi sorunlara yönelik olarak üretilmiştir. Büyük başarı yakalayan bu ürün dünyanın pek çok ülkesinde en fazla tercih edilen besin takviyesidir. Asla bir ilaç değildir. İlaç olmadığı için reçete kullanımını gerektirmez. Cinsel ilişkide ön plana çıkan ve çiftler arasında, büyük sorun yaratan pek çok köklü cinsel soruna çare olmaktadır. Bunun yanında asıl işlevi olan penis büyütmesindeki etkisi, efsane ürünler arasında yerini sağlamlaştırmıştır. Kalıcı ve geliştirici etkisiyle V-Pills cinsel hayatı sorunlu tüm erkekler için geliştirilmiş gerçek ve kaliteli bir konsept üründür. Sadece bir etkiye değil birkaç farklı güce sahip, komple bit üründür. Bu ürünün başarısı o kadar fazla olmuştur ki derhal piyasada sahteleri ve taklit ürünleri üretilmeye başlanmıştır. Alınacak her ürünün mutlaka hologramlı ve barkotlu ürün olmasına, dikkat edilmesi gerekmektedir. Bir önceki makalemizde V-Pills Satış Noktaları hakkında gerekli açıklamalara yer verilmiştir.
e9fb7bd211c5
[ "hplt2", "vngrs" ]
Ayşe ve Cemal birbirlerini çok severek evlenmiş, maddi açıdan iyi-kötü geçinen mutlu bir çifttir. Fakat bir türlü çocukları olmaz. Normal yollardan çocuk sahibi olamayınca, Ayşe'nin karşı çıkışlarına rağmen Cemal, yasa dışı bir şekilde çocuk sahibi olur. Ayşe, Can adını verdikleri bu bebeği hiçbir zaman tam olarak sahiplenemez. Diğer yandan bu tutum yüzünden Cemal ile de arası gitgide açılacaktır; Cemal'in bir sene boyunca çabalaması sonuç vermez, nihayetinde evi terk eder. Ayşe şimdi Can ile tek başına kalır.
6b8ac0bdc940
[ "hplt2", "vngrs" ]
Bangui’deki Katolik kilisesini Müslümanlar koruyor Bangui’deki 5 Kilometre Mahallesi'nde yaşayan Müslümanlar, zarar görmemesi için Katolik Saint Mathias Kilisesi'nin güvenliğini üstlendi. Orta Afrika Cumhuriyeti'nin başkenti Bangui’de, Müslüman Seleka ve Hristiyan Anti-balaka grupları arasındaki çatışmalara sahne olan 5 Kilometre Mahallesi'nde yaşayan Müslümanlar, 50 yıllık kiliseyi koruyor. Mahalle sakinlerinden Ömer Muhammed, “İslam, kutsal mekanlara dokunmayı yasaklıyor bu nedenle Allah’ın evi olan bu kutsal mekanın korunması gerekiyor" dedi. 5 Kilometre mahallesinde yaşayan Hristiyanlarla çok iyi anlaştıklarını ifade eden Ömer Muhammed, tek suçlunun diğer mahallelerden gelen Anti-Balaka grubuna üye kişiler olduğunu ifade etti. Muhammed, Anti-Balaka grubu tarafından camilerin yıkılmasına üzüldüğünü fakat buna rağmen çatışmaların "kardeşlik ilişkilerine zarar vermesine izin vermeyeceklerini" vurguladı. “Hristiyan bazı mahalle sakinleri de Müslümanların ve Hristiyanların mahallede kardeşçe yaşadığına dikkati çekti. Papaz evinin yağmalandığına fakat kiliseye dokunulmadığına dikkat çeken Bangui Başpiskoposu Dieudonne Nzapalainga ise Hıristiyanların mahallelerine dönmeye hazır olduklarını ifade etti.
3ff09bb9cfa8
[ "hplt2", "vngrs" ]
Kürtler Zapatista Taktiği ile Yol Alıyor-FehimTaştekin Suriye’deki Demokratik Birlik Partisi (PYD), Kürtlerin ifadesiyle Batı Kürdistan’da fiili bir Kürt özerk bölgesinin başaktörü olarak umulmadık zamanlamayla denkleme girdi. Türkiye’nin Suriye yelpazesinde zinhar görmek istemediği bir unsur. Haliyle AKP hükümeti “PKK’nın uzantısı, rejimin maşası, silahları sayesinde gücü var, tabanı yok” diyerek dışlama yolunu seçti. Sorun şu: Suriye yeniden şekillenirken güneyimizde yüzlerce kilometrelik bir şeritte fiili Kürt özerk entitesi hukuki bir çerçeveye kavuşursa ve PYD ilk seçimde Türkiye’nin kucak açtığı Kürt Ulusal Konseyi’ndeki (KUK) 15 partiye galebe çalarsa Ankara ne yapacak? PYD’yi PKK ve Şebbiha’ya eşitleyen altı çürük bir politikayı halka kabul ettirmek en kolayı. Ama bu yol Türkiye’ye ağıra mal olacak riskler içerdiği gibi sahadaki gerçekliği de ıskalıyor. PKK lideri Abdullah Öcalan’ın PYD’nin tabanında önder olarak kabul edildiği sır değil. İdeolojik olarak PKK ile PYD aynı havuzda. Hatta PYD’nin kontrolü ele aldığı bölgelerde yaptığı, KCK modelinin hayata geçirilmesinden başka bir şey değil. Peki “Bütün bunlar milis gücü sayesinde” demek durumu izah etmeye yeter mi? Bölgeyi yakından izleyenlerin ortak kanaati şu: KUK’un partileri KDP hariç tabela partisi. Toplumu mobilize edebilen, örgütlü davranan ve savunma gücü olarak duruma hâkim olan tek örgüt PYD. PYD’nin siyasi kanadı olduğu Demokratik Toplum Hareketi bölgede rejim güçlerinin çekilmesi sonrası bir nevi belediye hizmeti görüyor. Suriyeli gazeteci Barzan İso’nun deyimiyle “Zapatista’nın taktiğini izliyorlar: Çatışmadan kaçın, toplumu örgütle.” Bu PYD’nin neden Esad güçleriyle çatışmak istemediğini de bir nezbe anlatıyor. Kamışlı’da KUK gösteri için 1500 kişi toplarken PYD’nin mitingine 10 bin kişi katılıyor. PYD’nin tabanı KUK’un acziyeti PYD’nin hâkimiyetine karşı 3 koldan baskı organizasyonu dikkat çekiyor. Bir tarafta KUK’un partileri, Yüksek Kürt Konseyi altında birleştikleri halde PYD’ye karşı kampanya yürütüyor. Uluslararası toplumda ve medyada PYD’nin Erbil Anlaşması’na uymadığı, tek başına hareket ettiği, rejimle işbirliği yaptığına dair suçlamaların kaynağı bu partiler. Çünkü PYD’nin karşısında varlık gösteremiyorlar, hatta Erbil Anlaşması gereğince komitelere adam verebilmiş değiller. Onlar temsilci göndermeyince HSK’da olduğu gibi meydan PYD’ye kalıyor. İkincisi, selefi grupların harekete geçirildiğini görüyoruz. Halep’teki Eşrefiye ve Şeyh Maksut mahallelerinde PYD’nin kontrolüne son vermek için Kürtlerden oluşan Selahaddin Tugayı devreye sokulmuştu. Rasulayn’da da Kaide bağlantılı Nusra Cephesi ile Guraba el Şam sahneye çıktı. Üçüncüsü, 1970’lerde Cezire bölgesine Arap Kemeri planıyla yerleştirilmiş Araplar “Kürtler sizi bölgeden sürecek” korkusuyla örgütleniyor. Bu işte başı Bakara aşireti çekiyor. Barzan İso’ya göre Rasulayn’a farklı yerlerden de silahlı gruplar gelmeye başladı. PYD yine de bu kumpastan sıyrılıp merkezi İstanbul’dan Kahire’ye kayan Suriye muhalefetiyle pazarlığın bir parçası olmayı başardı. PYD lideri Salih Muslim’le yaptığım röportaj (aşağıda) Kürtlerin göz ardı edilemeyecek bir aktör olarak sahnede kalacağını gösteriyor. * * * ‘Suriye muhalefeti Davutoğlu’ndan emir almaz’ PYD lideri Muslim, Türkiye’nin tuttuğu Kürt partilerin federalizm arayışlarına karşı daha esnek ve Araplara kabul ettirilmesi daha kolay olan ‘demokratik özerklik’ formülünü önceliyor. Radikal’e konuşan PYD lideri, PKK ile organik bağı olduğu suçlamasını reddediyor: - Kürtlerin Marakeş’teki Suriye’nin Dostları Toplantısı’nda Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’na (SMDK) katılacakları bekleniyordu ama olmadı. Ne oldu? Kürtlerin haklarının anayasal garanti altına alınacağına dair sözlü olarak garantide bulundular. Bu vaatleri daha somutlaştırmak için 7 kişilik bir komite kurduk. Komite Marakeş’e gidemedi, Kahire’ye gidip bu meseleleri konuşup anlaşacak. - Kürt Ulusal Konseyi (KUK) Kamışlı’da bir toplantı yapıp SMDK’ya katılacağını açıklamıştı. Sizden ayrı mı hareket ediyorlar? Hayır, ayrı hareket etmiyorlar. 7 kişilik komiteyi Yüksek Kürt Konseyi (YKK) adına oluşturduk. - PYD resmen temsil edilmiş olacak mı? PYD önemli değil. PYD, YKK’da resmen temsil ediliyor. Bir üye PYD’li olabilir ya da PYD’ye yakın olabilir, bunun önemi yok. - Yani sizi doğrudan temsil eden birinin olması şart değil? Şimdilik koşmuyoruz. Ama ilerde koşacağız, bunu kabul edeceklerdir. - Eğer anlaşma sağlanırsa SMDK’da PYD’nin de temsilcisi olacak diyebilir miyiz? Tabii diyebilirsiniz. - Türkiye ya da ABD’nin burada bir çekincesi yok mu? Davutoğlu’nun bazı söylemleri var ama bağlayıcı görmüyoruz. SMDK, Davutoğlu’nun emrinde değil. Kendi iradesi ve kararları var. Suriye halkının bir parçasının katılımı için Davutoğlu’ndan izin alacak değiller. - Özerklik talebiyle ilgili şartınızdan geri adım attınız mı? Üç konuda uzlaşma olduğunu görüyorum: Yüzde 15 oranında temsiliyet, başkan yardımcılığı ve Suriye Arap Cumhuriyeti ismindeki Arap’ın çıkarılması. Burada özerklik garantisi yok. Hayır vazgeçmedik. Ad ya da çerçeve değil içerik önemli. Kürt varlığının anayasal olarak teyit edilmesini; sosyal, siyasal, kültürel ve savunma haklarımızın anayasal güvence altına alınmasını talep ediyoruz. Bunlar olduktan sonra adı ister demokratik federalizm ister başka bir şey... - Adını koymak istemediğiniz özerklik konusunda Arap muhalefeti esnek mi? Çünkü Ulusal Konsey bu konuda katıydı. Yeni koalisyon farklı bir tutum mu sergiliyor? Evet, Kürtlerin katılımını sağlamak için daha esnek davranması gerekiyor. Tabii onlar Türkiye’nin kontrolünden çıkmış durumda. Toplantılar İstanbul ve Antalya’dayken onlardan hiçbir şey beklemiyorduk. Şimdi daha serbest hareket edebilirler diye düşünüyorum. - KUK da bu konularda sizinle aynı tepkiyi veriyor mu? KUK’tan bazıları bizden daha katı davranıyor. - Federalizm konusunda sanırım. Evet. - Peki, Türkiye ile birlikte çalışma konusunda... Hayır, tepkileri farklı. Türkiye belki onları tercih edip, bizden uzak duruyor, önyargıdan kaynaklanıyor. - Rasulayn’da Kürtlerle muhalif güçler arasındaki çatışmaların arkasında ne var size göre? Bize göre bunlar Suriye Özgür Ordusu’na (ÖSO) bağlı değildir. ÖSO ile temaslarımız oldu, “Bunlar bizden değil. Bunlar rejimin oluşturduğu örgütler” dediler. Ve bunların ayrı örgüt olduğunu, Türkiye’nin kontrolünde olduğunu biliyoruz. Kaide ile bağlantıları var. Türkiye bunları Kürtlere saldırtıyor, önce Halep ve Afrin’de son olarak Rasulayn’da saldırdılar. - Sanırım Nusra Cephesi’ni kastediyorsunuz, rejim kurdu diyorsunuz ama rejime yönelik en ağır darbeyi de bunlar vuruyor… Ben söylemiyorum, ÖSO içinden birileri, özellikle Müslüman Kardeşler söylüyor. ‘Onlar dostken biz düşmandık’ - Dışişleri Bakanı Davutoğlu, PYD’yi PKK ve Şebbiha’ya eşitleyen bir açıklama yaptı. Buna ne diyorsunuz? Nerede Kürt halkının haklarını savunan varsa Türk rejimi bundan rahatsız. Biz de Batı Kürdistan halkının haklarını savunuyoruz. Bizi düşman ilan etmek için de bahane arıyorlar. En kolay bahane de PKK ile kurulan bağ. - Hiç bağı yok mu? PKK hiçbir zaman Batı Kürdistan’a muhtaç değildir. PKK İstanbul’dadır, Ankara’dadır, Diyarbakır’dadır vs. Hep söyledik: Türkiye sınırlarında kimse bizden bir saldırı beklemesin. Suriye’deki Kürt halkının haklarını istiyoruz, gerçek demokrasi istiyoruz ve Türk halkına asla düşman değiliz. Adana Anlaşması’ndan sonra PKK’lıların hepsi teslim edildi. Anlaşma hâlâ geçerli. Onun için de PKK’lılar Suriye’de bulunmaz, bulunmaları için de bir gerekçe yok. - PYD gücünü tabandan değil rejimden alıyor suçlamasına yanıtınız nedir? Türkiye ile Suriye liderleri kol kola gezerken biz 2004’te Kamışlı olaylarında bu rejime karşı yüzlerce şehit verdik. 2011’de ‘Suriye devrimi’ başladığında 1550 PYD taraftarı tutuklandı. Halep, Afrin, Derik ve Kamışlı’da rejimle çatıştık, kayıplar verdik. Hem devrimden önce hem devrimden sonra Kürt örgütler arasında rejimle en fazla çatışan bizdik. Nasıl oluyor da rejimden beslendiğimiz söyleniyor, anlamıyorum. Bizim stratejimiz değişik, o kadar. Diğer örgütler gibi Türkiye rejiminin emrinde değiliz. Hiçbir zaman Suriye rejimiyle anlaşmadık. - Türkiye bir tarafta Irak’taki Kürtlerle stratejik ilişkiler geliştirirken neden Suriyeli Kürtlere farklı bir politika izliyor? Bir nedeni olması gerekmez mi? Hiçbir zaman Güney Kürdistan’la stratejik ilişki geliştirmiş değildir. Bu çıkar ilişkisidir. Bir Türk yetkilisi yolda bir Kürt bayrağı varsa oradan geçmek istemiyor. Bir Kürt temsilci Ankara’ya, İstanbul’a geldiğinde Kürt bayrağı bulunuyor mu? Bu nasıl stratejik işbirliği? - Davutoğlu, Kürt lider Meşal Temmo’nun öldürülmesiyle ilgili PYD’yi suçladı… Pekâlâ, El Arabiye belgeler yayımladı, kimin emir verdiği, kimin yaptığı belli. Suçlamalar neden tekrarlanıyor? El Arabiye de bizim tarafımızda değil üstelik. - Ancak El Arabiye’deki belgelerin güvenilirliği tartışılır... O zaman ben de şunu sorarım: Temmo’yu Türk rejimi neden öldürmüş olmasın? Türkiye ve Suriye’nin istihbaratları en güçlü istihbaratlardır. İkisi de istediğini yapabilir, ikisi de Kürtlere düşmandır. Onlar niye öldürmüş olmasın? Arkadaşına Gönder
f1bdb8dfdc37
[ "hplt2", "vngrs" ]
Ev dekorasyonunda her alan için farklı modellerde aydınlatma ürünlerine ihtiyaç duyarız , bazen bir oda içerisinde iki yada üç değişik aydınlatma kullanılabilir , tüm odanın aydınlatılması için avizeler , gerek duyduğunuz bir köşe için lambader modelleri , sadece dekor amaçlı olarak ta led aydınlatmaları kullanabilirsiniz . Özellikle salon dekorasyonunda başta avizeler olmak üzere ,yemek odası , dinlenme veya okuma köşesi olarak kullandığınız alan da şık bir lambader ve mobilyalarınız için led aydınlatma ürünleri mutlaka kullanılması gereken tasarımlardır . Dekoratif Avize Modelleri ise her tarz dekorasyonda bambaşka bir estetik kazandıran Aydınlatma ürünleri arasında olmazsa olmaz tasarımlardır . Antre dekorasyonunda avize kullanılır , salonlarda , yemek masası üzerinde tavana monte veya sarkıt modeller mekanın dekorasyon tarzına göre seçilerek göz kamaştıran bir şıklık sağlar . Sizler için değişik modellere sahip olan modern ve klasik tarz avizeler arasından seçtiğimiz en güzel En Güzel 2015 Avizeler değişik modelleri ile galerimizde sizleri bekliyor , yeni avize alışverişine çıkmadan önce incelemenizi tavsiye ederiz . Bir önceki yazımız olan Yemek Odaları İçin Yeni Trend Aydınlatma Modelleri 2015 başlıklı makalemizde 2015 yemek odası aydınlatma modelleri, aydınlatma ve yemek odaları için yeni trend aydınlatmalar hakkında bilgiler verilmektedir.
852b06db9b50
[ "hplt2", "vngrs" ]
Taraf GAZETESİ Sabah elime hangi gazeteyi alsam, en kolay görünür yerde, Müzeyyen Senar’ın ölüm haberi. Birkaçı, bunu “diva” demek için fırsat saymış. Müzeyyen Senar “diva” değildi; bambaşka bir kültür içinde yetişmiş biriydi. Ama bundan ötürü bir divadan daha aşağı rütbede biri değildi. O da kendi kültürü içinde birinci sınıf bir sanatçıydı. Çok yaşlanmış olduğunu ara sıra gene gazetelerde okuyorduk. Kendisiyle hiç tanışmadığım için son yıllarının nasıl geçtiğini de hiç bilmiyorum. Yaşlılık bazen bir nimet değil, tam tersi olabiliyor. Umarım Müzeyyen Hanım için öyle olmamıştı (ama yürüyemediği, konuşamadığı da söyleniyor). Bu güzel sesli (ve erken) kadınlar, “muganniyeler” arasında en son o ayrıldı hayattan. Benim bu adları tanımaya başlamam herhalde ellilerinin ikinci yarısı olmalı. Radyo. Çocukluk yıllarımda “alaturka” dediğimiz bu musikiyle ilgilenmezdim. Pek zevk almazdım da. Ama Müzeyyen Senar adı, Safiye Ayla adı, mutlaka birtakım kanallardan geçer, insanın belleğine yerleşirdi. En yaşlıları Arap asıllı Safiye Ayla olmak üzere (1907 doğumlu) üç kadındı, ellilerin, otuzlardan devam eden üç yıldızı: sırayla Safiye Ayla (1907-98), Hamiyet Yüceses (1916-96) ve Müzeyyen Senar (1919-2015). Ama onlara birkaç yaş daha küçük bir ikinci kuşak, “yirmililer” kuşağı da katılmıştı bu sıra: Radife Erten (1923-88), Perihan Altındağ (1925-2008) ve Sabite Tur Gülerman (1927-89). Bir de ünlü türkücüsü vardı, bütün bu yılların: Zehra Bilir (1913-2007). Has Osmanlı musikisi erkek sesi içindir. Kaçgöç toplumunda yakın akraba olmadıkça kadınlarla erkekler yan yana gelmezler ki birarada şarkı söylesinler. Ancak Osmanlı gelenekleri dağılmaya başlarken kadınlar da şarkı söyler oldu –yoksa aile çevresi dışında, sesleri pek duyulmazdı. Ama kendi özel hayatlarında onlar da çeşitli sazlar çalmayı öğrenir, teganni de ederlerdi. Birkaç besteci bile çıkabildi. Erken plak dolduranlardan biri Nebile Hanım. Onun galiba ölümü 1925. Ve galiba bir “İttihad ü Terakki” marşı bestelemiş. Ne kadar nazlı ve ürkek okur. Elliler, tabii, Türkiye’de gazinonun doğduğu yıllar. Hayat değişiyor, zevkler değişiyor. Bu koşullarda artık kadınlar da yıldız oluyor, “assolist” de oluyor. Benim dedelerimden biri bunlardan birini dinlemeye gitmiş, sırtını sahneye çevirip oturmuş; “Şimdi bakarsın bir de âşık olurum kadına, görmeden dinleyeyim bari,” diye. Müzeyyen Senar gazinonun kraliçesi oldu. Bu işi onun kadar iyi yapan pek olmadı. Olağanüstü bir sesi vardı zaten. Ama buna bir de, gazinoya iyi giden bir üslûp kattı. Bunun için biraz türküyü de seferber etti: “Sigaramın dumanı” gibi türküler. Zaten Müzeyyen Hanım sahneyi fiilen terkettikten sonra, dediğim bu üslûbu Behiye Aksoy devam ettirdi –onu da bu yakınlarda kaybettik. Daha sonralar ise “üslûp” Bülent Ersoy’a kaldı. “Olağanüstü sesi” dedim. Eski kayıtlarda dinleyebiliyoruz o sesi. Uzun zaman Müzeyyen Hanım şarkı söylemeye devam etti ama o sesin bütün bu süre boyunca devam etmesi fiziksel olarak mümkün değildi. Daha ileri yaşlarında çok daha pestleşmiş bir sesle söyledi. Ama şarkı, musiki bilgisi, eda, tavır orada olduğu için bunlar da yeterince güzeldir. Gene de, “genç Müzeyyen” sesi benzersiz bir şey. Ben ne zamandır çok yakından izleyemiyorum bu piyasada neler olduğunu; biraz tuhaf bir şeydir bu, ama böyledir, ölümler yayını hızlandırır. Müzeyyen Senar’ın bir “Toplu Eserler”i, çeşitli dönemlerinin özellikleriyle, iyi olur sanıyorum..
71c22485129b
[ "c4", "hplt2", "vngrs" ]
Kutuplarda Antibiyotik Savaşları Osman Baba’nın anlattıkları karşısında dehşete düşmemek elde değildi. Bu halüsinasyon gıdaları duyduktan sonra hükümetin gdo ile ilgili hiçbir engellemede bulunmamasına hatta teşvik bile etmesine çok hayıflanmıştım. Bir yere sürükleniyorduk ama… Herkes için geçerli değil belki ama halkımızın geneli; ne yediğine, ne de içtiğine dikkat ediyordu. Ayet adeta tecelli ediyordu: “Ekini ve nesli mahvedecekler!” Ekinlerimizi ve neslimizi kendi ellerimizle, idarecilerimizin kararları ile mahvediyorduk. Osman Baba ile bu soğuk kış gününde yaptığımız çalışmalar oldukça verimliydi. Yeni bilgiler öğreniyordum. Önümde yeni kapılar açılıyordu adeta. Osman Baba ile oturduğumuz yerin manzarasına da doyum olmuyordu. Önümüzde; Kız Kulesi, Boğaz ve karşı kıyıda ecdat yadigârı muhteşem yapılar… “Hadi bakalım, biraz da karnımızı doyuralım” dedi Osman Baba. Çantalarımızı alarak bulunduğumuz yerden çıktık. Havanın soğuk olmasına rağmen dışarıda yürümeye başladık. Denizin rüzgârı bizi daha da üşütüyordu. Ben Osman Baba’nın çantasıyla kendi çantamı almış, Osman Baba’nın da koluna girmiştim. Üsküdar meydanına kadar bu şekilde yürüdük. Arka sokaklarda biraz ilerledikten sonra tarihi bir lokantanın önüne geldik. Lokantadan içeri girdik. Kasada bulunan ve işyerinin sahibi olduğunu tahmin ettiğim yaşlı bir amca Osman Baba’yı görünce oldukça şaşırmış ve sevinmişti. Hemen bulunduğu yerden kalkarak, Osman Baba’yı karşıladı. “Ooo efendim şeref verdiniz, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz, buyurun buyurun,” diye bize yol gösterdi. Osman Baba: “Hoş bulduk Necip Efendi. Nasılsın, afiyettesinizdir inşallah?” dedi. “Çok şükür efendim. Himmetinize muhtacız,” diye cevap veren Necip Efendi, bir yandan da garsonlara talimat yağdırıyordu: “Oğlum, yukarıdaki masayı hazırlayın, hadi çabuk çabuk!” Lokantanın üst katındaki masamız hazırlanmıştı. Osman Baba ile hazırlanan yere oturduk. Necip Efendi de başımızda bekliyordu. Osman Baba: “Sen işine bak Necip Efendi, arkadaşlar bize bakar,” dese de Necip Efendi söylenilenleri hiç duymamış gibi hareket ediyordu. Siparişlerimizi bizzat alarak aşağı kata indi. Biraz sonra yemeklerimiz gelmişti. Osman Baba: “Necip Efendi, bak böyle yaparak bizi mahcup ediyorsun. Şurada biz de normal müşteri gibi yemeğimizi yiyelim. Sen işine gücüne bak. Biz Eren’imle biraz muhabbet edeceğiz. Muhterem Hanımefendi nasıl oldu?” diye sordu. “Efendim, Önce Allah’ın izni sonra da sizin vesilenizle inşallah şifa buldu. Size hep dua ediyor.” Diye cevap verdi. “İyi iyi, maşallah. Benden de selam söyle. Kendisini fazla yormasın.” Dedi. Necip Efendi büyük bir saygı içersinde Osman Baba’yı selâmlayarak tekrar işinin başına döndü. Belli ki, Osman Baba ile Necip Efendi arasında eskiye dayanan bir dostluk vardı. Yemeklerimizi bitirmiş, çay içiyorduk. Dışarıdaki soğuktan sonra buranın sıcağı oldukça iyi gelmişti bize. Deniz kıyısından yürüdüğümüz için de iyice üşümüştük. Garsonlar ise patronlarından aldıkları talimatla adeta etrafımızda dört dönüyorlardı. Osman Baba: “Eren evladım hep gdo’lardan, bu işin ne kadar zararları olduğundan bahsettik. Bir de istersen bu işin alternatif çalışmalarına bakalım. Nasıl bugün seni yormadık değil mi?” “Estağfurullah Osman Baba. Asıl biz sizi yoruyoruz. Hakkınızı helâl edin.” Diye cevap verdim. Osman Baba çantasını alarak bazı notlar ve eski gazeteleri önüne koydu: “Yok oğlum, yok. Biz yorulmadık, vakit varken bu anı değerlendirelim.” Dedi. Hemen not defterimi çıkararak hazırlandım. Osman Baba elindeki notları karıştırdı. Bazılarını tekrar çantasına geri koydu. Masanın üzerinde; Osmanlıca Gazete, yeni tarihli bir gazete kupürü ile bir de küçük bir not kâğıdı kalmıştı. Osman Baba anlatmaya, ben de not tutmaya başladım: Antibiyotik Savaşı “Bak evladım, Yaradan iklimleri değiştirdikçe, iklime bağlı coğrafi stratejiler de ister istemez kendiliğinden değişmiş oluyor. Özellikle kutuplar ve buzullar üzerinde hegemon güçlerin birtakım plan ve projeleri var. Buzullar sanıldığı gibi 1700’lü yılların sonu, 1800’lü yılların başında keşfedilmemiştir. İlk keşif aslında Piri Reis’in haritasında yer almıştır. Durum böyledir ama bu gerçek, ne yazık ki pek bilinmez. Osmanlı’nın çöküş döneminde, İngiltere, büyük güç olarak dünya sahnesinde at koşturmaktadır. İngiltere bu gücünü dünyanın her alanında zorbalıkla kullanmıştır. İngilizler, bu güçlerini kutuplarda da kullanmışlardır. Eren evladım, ecdadımız yıkılış sürecinde bile öyle işler yapmıştır ki, bunlar pek anlatılmaz. Sultan Abdülhamit Han’ın yaptıkları bile bugün pek bilinmiyor. Bazı kesimler özellikle gizliyorlar. Ama onların en uçta yeralan isimleri bile bugün Abdülhamit'i 'büyük reformcu' ilân ediyorlar. Bugün birçok sanayi tesisinin, fabrikanın, hastanenin, üniversitenin, demir yolunun, elektriğin vs. temelleri onun zamanında atılmıştır. Bunların çoğu hâlâ faaldir. Şimdi kutuplardan bahsediyoruz değil mi? Bak bunları yaz evladım, bugün bile yapamadığımız şeyi Abdülhamit Han, ta o zamanlar yapmıştır. Kutuplara bile el atmıştır. Bu konuda ciddi araştırmalar yaptırmış, yapılan araştırma ve keşifleri de dikkatle takip etmiştir.” Dedi Osman Baba. Osman Baba’nın ses tonundan sinirlendiği hemen anlaşılıyordu. Onu artık yavaş yavaş daha iyi tanımaya başlamıştım. İmkân olsa da, onunla her gün beraber olsam. Onun anlattıkları ile ufkum açılıyor, olayları daha farklı yorumluyordum. Biz sohbet ederken garsonlar da durmadan masaya bir şeyler taşıyorlardı: Tatlı, çay, meyve… Biz ise bir yandan çalışıyor, bir yandan da getirilenlerden yiyip içiyorduk. Osman Baba eline Osmanlıca gazeteyi alarak bana gösterdi: “Bak bu 1908 tarihli Servet-i Fünûn gazetesi. Gazetenin bu sayısı hemen hemen tamamen kutuplara ayrılmış. ‘Peary’nin Kutup Seyahati’ olduğu gibi anlatılmıştır. Ecdadımız ta kutuplarda yapılan çalışmalara bile kayıtsız kalmamıştır. Bugün bile bunun yapıldığından emin değilim. Niye kutuplardan söz ediyoruz? Bugüne dönük neleri bilmemiz gerekir? İşte bizim asıl bilmemiz gerekenler işin bir de bugüne bakan boyutudur. Kutuplar eriyip, dünya sular altında mı kalacak? Bu tür spekülasyonlar bu sıralar çok yapılmaktadır. İşin diğer bir yönü de henüz keşfedilmemiş enerji yatakları ile ilgili. Bunlar zaten bilinen şeyler. Ama biz işin şimdi başka bir boyutundan söz edelim: Kutuplarda aralanılan diğer bir şey de bakteri/antibiyotiklerdir. Antibiyotik dediğimiz nedir: Bir mikroorganizma tarafından (bakteri, mantar, virüs, vb.) yapılan ve başka mikroorganizmaları öldüren veya üremelerine mani olan maddeler. Bu çok önemli antibiyotiklerin kutuplarda olması, bu bölgelerde yapılan araştırmaların daha da sıklaşmasına neden olmuştur. Bu konuda bazı ülkeler, birbirlerine meydan okumakta, hatta savaşın eşiğine gelmektedirler. Geçtiğimiz yıllarda haberlerde de yer alan bir şey dikkatimizi çekmişti: Titanik Bakterisi.” Osman Baba elindeki gazete kupurünü bana göstererek okudu. Haberde özetle şöyle deniliyordu: “1912′de batan geminin enkazında, paslanan metallerden beslenen daha önce görülmemiş bir mikroba rastlandı. Halomonas Titanicae adı verilen bakterinin, paslanan demirlerin üzerinde oluşan ve buz saçaklarını andıran gözenekli oluşumlarda yaşadığı belirlendi. Bu yeni bakterinin bu kadar önemsenmesinin nedeni ise, paslanan metallerin üzerindeki bu saçaksı oluşumların nasıl ortaya çıktığına ışık tutabilecek olması…” Haberi okuduktan sonra Osman Baba anlatmaya devam etti: “Değişen iklim şartları, doğadaki dengeleri de değişime uğratmaktadır. Canlıların metabolizmalarında ve insanların bağışıklık sitemlerinde de değişimler olmaktadır. Bu değişimle beraber ortaya daha önce bilinmeyen yeni hastalıklar çıkmaktadır. Bu hastalıklara karşı geliştirilen antibiyotikler zaman zaman yetersiz kalmakta hatta bazı hastalıklarda hiçbir işe yaramamaktadır. Bazı hastalıkların mikropları ise Şeytani’ler tarafından laboratuarlarda üretilmektedir. Yani bir nevi biyolojik silahlar. Bu laboratuarda üretilen hastalıklara karşı da bilinen antibiyotikler tam manası ile çare olamamaktadır. Burada bir parantez açarak şunu ekleyelim. Geçtiğimiz günlerde ABD bir antibiyotikten çok önemli miktarda stok yapmıştır. Neden acaba? Meselenin diğer bir yönü de uzaydaki bakterilerin incelenmesidir. Bu konu da yine buzullarla alâkalıdır. Türk Devlet’i, tıpkı Sultan Abdülhamit Han’ın yaptığı gibi bu meseleleri yakından takip etmelidir. Bugünkü teknik imkânları kullanarak muhakkak kutuplara araştırma gemileri göndermesi gerekir. Eğer bunu tek başına yapamıyorsa, araştırma gemilerine ortak olarak, muhakkak bu çalışmaların içersinde yer almalıdır.” Osman Baba yine çok önemli bilgiler ve ipuçları vermişti bana. Vaktin nasıl geçtiğini anlamamıştım. Ayrılık vaktinin geldiğini Osman Baba’nın çantasını toplamasından anlamıştım. Ben de notlarımı toparladım. Osman Baba’nın gösterdiği Osmanlıca Gazete’deki ilgi sayfaların fotoğraflarını çektim. Osman Baba’ya, Ankara’dan hediye olarak getirdiğim, rengi sarı olan yün içlikleri ve Yavuz Selim’e aldığım gömleği verdim. “Ne zahmet ettin evladım. Senin ta Ankara’dan kalkıp buralara, bu karda kışta gelmen zaten bizim için hediye, Allah razı olsun.” Dedi. “Efendim, çam sakızı çoban armağanı. Bizleri hatırlatır inşallah,” dedim. Osman Baba: “Eren evladım, sen bizim gönlümüzdesin. Ben de senin tespih koleksiyonun için bir Osmanlı ateş kehribarı vereyim. Çektikçe bizi hatırlarsın” diyerek cebinden çıkardığı, eski olduğu her halinden belli olan bir tespihi bana verdi. Ben tespihi alarak öptüm, başıma koydum. “Bu çok değerli bir tespih olmalı Osman Baba. Ben bunu almış kabul edeyim, siz de kalsın,” dedim. “Senden değerli değil ya evladım. Ben onu sana verdim. Güle güle kullan, hadi koy cebine,” dedi. Osman Baba'nın hediye ettiği tespih.(Sonradan saydım: Tespihin püskülleri 16 tane idi. Selam olsun erenlere... Tespihi alarak çantama yerleştirdim. Osman Baba ısrar etmeme rağmen hesabı kendi ödedi. Garsonlar da toparlandığımızı Necip Efendi’ye haber vermiş olacaklar ki, Necip Bey yanımıza geldi. Osman Baba: “Allah razı olsun Necip Efendi. Bugün de bizi çok güzel ağırladın. Hakkını helal et.” Necip Efendi: “Aman efendim, bizi ezmeyin bu kadar. Ne yaptık ki? Her zaman başımızın üzerinde yeriniz var. Daha sık bekleriz inşallah.” Diye cevap verdi. Necip Efendi ile vedalaşarak lokantadan ayrıldık. Osman Baba ile bir süre yürüdükten sonra Üsküdar İskelesi’nin önüne geldik. Osman Baba bana sarılarak: “Hadi evladım yolun açık olsun. Ben karşıya geçeceğim. Allah’a emanet ol. Hakkını helâl et.” Ben de Osman Baba’nın elini öperek: “Aman efendim, asıl siz hakkınızı helâl ediniz. Dua edin bizlere, himmet ediniz.” Dedim. “Dualarımızdasın Eren evladım. Hem ne demiş eskiler: ‘Hizmet ediniz ki, himmet bulasınız.’ Sen de hizmet ediyorsun. Hadi yolun açık olsun.” Dedi. Osman Baba yanımdan ayrılarak hareket etmekte olan vapura bindi. Ben ise öylece bir müddet arkasından baktıktan sonra, Ankara’ya doğru yola çıkmak için Harem’e yöneldim. Erol Elmas Birinci bölümü okumak için: İkinci bölümü okumak için : Üçüncü bölümü okumak için: Dördüncü bölümü okumak için: Beşinci bölümü okumak için : Altıncı bölümü okumak için : Yedinci bölümü okumak için Sekizinci bölümü okumak için Dokuzuncu bölümü okumak için Onuncu bölümü okumak için
e98f18cb41f6
[ "hplt2", "vngrs" ]
21 Aralık Pazar günü, saat 21:00’de Nat Geo People’da prömiyeri gerçekleşecek “INSIDE: TÜRK HAVA YOLLARI”, Ocak ayında ise National Geographic Channel ekranına taşınıyor. National Geographic Channel’ın, Türk Hava Yolları’nın günlük işleyişini kaydettiği “Inside: Türk Hava Yolları” belgeseli, 21 Aralık Pazar günü, saat 21:00’de Nat Geo People ekranlarına geliyor. Yapım, dünyada en fazla ülke ve ayrıca en fazla enternasyonel destinasyona uçuş sağlayan ve Skytrax yolcu tercihleri sıralamasında son dört yıldır “Avrupa’nın En İyi Havayolu Şirketi” seçilen Türk Hava Yolları’nın günlük operasyonunun perde arkasını mercek altına alıyor. NELER İÇERİYOR Nat Geo People’ın ardından National Geographic Channel ekranlarında da gösterime girecek yapım, İstanbul Atatürk Havalimanı’nda geçen bir hafta sonunu konu alıyor. Tüm olan bitenin Nat Geo kameraları önünde gerçek zamanlı yaşandığı program, yaklaşık 13 saat süren Sao Paulo uçuşunda, tüm sınıflarda sunulan hizmetin detaylarından kabin ekibine, yolcu hizmetleri yetkilisinden bagaj görevlisine, vize ve pasaport kontrol memurundan, uçak bakım şefine kadar sistemin sorunsuz işlemesini sağlayan çalışanların günlük çalışmasını ekrana getiriyor. LOKAL HİKAYELER National Geographic Channel Turkey Genel Yayın Yönetmeni Yadigar Belbüken konuyla ilgili olarak, “Kurgusuz, gerçek insan hikâyeleri üzerine konumlandırdığımız Nat Geo People kanalımızda Türk Hava Yolları gibi global bir markanın günlük operasyonunu hem Türkiye’ye hem de dünyaya tanıtacak olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu bağlamda, bizlere kapılarını açan Türk Hava Yolları’na çok teşekkür ederiz. Lokal hikâyelerin öneminin oldukça farkındayız ve izleyicilerimize Türkiye’den hikâyeleri bu ekranda görmeye devam edeceklerinin müjdesini vermek isteriz.” dedi. Havaalanlarına akın eden binlerce yolcu, peronlara gönderilen tonlarca valiz, piste giren yüzlerce uçak… Bu, hiç şüphesiz dünya üzerindeki en heyecan verici, zorlu ve karmaşık işlerden biri. Dışarıdan bakıldığında tıkır tıkır ve sakin yürüdüğü düşünülen işleyiş ile ilgili merak edilen tüm sorular bu yapımla yanıt bulacak. Belgesel bitiminde esas işleyişe vakıf olan izleyiciler ise uçmaya bir daha asla aynı gözle bakamayacak.
e0d8ce206fa1
[ "hplt2", "vngrs" ]
12 Ocak 2015 Pazartesi 13:10 BULUTLAR’A ÜSTÜN HİZMET BELGESİ VERİLDİ Erzurum’un Palandöken İlçe Belediye Başkanı Orhan Bulutlar’a boks sporuna verdiği destekten ötürü ve uluslararası turnuvalardan alınan başarıdan dolayı Türkiye Boks Federasyonu üstün hizmet belgesi ve plaket verildi. SPORA VE YARINIMIZ OLAN GENÇLERİMİZE YATIRIM YAPIYORUZ Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Belediye Başkanı Orhan Bulutlar, “Spora ve sporcuya desteğimiz her zaman devam edecek, başarılarınızın artarak devam etmesini diliyorum. Belediye olarak sadece asfalt, temizlik gibi rutin hizmetlerimizin dışında asıl hizmetimiz yarınlarımız olan çocuklarımıza ve gençlerimize yatırım yapıyoruz. Bugün itibariyle boks takımımızda 201 lisanslı sporcumuz var. Belediye Spor Kulübü olarak Birinci ligde Voleybol takımı, atlı cirit takımı, futbol, atletizm, kızak gibi birçok branşı bünyesin de barındıran kulübümüzde toplam bin 100 sporcumuz bulunuyor ” dedi. TESİSLERLE PALANDÖKENİN KADERİ DEĞİŞTİ Palandöken ilçesindeki tesisleşmeye ve gençlerin spora teşvik edilmesine büyük önem verdiklerini belirten Başkan Bulutlar, “ Merkezi hükümetimizin ve belediye olarak ilçeye kazandırdığımız tesislerle Palandökenin kaderi değişti. Bu dönem içerisin dede yapılacak tesislerimiz var. Spor gelişsin, gençlerimizi spor sahalarına çekelim istiyoruz. Bu konuda fedakarlıktan çekinmiyoruz. Ailelerin çocuklarını rahatlıkla spor kulübümüze emanet etmesi için çalıştıklarını ifade eden Başkan Bulutlar, “Kulübümüz güçlensin, mahalle gençliğine sahip çıksın. Palandöken, sporuyla ve kış turizmiyle marka olsun diye elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Altyapısıyla birlikte güçlensin istiyoruz. Palandökenin geleceği için sağlam temeller atalım. Bu amaçlarla çalışıyoruz, aynı güçle hizmete devam edeceğiz” diye konuştu.
19f28d946902
[ "hplt2", "vngrs" ]
Orijinalini görmek için tıklayınız : B6 Passat - Xenon Ampul Değiştirme Arkadaşlar selamlar, B6 kasa Passatımızın sol xenon ampulü yaklaşık 1 ay önce öncelikle mora, sonra pembeye dönmüş ve 1 hafta kadar sonra da tamamen patlamıştır. Elimde fazladan xenon ampul var ve değiştirme işini kendim yapmak istiyorum. Ancak geçen gün farın arkasına baktığımda far kapağında bir adet tel görünüyor, Çeli kenara çektim ve kapağın bir kısmı çıktı ama diğer tarafta sanki bir şey tutuyor ve kapak çıkmıyor. Dolayısıyla ampule de erişemiyorum. Farın arkasındaki kapağı iki taraftan da tutan bir tel mi var acaba? Tamponu sökmeden ampulü değiştirmek mümkün olmayacak mı? :agla1 xenon derken bixenon sa sanırım mutlaka tampon sökülmek zorunda.. xenon derken bixenon sa sanırım mutlaka tampon sökülmek zorunda.. Evet orjinal bixenon. Bana da tamponu sökmek zorundayım gibi geliyor da, işte foruma da sorup ümitlerimi biraz daha sürdürmek istedim. :))
0a87ef06649e
[ "hplt2", "vngrs" ]
Cannes Lions bu yıldan itibaren verilecek yeni bir ödülün tanıtımını yaptı. Festival, kadın derneği LeanIn.Org’un desteği ile, cinsiyetçi önyargılara meydan okuyan ve pazarlama mesajlarına kök salmış stereotipik toplumsal cinsiyet temsillerini kıran işleri Glass Lion: The Lion for Change kategorisinde ödüllendirecek. Lions Festivals CEO’su Philip Thomas yeni ödülün amacını şöyle açıklıyor: “Yaratıcı mükemmeliyet konusunda küresel bir nirengi noktası olarak gösterilmekten onur duyuyoruz. Yaratıcılık, kültürü ve dünyayı olumlu yönde değiştirme gücünü taşır. Bu yüzden pazarlama iletişiminde toplumsal cinsiyetin (yanlış) temsillerini mesele edinen yaratıcı işleri ödüllendirmenin sektörde ve toplumda gerçek bir değişime yol açmasını umuyoruz.” Festival, kategorinin başvuru gelirlerini toplayıp cinsiyetçilikten arındırılmış bir medya düzeni kurmak için yürütülecek bir programa yatıracak. Glass Lions’ın gelecek yıllarda diğer toplumsal ve kültürel meselelere de dokunacak şekilde kapsamının genişletilmesi amaçlanıyor. Cannes Lions geçtiğimiz yıl da See It Be It isimli, reklamcı kadınlara destek olan ve yaratıcı endüstrilerdeki yetenek havuzunu cinsiyet açısından dengelemeyi amaçlayan bir inisiyatif hayata geçirmişti. Glass Lion: The Lion for Change de bu girişimin kazandığı popülerlik ve LeanIn kurucusu ve Facebook COO’su Sheryl Sandberg‘ün tavsiyesi üzerine oluşturulmuş. Bu yeni ödülün bu yıl ilk defa toplanacak jürisine BBH New York’un kurucusu ve eski yöneticisi Cindy Gallop başkanlık edecek.
74457199c97f
[ "hplt2", "vngrs" ]
Sığınma veya iltica bir kişinin, uyruğunda bulunduğu devletin ülkesini çeşitli baskı, dayatma ve yasal kovuşturma nedeniyle terk edip, başka bir ülkenin koruması altına girmesi anlamlarına gelmektedir. Bu sığınma iç çatışmalardan kaçarak topluca gerçekleştirilen bir sığınma biçimi olabileceği gibi baskılar nedeniyle bireysel şekilde de gerçekleşebilmektedir. Antik Çağlardan günümüze kadar gelen mülteci sorunundaki uluslararası hukuki düzenlemeler ancak 20. yüzyılda gerçekleşebilmiş. En son Türkiye’de ise, 4 Nisan 2013 tarihinde “Yabancılar ve Uluslar arası Koruma Yasası” kabul edilerek, bu yasa ile mültecilerin sorunları yasal zeminde düzenlenmiş oldu. Ancak bütün düzenlemelere rağmen mülteci sorunu can yakıcı bir şekilde devam etmekte, çeşitli zulüm ve baskılar sonucunda ülkelerinden göç eden insanlar gittikleri yerlerde de mağduriyet yaşayarak, farklı sıkıntılara maruz kalmaktadırlar. Mülteci sorunlarının bir ayağını da Kafkasyalı mülteciler oluşturmaktadır. 1994 yılında Çeçenistan’ı işgal eden Rusya ülkeyi yerle bir ederek 250 bin insanı katletti. Rusya’nın zulmünden kaçan Kafkasya halkı Gürcistan, Azerbaycan, Türkiye ve Ortadoğu ülkelerine sığınmak zorunda kaldı. Türkiye’de Kafkasyalıların kaldığı toplam 4 tane sığınma kampı oluşturuldu. Çalışma izinleri olmayan ve Türkiye’ye sığınan bu insanlar 19 yıldan beri kamplarda hayırseverlerin yardımlarıyla yaşamlarını sürdürmeye çalıştılar. 2012 yılında kapatılan bu kamplardaki insanlar İzmit’te TOKİ Konutlarına, Yalova’da ise kiralık evlere yerleştirildiler. Bu düzenleme ile kamplarda gayri insani şartlar altında yaşamaktan kurtulan mülteci aileler biraz daha rahat nefes alma imkânı elde ettiler. Ancak hala devletin sağladığı bu imkânlardan faydalanamayan yüzlerce mülteci aile mevcut. Şuan İstanbulda İmkan-Der gibi sivil toplum örgütlerinin desteğiyle kiralanan 98 evde 150’ye yakın aile kalmakta. Devletin elinin uzanamadığı bu aileler ciddi mağduriyetler yaşamaktalar. Ayrıca yaşanan ekonomik problemlerin yanında sık sık sınır dışı edilmek istenmeleri de mülteci sorununa kalıcı çözümler getirilmediğinin bir kanıtı olarak karşımıza çıkıyor. En son Kafkasyalı Havva teyze ve üç torununu yaşadıklarıyla beraber mülteci sorunu bir kez daha gündemimize düştü. Havva teyze üç şehit annesi... Ve biri zihinsel engelli üç yetim torunuyla beraber Türkiye’den sınır dışı edilmek isteniyor. Devletin elinin uzanamadığı ailelerden birisi de Havva teyze. Özellikle Kafkasyalı mültecilere maddi ve manevi anlamda destek olmaya çalışan İmkan-Der konuyla ilgili bir basın açıklaması düzenledi. Üç torunuyla beraber basın açıklamasında konuşan gözü yaşlı teyze Türkiye Hükümeti’ne seslenirken Türkiye’nin Müslüman bir ülke olduğunu düşünerek buraya geldiğini belirtti. Ve şöyle devam etti. “Sayın Erdoğan, siz de babasınız. Çocukların halinden en iyi siz anlarsınız. Bu karar bana tebliğ edildiğinde çok ağladım. Oğullarım şehit edildiğinde bu kadar ağlamamıştım.” Oysa düzenlenen yasa gereği mülteci konumunda bulunan hiçbir insanın insanlık dışı muamele görmeyeceği, onurunu kırılmayacağı, işkenceye maruz kalmayacağı ve hayatının, hürriyetinin tehdit altında olduğu bir yere gönderilmeyeceği ifade edilmişti. Ne yazık ki Türkiye’de yapılan tüm kanuni düzenlemelere rağmen mültecilere karşı insanlık dışı ve keyfi tutum devam etmekte. Bu açıdan Türkiye Hükümeti’nin mülteciler konusunda daha kalıcı ve daha kuşatıcı çözümler üretmesi gerekiyor. Peki, hükümet neler yapabilir? İlk olarak mülteci kardeşlerimize “vatandaşlık” statüsü verilmeli ve özellikle Türkiye’de doğan mültecilere ise doğrudan vatandaşlık hakkı sağlanabilmelidir. Bunlarla beraber bu insanların yaşam koşullarını iyileştirebilmeleri için acil olarak çalışma izni verilerek mülteci sorununa kalıcı çözümler üretmek mümkün… Yoksa keyfi tutumlar sebebiyle sık sık sınır dışı edilmek istenen birçok Havva teyze ve torunlarıyla karşılaşmamız kaçınılmaz görünüyor. Havva teyzenin torununun “BENİ SINIR DIŞI ETMEYİN!” Yazılı tişörtü ise, küçücük bir çocuğun yaşam kaygısını en iyi şekilde özetliyor aslında. Müşrikler Habeş Kralı Necaşi’den mü’minleri isteyince Necaşi şöyle demişti: “Onlar benim misafirlerim. Canları ve malları bana emanet.” Belklide Necaşi, 1400 yıl önce bu sözleriyle dünya tarihinde mültecilerin hukukunun temellerini atmıştı. Bu yüzden gelin mülteci kardeşlerimize Ensar olalım. Tıpkı Necaşi’nin mü’minlere kucak açtığı gibi… Tıpkı Rasul’ün Ensar’ı muhacire kardeş kıldığı gibi… ... Bu satırları yazarken Suriyeli Mülteci kardeşlerimizden acı bir haber düştü ekranlara. Baas rejimi birlikleri Hatay’ın Reyhanlı İlçesindeki Cilvegözü Sınır Kapısının ilerisinde yer alan ve yakınlarında Suriyeli mültecilerin kaldığı çadırların bulunduğu Bab el-Hava Sınır kapısını misket bombası ile bombaladı. Ve ölen çocuklar var… Ve ölen analar var… Atılan misket bombası hepimizin yüreğini bir kez daha paramparça etti.
9d2ed7e78ea0
[ "hplt2", "vngrs" ]
Kermes, genellikle açık havada satış yapılarak gelir sağlanan toplantı. küçük şehirlerde bayram veya panayır günlerinde yapılan eğlenceli toplantı. Hayır için yapılan satış anlamına geliyor. İlçemizde son yıllarda kermes sayınında atışlar dikkati çekiyor. Kimisi kısa süreli kimisi haftalarca sürüyor. Şunu açıkça ifade edeyim ki, kermeslere karşı değilim. Kermes, farklı durumlarda irdelemek lazım. Derneklerin fakirlere yardım adı altında düzenlediği kermesler esnaflara darbe vuruyor. Bunun yanında Karapınar da bu kadar fakir var mı? Bu konuyu çok sayıda esnafımızın şikâyeti dolayası ile kaleme alıyorum. Esnaflar dertlimi dertli, şikâyetçi mi şikâyetçi. İşyerlerimden toplanan eşyalar bir tarafa yapılan satışların kendilerini yaraladığını belirtiyorlar. Büyük sıkıntı yaşayan esnafların yaz mevsiminde zaten işlerinin iyice azaldığını düşünürsek kendilerine hak vermemek el değil. Vergisini veren, SGK primi ödeyen kira veren esnaflar, aylar süren kermeslere kota getirilmesini bekliyorlar. Kermesler sanki bir lokanta bir pastane bir giyim mağazası olmuş! Esnafın bir kaçı hayıflanıyordu” Mithat kardeş bıktık bu kermeslere malzeme vermekten” demesi sanırım yazımızı özetliyor. Kermes açılışının haberlerini yaptıran hayırsever kermes’ciler, fakirlere yapılan yardım haberlerini yaptırmaması da son derece garip. Bu konuda yetkililerin ve Esna ve Sanatkârlar Odası başkanı Hikmet Özlü’nün çözüm yolunda çaba harcaması isteniyor. AĞAÇLAR KURUYORMU? Bundan yıllar önce Meke Gölü ağalandırma projesi kapsamında 250 bin fidan toprakla buluşturuldu. TSK tarafından erozyonla savaş ilan edilen bu çalışma sonucu çeşit çeşit fidanlar doğayı kurtarma yolunda önemli bir adım kabul edildi. Hayaller kuruldu; mis kokulu ağaçlar altında mangal yapılacak! Ama birkaç gün öncesine kadar ben de öyle hayallerde bulunmuştum. Meke gölüne dikilen ağaçların oluşturulmasında, sulama, gübreleme yapılmasında er’inden rütbelisine kadar herkesin büyük emeği var. Geline noktada bazı ağaçların kuruduğuna ve ağaçların gerekli bakıma alınmadığını gözlemledik. Bin bir güçlükle ekilen bu fidanların büyümesinden ve bakımın yapılmasından sorumlu kurum olan İlçe Jandarma Komutanlığının konuya özen göstermesi gerekir. Ağaçların kuruması sanırım onları üstlerine karşı zor duruma düşürecektir.
733481580649
[ "c4", "culturax", "hplt2", "vngrs" ]
Şehirler Arası Yol Kenarı Çöplük Mü :Şehirler arası yol kenarına bırakılan çöpler şikayete neden olurken, bu konuda duyarlı olunması istendi. Kayseri karayolu Tavşantepe mevkiinde şehirler arası yol kenarına bırakılan çöp torbalarını görenler, tepki gösteriyor. Özellikle, şehirler arası çalışan otobüslerin bıraktığı görülen çöp torbalarının kaldırılması isteniyor. Tavşantepe mevkiinde, ”Çöp ve moloz dökmek yasaktır. Uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacaktır“ levhasının altındaki çöp torbaları ise dikkat çekiyor. Levha yazısının son bölümündeki ‘uygulanacaktır” kelimesinin r harfi de silinmiş durumda.
0102bd5c0afc
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Emekli maaşı kesinti sorgulama tc kimlik no ve edevlet şifresi ile nasıl yapılır ? E devlet şifresi ile birlikte emekli maaşı kesintisi yaşayan kişiler bunu sorgulayarak öğrenebiliyorlar. Geçtiğimiz günlerde bize mail yolu ile ulaşan sayın Ömer ÇABUK, maaşında kesinti olduğunu ve bunu nasıl ne şekilde öğreneceğini bizlere soru olarak yöneltmişti. Emekli maaşlarınızda kesinti oldu ise bunu nasıl öğrenebilirsiniz ? Emekli maaşlarınızdaki kesintiyi sorgulamak için öncelikle PTT Müdürlük’lerinden e devlet şifresi almak zorunda olduğunuzu hatırlatmak istiyoruz. E devlet şifrenizi aldıktan hemen sonra TÜRKİYE GİRİŞ sayfasına girdikten hemen sonra en üstte bulunan hemen aşağıdakiresimde de yeşil olarak işaretlediğimiz “ e-devlet şifresi” yazan bölüme tıklayacaksınız. Yukarıda belirtilen yeşil bölüme tıkladıktan sonra hemen aşağıda bulunana şekilde açılacak olan pencereye TC kimlik numaranızı ve PTTMüdürlüğünden aldığınız e-Devlet şifresini girip Gönder butonuna basacaksınız. KESİNTİ SORGULAMALARI Bu bölüme tıkladıktan hemen sonra önünüze gelecek olan ekrandan 4B Emekli aylığı kesintileri 4C Emekli aylığı kesintileri 4A Emekli aylığı kesintileri listesini görüp hangi gruba dahil iseniz buradan yapılan kesintilerin nevisini ve ne kadar kesinti yapıldığını tek tek görebilir ve sorgulayabilirsiniz. Bu konu ile alakalı sıkıntı yaşayan kişilerin bu konu altından bizlere sorularını iletmelerini istiyoruz. Gerekliyardımı bu konunun altından sizlere yapacağız.
c79e17f6228c
[ "hplt2", "vngrs" ]
Emre Belözoğlu'nun Golü Sonrası FBTV Emre Belözoğlu'nun Golü Sonrası FBTV Spor Toto Süper Lig'de şampiyonluk kovalayan Fenerbahçe, 32. haftada konuk olduğu Mersin İdman Yurdu'nu 1-0 yenerek zirve iddiasını sürdürdü. İlk yarısı başa baş geçen karşılaşmanın ikinci devresinde oyunu rakip alana yığan sarı lacivertli takım, 90+3'te Emre Belözoğlu'nun uzak mesafeden attığı golle zafere uzandı. 50. dakikada kaleci Muammer'in kırmızı kart görmesi nedeniyle son 40 dakikayı 10 kişi oynayan Mersin İdman Yurdu'nun iki şutu direkten döndü. İSMAİL KARTAL'DAN SÜRPRİZ 11 Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, 1-1 berabere tamamlanan Suat Altın İnşaat Erciyesspor maçında sonradan oyuna aldığı Raul Meireles'i, Mersin'de ilk 11'e aldı. Hasan Ali Kaldırım'ı sol bekte görevlendiren Kartal, Caner'i de orta alanın soluna çekti. SERVET ÇETİN SON ANDA... Mersin İdmanyurdu'nda sakatlıkları süren Sadiku ve Sinan Kaloğlu kadroda yer almadı. Mersin temsilcisinde karşılaşma öncesinde ayağında şişlik bulunan Servet Çetin, tedavisinin ardından ilk 11'deki yerini aldı. Kırmızı-lacivertliler, sahaya "Nepal'in çığlığına kulak ver" yazılı pankartla çıktı. FENERBAHÇE TRİBÜNÜ KAPALI Sarı lacivertli kulübün cezası nedeniyle Fenerbahçeli taraftarlar maça alınmadı. Bu arada Mersin polisinin, Sarı-Lacivertli taraftarlar olmamasına rağmen kentte geniş güvenlik önlemleri alması dikkat çekti. GÖKHAN GÖNÜL SARI KART CEZALISI OLDU Fenerbahçe'de tam 9 futbolcu; Mehmet Topal, Gökhan, Diego, Egemen, Meireles, Kuyt, Webo, Kadlec ve Hasan Ali sarı kart cezası sınırında bulunuyor. Bu oyunculardan Gökhan Gönül, 6. dakikada gördüğü sarı kartla cezalı duruma düştü. Mersin İdman Yurdu'nda ise, Serkan, Welliton, Servet, Oktay, Pedriel, Nakoulma, Futacs, Efe Halil ve Güven sınırda. MOUSSA SOW'UN KARDEŞİNDEN IRKÇILIK ŞİKAYETİ Fenerbahçe’nin Senegalli yıldızı Moussa Sow’un kardeşi ve menajeri Abdullah Sow, THY uçağında seyahat ederken ırkçı saldırıya uğradığını iddia etti. Bir Türk’ün yanında oturmak istemediğini ve bu yüzden tartışma çıktığını belirten kardeş Sow, daha sonra polise konuyla ilgili ifade verdi. EMRE GOLÜ ATTI, AĞLADI İkinci yarıda oyunu rakip yarı alana yığan Fenerbahçe, sağlı sollu ataklarla gol aradı. 63. dakikada ceza alanının sol çaprazında topla buluşan Emre Belözoğlu, sol ayağıyla muhteşem bir şut atıp takımını 1-0 galip getiren golü attı. Tecrübeli futbolcu, attığı golün ardından saha içinde gözyaşı döktü.
0fcce3c3d7ba
[ "hplt2", "vngrs" ]
Uzuvlarınızı Kontrol Eden Robotlar Yolda Fransa'nın Montpellier Enformatik Laboratuvarları'nda geliştirilen bir robot, engelli vatandaşlara çok önemli bir yardımda bulunabilecek gibi görünüyor. Fransa'nın Montpellier kentinde bulunan Enformatik Laboratuvarları'nda geliştirilen yeni bir robot, insanların uzuvlarını kontrol edebiliyor. Biraz sonra izleyeceğiniz videoda da görebileceğiniz gibi, elinizde tuttuğunuz bir topu, kendi elinde duran sepetin içerisine atmanız için önce kolunuzu gerekli açıya getiriyor, ardından da topu bırakmanızı sağlayabiliyor. Bu çalışma sistemi sayesinde, kol kaslarında problem olan ve fizik tedaviye ihtiyaç duyan hastalara çok daha ucuz yollu yardım seçenekleri sunulabilecek. Ayrıca bunun daha bir başlangıç olduğu ve engelli insanların kullanamadıkları uzuvlarının robot asistanlar yardımıyla yeniden işlevsel hale getirilebileceğini belirten yetkililer, yayımladıkları video ile sistemin nasıl çalıştığını bizlere göstermek istiyorlar. Gelin hep birlikte videoya göz atalım
1a803e64d848
[ "hplt2", "vngrs" ]
Orijinalini görmek için tıklayınız : Nasıl Düşünmeliyiz? "Empati"ye En Güzel Teşvik Ülkemizdeki yaşam koşulları beden sağlığı yerinde olan vatandaşlarımız için bile zorken, beden hareketleri kısıtlı vatandaşlarımız için çile çekmekle eş değer olsa gerek. Hareketleri çeşitli nedenlerle kısıtlı olan çoğu insan bu yaşam koşulları yüzünden evden çıkamıyor. Ne güzeldir ki, son yıllarda insanımız bu konuda daha bilinçli, daha hassas olmaya başladı. Herkesin canla başla destek verdiği mavi kapak kampanyası da bunlardan birisi. Altından neler çıkmıştır, neler çıkacaktır bilemiyorum ama yine de insan olan yerlerimize temas edecek nitelikte girişimler bunlar. Gün geçtikçe bu tarz çalışmalarla yaşam koşullarının daha da iyileşmesini, insanların birbirine faydalı olmasını ümit ediyorum. Ben bu karikatürü görünce çok etkilendim. İnsana birçok düşüncenin kapısını açacak nitelikte bir çalışma. Sizlerin de beğeneceğini düşünüyorum... 26.03.13, 22:17 Karamsar konuşmak istemem ama.. O "Empati" dediğin şey o yok.. Öldü gitti o yani.. Daha geçen gün özürlülerin iş olanaklarına laf edip isyan eden bir kaç tip görmüştüm sokakta.. Gerisini sen düşün... Haklı olabilirsin Serseri. Ama duyarlılığı unutturmamak bizim elimizde. Hepimizin ailesi, arkadaşı var. Çoğumuz anne babayken bir kısmımız da anne baba adayıyız. Öğretmeniz bir kısmımız. Çevremizdeki insanlara bu duyarlılığı aşılayabilirsek, hem biz bu güzel duyguyu unutmamış oluruz hem de bir parça olsun insanlığa katkımız olur. Sadece bunları düşününce bile umut var bence. :dsnm: Yarın hayata sağlam çıkacağımızın teminatı yok. Nasıl duyu yetileri, öğrenme yetileri az ise, engelli vatandaşımızın yanında, kapasitemizi aynı sergilemeliyiz. Bu olasılık karşımızdakine memnuniyet verir. Az da olsa anlaşılabildiğini sezer, umar. Bu değerli paylaşımın için, teşekkürler SuLTaN. :minerva::zflower:
f94c0f7cac5f
[ "hplt2", "vngrs" ]
http://img125.imageshack.us/img125/4210/dantefrescowincezs9.jpg (http://imageshack.us/) İtalyan Ozan * Dante Alighieri’ (ö.13/14 eylül 1321. ravenna) nin hayatı ile ilgili bilgilerin büyük bir bölümü onun ortaya koyduğu yapıtlardan çıkartılmaktadır. Dante Floransa’lı bir burjuva ailesinin oğlu olarak dünyaya geldi. Ablası ve biri kız öbürü erkek iki üvey kardeşi ile birlikte büyüdü. 20 yaşındayken evlendi. Floransa üzerinde hakimiyet sağlamak isteyen imparatorluk yanlısı Ghilbelinolar ile papalık yanlısı Guelfolar arasındaki uzun savaşımda Dante’nin ailesi Guelfoların tarafında yer aldı; Guelfolar 1266 Benevento savaşıyla kentte yönetimi ele geçirdi. Bu tarihten sonrada şiddetli çatışmalara sahne olan Floransa’da yetişen Dante İlahi Komedya’da ayrılıkların asıl sorumlusu olarak feodal soyluları göstermiştir. * Çocuk yaştaki dilbilgisi ve retorik çalışmalarıyla Latin yazarları tanıma fırsatını bulan Dante, değişik edebi akımların boy attığı floransa kültür çevresinin etkisiyle ilk gençlik döneminde şiir yazmaya başladı.Örnek aldığı Guido Cavalcanti’nin etkisiyle balad türüne yeni bir boyut, dramatik bir biçem kazandırdı. Ona esin veren Beatrice için şiirler yazmış bu şiirlerde geleneksel tarz aşk şiiri modelini geride bırakmış ve kendi üslubunu yaratmıştır. Beatrice’nin güzelliğini tanrısal bir belirti, metafizik bilginin aracı olarak gördüğü bu şiirlerde mistik bir kıyaslamaya yöneldi. * Dante’nin 9 yaşından beri aşık olduğu Beatrice Portinari’nin 1290’da ölümü üzerine şair kendini yoğun bir çalışmaya verdi. 1283-93 arasında yazılmış 31 şiirin düz yazı bir çerçeve içine yerleştirildiği La vita nuova (1293, yeni yaşam) bu dönemin ilk ürünü olmuştur. Ayrıca bu yapıt Beatrice’ye duyduğu ilk gençlik aşkını anlattığı bir tür “anı kitabı” niteliği taşır. Beatrice’nin ölümü Dante’nin yaşamında olduğu kadar şiirinde de yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Klasik yazarların yapıtlarını okuduğu, dinsel ve felsefi tartışmalara katıldığı bu dönemde Dante’nin olgunluk dönemi başyapıtlarının temaları, üslup ve ölçü özellikleri belirmeye başladı. Aşk dışında felsefe ve öğreti temalarının işlendiği şiirler yazdı. 1296’da aşkına karşılık vermeyen Pietra adlı bir kadın için yazdığı dört rime petrose (duygulu şiir) ise hem ölçü, hem de üslup bakımından şairin olgunluk dönemini çağrıştırır. Provans trubaduru Arnaut Daniel örnek alınarak yazılan bu şiirler İlahi Komedya’daki üslubunda habercisidir. * Siyasal yaşamında Guelfo komününün demokratik ülkülerine bağlı kalan Dante, 1289’da süvari olarak Ghibellinolara karşı Campaldino çarpışmasına ve Piza’nin Caprona Kalesi’ne düzenlenen sefere katılmıştır. 1295’te Giona dela Bella’nin devrilmesini izleyen günlerde Doktorlar ve Eczacılar Loncasın’na girdi ve etkin olarak politikaya atıldı. 1296’da Yüzler Konseyi’ne katılarak soylulara karşı çıkarılan yasaları destekledi. Dante'nin bu dönemdeki ahlaki ve demokratik eğilimleri ahlaki soyluluğu ve güzelliği öven kanzonalarına da yansımıştır. Politik tavrının eserlerinde ortaya çıkmasını F.Engels şöyle ortaya kor: “tragedyanın babası Aiskhlos ve komedyanın babası Aristophanes, ikiside çok partizan şairlerdi. Dante ve Cervantes’de partizanlıkta onlardan geri kalmamışlardır.” * 1297’de Papa VIII. Bonifatius kendisine karşı olan Romalı Colonna ailesine karşı bir sefer düzenledi. Kardinal Matteo d’Acquasparta’yı da yardım toplaması için Floransa’ya gönderdi. Olayla ilgili kesin tutumu bilinmemekle birlikte Dante “inferno” da (cehennem) papanın iktidar hırsından açıkça söz eder. Guelfoların siyah ve beyaz Guelfolar diye ikiye ayrılmasının bir nedeni de Bonifatius’un bu hırsıdır. Papanın görünürde iki tarafı uzlaştırmak ama gerçekte siyaları desteklemek için Mateo d’Acquasparta’yı 1300’de ikinci kez Floransa’ya göndermesinden sonra Dante Guelfo birliğini güçlendirmesi için 7 Mayıs’ta Son Gimignano’ya gönderildi. 15 Haziran-14 Ağustos 1300 arasında 6 Lonca başkanından biri sıfatıyla kent yönetimine seçildi. Dante ve öteki yöneticiler taraf tutmayarak hem siyah, hem beyaz Guelfoalrın ileri gelenlerini sürgüne gönderdiler. Sürgün edilenler arasında Dante’nin eski dostu Guido Cavalcanti’de vardı. Dante Lonca yönetiminden ayrıldıktan sonra Beyaz Guelfolar sürgündeki yandaşlarını geri çağırdılar. Siyahlar ise yönetimi ele geçirmek amacıyla 1301’de Sta Trinita Kilisesi’nde toplandılar. Günümüze kalan belgelerden Dante’nin beyaz Guelfolardan oluşan büyük bir grubun önderliğini yaptığı, Floransa’daki 1300-1301 olaylarında da önemli rol oynadığı anlaşılmaktadır. * Kenti tehdit eden tehlikeler karşısında Dante 1301’de üç kez bütün iktidarın Lonca yönetimine verilmesi çağrısında bulundu. Ama papayla anlaşan Fransa kralının kardeşi Charles de Valais, Floransa sınırında ki Siyah Guelfo karargahına varmıştı. Bir uzlaşma girişiminde daha bulunan beyazlar, aralarında Dante'nin de bulunduğu üç kişilik bir kurulu, papaya elçi olarak gönderdiler. Böylece Dante Floransa’dan bir daha bu kente dönmemek üzere ayrıldı. 1301’de kente giren Charles kısa sürede radikal siyah yandaşlarının desteğini kazandı. Sürgünde ki siyahlar Floransa’ ya dönünce beyazlar yargılanmaya başlandı. Kamu fonlarını kötüye kullanmakla suçlanan Dante’nin 14 arkadaşıyla birlikte yakılarak idamına karar verildi. Dante karara şiddetle karşı çıktı ve Ghibellino yanlısı ailelerin askeri yardımıyla Floransa’ya zorla girmek için sürgündeki öteki Beyazlar ve Ghibellinolarla birleşti. 1303’ te XI. Beneditus’un papa olmasıyla sürgündekilerin barış umutları arttıysa da siyahlar görüşmeleri çıkmaza soktular. Dante Arezzo’da bulunan sürgünleri savunan I.Mektup’u bu görüşmeler öncesinde yazdı. 1304’te Benedicutus’un ölümünden sonra beyazlarla Ghibellinolar yeniden silaha sarıldılar, ama La Lastra’da uğradıkları yenilgiden sonra bütün umutları söndü. Floransa’ya karşı silahlanmayı reddeden Dante bu çatışmayı onaylamamış ve uzlaşma politikası önermişti. Bu tutumun kanıtı o dönemde yazdığı De Vulgari elaquentia (halk dilindeki belagat üzerine) ve II.Canvivio (ziyafet) adlı yapıtlarında görülebilir. * Parasız, korumasız, dostsuz olarak İtalya'da dolaşan Dante huzuru okumakta ve şiir yazmakta buldu. 1303’te Farlive Verona’ya gitti. 1304-06 arasında felsefe, hukuk, retorik çalışmaları için uygun bir ortam olan Bologna’da kaldı. De Vulgari Eloquentia ile II. Canvivio’yada burada başladı. Hem avunmak hem de doğduğu kentin sınırlarını artık çok aşmış bir düşünür ve sanatçı olduğunu göstermek için ortaya koyduğu bu yapıtlar Floransa’ya duyduğu özlemi yansıtır. İkisi de olgun bir coşku ve özlü, zorlamasız bir ritimle yazılmış, ikisi de tamamlanmamıştır. Dante bu iki yapıtta halkın anlayabileceği bir dil peşindedir. Özellikle II. Calvivio’da kendi ana dilini kullanan Dante İtalyan edebi düzyasının temellerini attı. * Bologna’dan sürülen Dante 1306’da Sarzona’da Luni piskoposu ile marki Franceshino Malaspina arasında barışı sağladı. Dante’ye göre, süre giden huzursuzlukların nedeni bir Kutsal Roma-Germen imparatoru olmamasıydı. Bu yüzden 1309’da papanın imparatorluk tacını giydirmek için Roma’ya çağırdığı Heinrich’i bir kurtarıcı olarak gördü. Prenslere ve İtalya halkına “universis et singulis (birlikte tek olarak) başlıklı V. Mektup’u yazarak (1310) imparatorun gelişini selamlamalarını istedi. 13011’de Heinrich’e yazdığı VII. Mektup’ta ise, kendisine karşı çıkan Floransa üzerine yürümesini önerdi. Bu yüzden Floransa’nın sürgünler için çıkardığı affın dışında bırakıldı. Ama imparatorun kenti kuşatan birliklerine katılmadı. * Dante’nin Latince yazdığı De monarchia (1313; monarşi üzerine) üç kitaptan oluşur. İlk iki kitapta canvivio’daki görüşler yinelenerek imparatorluğun gerekli olduğu savunulur. “şimdi bütün insanlığa tek bir sonun alın yazısı kılındığı kabul edilmektedir. Şu halde, tek bir yönetici yada hükmedici güç olmalıdır. Hükümdar yada imparator demekle bunu söylemek istemekteyiz. Böylece, dünyanın refahı için monarşi yada imparatorluk olması gerektiği anlaşılmaktadır” üçüncü kitapta imparatorluğun gücünün doğrudan Tanrıya mı, yoksa onun vekili papaya mı bağlı olduğu sorusuna imparatorluğun gücünün doğrudan Tanrıdan geldiği cevabını verir. Dante Roma imparatorluğunun dünyayı hükmü altına almakta haklı olduğunu, bu hakkın “İsa’nın Roma yönetimi altında doğmayı ve Augustus’un ülkesinde Tanrının oğlunun insan olarak kaydolmayı seçmesi yüzünden” ispat edilebileceğini söylemektedir. “Şu halde, İsa eylemiyle Augustus’un fermanının haklılığını onaylamıştır....” ve böylece Romalılar da Tanrının onayıyla hüküm sürmeye başlamışlardır. Papa aracı değildir. İmparatorun otoritesi doğrudan doğruya Tanrıdan gelir. Kilisenin dünya işleriyle doğrudan ilgilenmesi öngörülmemiştir. De monarchia’da Tanrının insanlığa yüklediği iki amaç gösterilir; bunlardan birine zaman içinde, öbürüne sonsuzluk içinde ulaşılabilir. Dünyadaki mutluluğa imparatorun yol göstericiliğinde; ilahi mutluluğa papanın yol göstericiliğinde varılabilir. Bu olgunun Rönesans giden yola bir katkı olarak ele alabiliriz. * Henrich ile papa V. Clemans’ın arasının açılması ve imparatorun ansızın ölmesi Dante’yi düş kırıklığına uğrattı. Bir süre Toscana’da kaldıktan sonra 1316’da Verana’ya, 1318’de de şair Guida da Palenta’nın konuğu olarak Rovenna’ya gitti. Guida da Palenta tarafından elçi olarak gönderildiği Venedik’ten Rovenna’ya dönerken sıtmaya yakalandı.1321’de öldüğünde İlahi Komedya’yı yeni bitirmiştir. __________________________________________________ ______________________ İLAHİ KOMEDYA * Dante, Verona’lı Cangrane’ye yazmış olduğu mektupta bu eserine neden komedya adını verdiğini anlatır. Mektupta komedya ile tragedya arasındaki farklara değinir. Komedyanın özelliklerini sıralar ve bulguladığı özelliklerin bu eserinde de mevcut olması nedeniyle kitaba komedya adını verdiğini anlatır. Yapıtın ismine ilahi kelimesinin eklenmesi Dante’nin ilahi şair olarak anılması nedeniyle kitabın 1555 yılında yapılan Venedik baskısında ilk kez kullanılmıştır. * Dante II. Canvivio ve De Vulgari Elequentra’yı yarım bırakarak 1308 sıralarında yazmaya başladığı İlahi Komedya’da acılarını, umutlarını, nefretlerini ve her şeyden üstün tuttuğu inancını uçsuz bucaksız bir freskte yansıttı; ahlaki ve siyasal dünya görüşünü, insanın ödev ve amaçları konusundaki görüşlerini manzum biçimde anlattı. Dante her şeyden önce bir şairdi. Bu nedenle de insanlığın ruhani olarak ve uygarca yenilenmesine ilişkin düşlerini ancak şiir diliyle anlatabilirdi. Ortaçağın alegorik şiir geleneğine yakından bağlı olan İlahi Komedya’yı yazarken Vergilus’un Aeneis’ini örnek aldı. Kitabı mukaddes’in şiirsel dilinden ve kutsal nedenlerden etkilendi. Alegorik bir dil kullanması hem şiir dilinden hem de bundan da öte Hıristiyanlık dininin sembolik yapısından kaynaklanıyordu. * İlahi Komedya “inferno” (cehennem), “purgatorio” (araf) ve “paradisa” (cennet) başlıklı üç bölümden yada cantica’dan (ilahi) oluşur. İtalyan halk dilinde yazılan yapıtın uyak düzeni terza rimadır (aba bcb cdc...). Yapıtta yüz kanto yer alır, her cantica’’da 33 kanto vardır; cehennem bölümündeki bir kanto ise önsöz olarak yazılmıştır. Böylece Hıristiyanlıktaki üçlemeyi (teslis) simgeleyen 3 sayısı yapıtın bütün bölümlerini belirler.
019a11857056
[ "hplt2", "vngrs" ]
Yapımı kolay çok olan tadı bir o kadar güzel olan bu leziz tarifi sizlerle paylaşıyoruz. 4 Yumurta 1 Su bardağı toz şeker 1,5 Su bardağı un Yarım çay bardağı sıvıyağ 1 Paket kabartma tozu 1 Paket vanilya Yarım su bardağı damla çikolata Tarifi : Dört yumurta akı çırpılır. Başka bir kapta yumurta sarıları ve toz şeker 5-6 dk çırpılır. Sonra içine yumurta akı,un,kabartma tozu,sıvıyağ ve vanilya sırasıyla eklenerek karıştırılır. En son damla çikolata yada isteğe bağlı üzüm(dibe çökmemesi için una bulayın)katılarak,karıştırılıp 175 derece fırında 45 dakika pişirilir. kolay gelsin , afiyet olsun.
5c60d927218d
[ "c4", "hplt2", "vngrs" ]
Metal Kemer Bu makalenin gelistirilmis bir otomatik çeviri oldugunu bu makalenin . Bir kemer ile bir plaj düğünü çok güzel bir evlilik sunak vardır. Eğer inşa sonra kemer dekore edebilirsiniz. Düğün tarzı ve tema bağlı olarak kumaş, çiçekler, balonlar ve diğer süslemeleri kullanabilirsiniz. Aşağıdaki adımları izleyin: 2. Bir kalem alın ve havai ışını iki destek kirişleri üzerine, gitmek istediğiniz yere yükseklikte bir işareti yapmak. 3. Işaretli noktalar ise bir matkap ve bir 1/16-in ile delin. matkap ucu. 4. Yerde dikey direkleri ve üst tavan kiriş yerleştirin. Eğer havai kiriş monte önceki delinmiş deliklerin içine vida inç 2 ½ delin. 5. Kemer yerini kurmak ve daha sonra 2 inç derin ve direkler için yeterince geniş iki delik kazarak toprağa direkleri için yer açmak. 6. Deliğinin içindeki kemer takın ve daha sonra bazı çamur veya kum ile bunları kapatın. 7. Bazı nihai süslemeleri ile kemerli tamamlayın.
29f8f1b3e6f5
[ "hplt2", "vngrs" ]
Pfsense Squid Proxy Server Kurulumu : Merhabalar bu yazımızda Pfsense’i Proxy (vekil) sunucu olarak kullanmak için gereken squid paketinin kurulumunu ele alacağız. Bir önceki yazımızda Pfsense’in basit kurulumunu anlatmıştık . (Pfsense Kurulumu) Kuruluma geçmeden önce squid konusuna kısaca değinmemiz gerekiyor. Squid Linux/unix kullanıcıları için geliştirilmiş proxy yani vekil sunucu yazılımıdır. Squid yazılımının asıl amacı ağ üzerinden gelen http trafiğini üzerine almak ve bizim belirlediğimiz kurallara göre kullanıcılara iletmektir. Sabah gazete okumak için 300 kullanıcının milliyet.com’a girdiğini ve her birinin milliyet galeri vs.’de aynı anda zaman geçirmeye başladığını düşünelim. 4 Mbps bant genişliğimiz ile ne kadar kaliteli bir internet erişimi sağlayabiliriz, sizce yeterli olur mu? Veya bir kullanıcının girip tüm bant genişliğini tüketerek download yaptığını düşünelim? Ne yapabiliriz ki? Yapabileceğimiz şey squid’i devreye sokmaktır. Squid bir siteyi bir kez cache belleğe alacak ve WAN interface milliyet.com için yanlızca bir kez meşgul edilecektir. Aynı siteye tekrar girişlerde web sitesi kullanıcıya squid tarafından sunulacaktır. Bir başka faydası kullanıcı başına bant genişliği atanabilir ve bu sayede tüm bant genişliğini az sayıda kullanıcı işgal edemez. Temel olarak faydası budur. Squid hakkında genel bir bilgiye sahip olduktan sonra Pfsense’i doğru şekilde kurduğumuzu varsayarak Squid kurulumuna başlıyoruz. Web browser’ı açarak adres satırına Pfsense makinemizin LAN arayüz Ip’sini yazarak WebGui’ye erişiyoruz ve login oluyoruz. Dashboard bizi karşıladıktan sonra System>Packages’e tıklıyoruz ve internet üzerinden yükleyebileceğimiz paketler için Package Manager’e erişiyoruz. Yüklenebilir durumda olan paketleri burada bulunan Avaible Packages kısmında görebiliyoruz ve bu paketler içerisinden squid paketini buluyor ve bu paketin sağ hizasında bulunan “+” kutucuğuna tıklıyoruz. Bize gerçekten squid’i kurmak istiyor musunuz diyor bunu onaylıyoruz. Eğer bu paketleri göremiyorsanız ilk olarak WAN interface’de problem aramaya başlayın(Özellikle pfsense DNS adreslerini kontrol ediniz) . Çünkü paketler internet üzerinden indirilerek kuruluyor. Kurulum sürecini görebilmemiz için sistem bizi otomatik olarak package installer bölümüne yönlendirecektir. Aşağıdaki şekilde kurulum sona erecektir. Yukarıdaki gibi kurulumun başarılı olduğunu gördüğümüzde F5 ile sayfayı yeniliyoruz. Installed Packages’de squidin varlığına bakıyoruz ve Services sekmesi altına Proxy Server’in eklendiğini teyit ediyoruz. Bunları gördüysek kurulumumuz sorunsuz bir şekilde gerçekleşmiş demektir. Services>Proxy Server’a tıklayarak Squid ayarlarına başlıyoruz. Yukarıda neler yapmışız hemen açıklayama başlayalım: Proxy Interface : Proxy olarak dinlenecek ara yüzü burada belirtiyoruz. İçerideki kullanıcılara vekil olacağımız için LAN Interfaceyi seçiyoruz. Alluser on Interface : Buradaki kutuyu işaretlersek LAN Interface üzerinde bulunan bütün kullanıcıları seçmiş oluruz ve Access Control bölümünde kullanıcı seçmemize gerek kalmaz. Transparent Proxy : Transparent Proxy Linux türevi firewalllarda redirect yeteneğini kullanarak kullanıcı pc’sinde hiç ayar yapmadan internet trafiğini bir Proxy üzerinden geçirmek için kullanılan yöntemdir. Aktif hale getirirsek kullanıcı PC’lerinin web tarayıcılarındaki yerel ağ ayarlarına herhangi bir Proxy girmek zorunda kalmayız.Bu işlem otomatik olarak kullanıcıların outbound http/80 olarak Proxy atamasını gerçekleştiriliyor. Bypass proxy for these source IPs: Yazdığımız ip adreslerinin proxy uygulamasından etkilenmeden internete çıkmasını sağladığımız seçenektir. Bu özellik destination ip’leri içinde mevcuttur ama sadece internet hizmeti verilecekse uygulanmasına gerek yoktur. Enabled Logging : 5651 yasasına göre log tutma zorunluluğumuz var. Log Store Directory : Log dosyasının yolunu ‘/var/squid/logs’ şeklinde belirtiyoruz. Log Rotate : Kaç gün log tutulmasını istiyorsak o değeri giriyoruz. Sistem logları girdiğimiz değere eşit periyotlar ile yeniler. Proxy Port : Proxy hizmetinin hangi port üzerinden verileceğini belirlediğimiz porttur. Bizim yukarıda işaretleyerek aktif hale getirdiğimiz Transparent özelliği 80 no’lu porta gelen istekleri squid ‘in çalıştığı port olan 3128’e yönlendirecektir.(redirection). (Sonrasındaki hostname veya admin mail adresi kısmını açıklamıyorum herkes anlamıştır.) En altta bulunan custom options bölümüne ise script girerek bazı ayrıcalıklı durumlara çözüm getirebiliyoruz (Windows update vs gibi ) Bu ayarlar Proxy Server’in çalışması için yeterli temel ayarlardır. Ama bu kadar ayar sistemin performanslı çalışması için yetmez biz devam ediyoruz. Upstream proxy olayı proxy içinde proxy olayıdır bu sebeple orayı transit geçiyoruz Cache management ile devam ediyoruz. Hard Disk Cache Size : Squid cache dosyalarını tutmak için ne kadar bellek kullansın ? Bu sorunun cevabını buraya Mb. cinsinden giriyoruz. Bu değer donanıma göre değişiklik gösterebilir. Kullanıcı sayısı ve ağ yoğunluğuna göre de değişiklik gösterebilir. Ben 10000 Mb olarak cache belleği belirtiyorum. Ama HDD boyutuna yakın bir değer verebilirsiniz. Memory Cache Size : Bu değer cache belleğe tampon olacak RAM miktarıdır. Burada gireceğimiz değerin donanımın toplam RAM miktarının yarısından fazla olmaması gerekir. Benim PC’de 1024 Mb RAM var bu sebeple ben buraya 512 Mb değerini giriyorum. Bu arada pc sanal makine . Maximum Object Size: Cache’de tutulacak en büyük dosya boyutunu belirtir. Byte cinsinden ifade edilir. Ben 512000 girdim, yani en büyük dosya 512 Mb olsun. Level 1 Subdirectories: Bazıları buradaki değerlerin cache’e alınacak web sitelerinin alt site sayısını belirttiğini (site derinliği) iddia etse de bu tamamen bir uydurmadır Amaç site derinliği değildir. Squid’in kendi disk yapılandırması ile ilgilidir. Cache için kullanılan directorylerin altında kaç tane daha directory yaratabileceğini belirler. Bu değer ne kadar büyük olursa, squid’in ilk açılışı o kadar uzun sürer. Hızınız ya da trafiğiniz 3-4 tane adsl bağlantıdan ibaretse bunu kafanıza takmayınız. Ufak bir network ve kuvvetli bir pfsense makinesi için 32 iyi bir değerdir. Bizim makine dandik bu sebeple 16 giriyoruz. Ve Access kontrol ile devam ediyoruz. Allowed Subnets : Proxy interface üzerinde birden fazla subnet varsa buraya dahil edilmelidir. Örn: Bizim yapımızda 192.168.137.0/24 subneti Proxy interface ile aynı subnettedir bu sebeple onu girmemize gerek yok. Ama 192.168.1.0/24 subnetinde olan kullanıcıların da Proxy üzerinden çıkmasını istiyorsak bu kısma dahil etmeliyiz. Ancak sistemimiz proxy arayüzününde içinde olduğu tek subnetten oluşuyorsa boş bırakabiliriz. Unrestricted IPs : Proxy’e uğramadan internete çıkış izni vereceğimiz kullanıcıların ip adreslerini buraya yazabiliriz. Banned host addresses : İnternete çıkmasını yasaklamak istediğimiz ip adreslerini buraya yazabiliriz. White list ve Black List : Bu kısımlara site adresleri yazıyoruz . Resim üzerinde küçük açıklamalarını yazdım. Squid üzerinde site engellemek çok tercih ettiğimiz bir yöntem değil. Biz bu iş için Dansguardian’ı kullanacağız onu ise bir başka yazıda anlatacağım. Traffic Management ile devam ediyoruz: Maximum download size : Yerel ağ tarafında kullanıcıların toplamda ne kadar download yapacağını burada sınarlayabiliyoruz. Kb cinsinden gireceğimiz bu değer 0 olursa bu özellik pasif durumdadır. Maximum Upload Size : Burada aynı şekilde upload değeri limitlenebilir. Buraya girilen değere dikkat edilmesi gerekir sonra herkes aramaya başlıyor (Sitelere girebildiğimiz halde internet bankacılık işlemlerini yapamıyoruz veya netten form dolduramıyoruz şeklinde şikayetler ) Çünkü kullanıcılar upload işlemine yanıt olarak. “ The request or reply is too large” hatası alıyorlar. Overall bandwidth throttling : Saniyede yapılacak indirme hızını limitlemek için burayı kullanıyoruz. (Kbps cinsinden) Per-Host Throttling : Yukarıda genel olarak hızı limitledik burada ise kullanıcı başına hız limitleyebiliyoruz. Değer yine kbps’dir. Throttle only specific extensions : Burayı pasif durumda bırakırsak tüm dosya türleri devre dışı kalır. Kesinlikle işaretli konumda bırakıyoruz. Sonrasında aşağıdaki dosya türlerini işaret eden seçeneklere download/upload limit işlemi uygulayabiliriz. Finish transfer if less than x KB remaining : Transfer edilecek dosya boyutu bizim buraya girdiğimiz değerden küçükse transfer işlemi tamamlanır. Abort transfer if more than x KB remaining : Dosya bizim buraya yazdığımız değerden fazla ise transfer işlemi iptal edilecektir. Finish transfer if more than x % finished : Transfer edilecek miktar buraya yazdığımız % cinsinden değeri geçerse transfer tamamlanır. Mesela bir dosya transferinde % 95 oldu ama limitlere takılıp iptal edildi. Bunu önlemek için bu sekmeyi kullanabiliriz. (Auth.Settings ve Local user kısmını Squid, Windows LDAP uyumu konusunda anlatacağım.) Bu noktadan itibaren squid kurulumunu tamamlamış olduk. Web browserı açıp bağlantı ayarlarında Proxy server adres ve port numarasını yazarsak nete artık Proxy üzerinden çıkabiliriz. Eğer squid cache performansı sizi tatmin etmiyorsa network buffer size’ini artırabilirsiniz. Bunun için : /boot/loader.conf dosyası içindeki kern.ipc.nmbclusters=”0″ satırındaki 0 değerini “32768” yapabilirsiniz. Bu değeri maximum 65536 olarak verebileceğinizi de unutmayın. Bu değişikliği yaparsanız makinenizin durumuna göre reboot süresi 20-30 dk ‘ya kadar uzayabilir. Stabil bir yapınız varsa bu ayarı yapmanızı öneririm. Eğer /boot/loader_conf dosyasının içi boş ise aşağıdaki gibi doldurursak makina adete uçar : Diğer bir ufak performans ayarı ise : Stabil 2.0 sürümünden önceki dağıtımlar için : Services – Proxy server – Cache management – Hard disk cache system : Ufs Tüm dağıtımlar için : System -> Advanced -> Sytem Tunables altındaki vfs.read_max=32 default değerini vfs.read_max=128 yaparsak performansımız artacaktır.
4dc079235f98
[ "hplt2", "vngrs" ]
Zülcelâl-i vel-İkrâm isminin anlamları, Kuran-ı Kerim’de ki Arapça ve Türkçe manası, Zülcelâl-i vel-İkrâm isminin Kuran’da geçen ayetleri, Zülcelâl-i vel-İkrâm isminin faziletleri, Esma-ül Hüsna yani Allah’ın güzel 99 isimlerinden Zülcelâl-i vel-İkrâm isminin sırları ve... Zâhir isminin anlamları, Kuran-ı Kerim’de ki Arapça ve Türkçe manası, Zâhir isminin Kuran’da geçen ayetleri, Zâhir isminin faziletleri, Esma-ül Hüsna yani Allah’ın güzel 99 isimlerinden Zâhir isminin sırları ve zikirlerini yazımızda bulabilirsiniz. Zâhir İsminin... Veliyy isminin anlamları, Kuran-ı Kerim’de ki Arapça ve Türkçe manası, Veliyy isminin Kuran’da geçen ayetleri, Veliyy isminin faziletleri, Esma-ül Hüsna yani Allah’ın güzel 99 isimlerinden Veliyy isminin sırları ve zikirlerini yazımızda bulabilirsiniz. Veliyy İsminin... Vekîl isminin anlamları, Kuran-ı Kerim’de ki Arapça ve Türkçe manası, Vekîl isminin Kuran’da geçen ayetleri, Vekîl isminin faziletleri, Esma-ül Hüsna yani Allah’ın güzel 99 isimlerinden Vekîl isminin sırları ve zikirlerini yazımızda bulabilirsiniz. Vekîl İsminin... Vehhâb isminin anlamları, Kuran-ı Kerim’de ki Arapça ve Türkçe manası, Vehhâb isminin Kuran’da geçen ayetleri, Vehhâb isminin faziletleri, Esma-ül Hüsna yani Allah’ın güzel 99 isimlerinden Vehhâb isminin sırları ve zikirlerini yazımızda bulabilirsiniz. Vehhâb İsminin... Vedûd isminin anlamları, Kuran-ı Kerim’de ki Arapça ve Türkçe manası, Vedûd isminin Kuran’da geçen ayetleri, Vedûd isminin faziletleri, Esma-ül Hüsna yani Allah’ın güzel 99 isimlerinden Vedûd isminin sırları ve zikirlerini yazımızda bulabilirsiniz. Vedûd İsminin... Vâsi isminin anlamları, Kuran-ı Kerim’de ki Arapça ve Türkçe manası, Vâsi isminin Kuran’da geçen ayetleri, Vâsi isminin faziletleri, Esma-ül Hüsna yani Allah’ın güzel 99 isimlerinden Vâsi isminin sırları ve zikirlerini yazımızda bulabilirsiniz. Vâsi İsminin... Vâris isminin anlamları, Kuran-ı Kerim’de ki Arapça ve Türkçe manası, Vâris isminin Kuran’da geçen ayetleri, Vâris isminin faziletleri, Esma-ül Hüsna yani Allah’ın güzel 99 isimlerinden Vâris isminin sırları ve zikirlerini yazımızda bulabilirsiniz. Vâris İsminin... Vâhid isminin anlamları, Kuran-ı Kerim’de ki Arapça ve Türkçe manası, Vâhid isminin Kuran’da geçen ayetleri, Vâhid isminin faziletleri, Esma-ül Hüsna yani Allah’ın güzel 99 isimlerinden Vâhid isminin sırları ve zikirlerini yazımızda bulabilirsiniz. Vâhid İsminin... Vâlî isminin anlamları, Kuran-ı Kerim’de ki Arapça ve Türkçe manası, Vâlî isminin Kuran’da geçen ayetleri, Vâlî isminin faziletleri, Esma-ül Hüsna yani Allah’ın güzel 99 isimlerinden Vâlî isminin sırları ve zikirlerini yazımızda bulabilirsiniz. Vâlî İsminin... Vâcid isminin anlamları, Kuran-ı Kerim’de ki Arapça ve Türkçe manası, Vâcid isminin Kuran’da geçen ayetleri, Vâcid isminin faziletleri, Esma-ül Hüsna yani Allah’ın güzel 99 isimlerinden Vâcid isminin sırları ve zikirlerini yazımızda bulabilirsiniz. Vâcid İsminin... Tevvâb isminin anlamları, Kuran-ı Kerim’de ki Arapça ve Türkçe manası, Tevvâb isminin Kuran’da geçen ayetleri, Tevvâb isminin faziletleri, Esma-ül Hüsna yani Allah’ın güzel 99 isimlerinden Tevvâb isminin sırları ve zikirlerini yazımızda bulabilirsiniz. Tevvâb İsminin... Semî isminin anlamları, Kuran-ı Kerim’de ki Arapça ve Türkçe manası, Semî isminin Kuran’da geçen ayetleri, Semî isminin faziletleri, Esma-ül Hüsna yani Allah’ın güzel 99 isimlerinden Semî isminin sırları ve zikirlerini yazımızda bulabilirsiniz. Semî İsminin...
c944736fead2
[ "hplt2", "vngrs" ]
Barbie Oyunları kategorimizde birbirinden güzel ve birbirinden yeni Barbie oyunları bulunuyor. Özellikle kızların seveceği makyaj oyunlarının ağırlıkta olduğu kategorimizde yine Barbie oyunları oynayabileceğiniz birçok giydirme, temizlik, kuaför, ev toplama ve aşk oyunları bulabilirsiniz. Siz oyunseverlerimiz için özenle hazırladığımız Barbie oyunları kategorimiz sadece bunlardan ibaret değil! Günden güne sürekli yepyeni oyunlar sizler için yapılıyor. Emin olun ki editörlerimiz en yeni Barbie oyunlarını, olabildiğince anlaşılır tanıtım yazıları ile sizlere sunmak için elinden geleni yapıyor. Tabii hayır diyemeyeceğiniz en sevilen ve en popüler barbie giydirme, barbie makyaj, barbie temizlik oyunlarını da sizler için paylaşmaya devam ediyoruz. Sitemize özellikle Barbie 'nin en sevilen oyunlarını yükleme gayreti içindeyiz çünkü oyunseverlerimizi kötü oyunlarla mutsuz etmekten kaçınıyoruz. Onlara olabildiğince eğlenceli ve iyi vakit geçirebilecekleri Barbie oyunları sunmak en önemli görevimizdir çünkü Oyunu-Oyna.Com Ekibi sizler için burada! Barbie 'nin sadece normal oyunlarının olduğunu sanmayın. Biliyoruz ki birçok oyunseverimiz Barbie Rüya Evi, Barbie Prenses Okulu ve Barbie Kristal Şato gibi Barbie 'nin filmlerini de hayranlıkla seyrediyor. İşte bu durumun farkında olan Oyunu-Oyna.Com Ekibi Barbie 'nin yer aldığı birçok film ve dizinin oyun versiyonlarını da her geçen gün güncel bir şekilde paylaşmaya devam edecek! Oyunu-Oyna.Com ekibi sizlere şimdiden, oynayacağınız Barbie Oyunlarında başarılar ve iyi eğlenceler diler.
90181a9f9170
[ "hplt2", "vngrs" ]
Halk Sağlığı Kurumunun ‘Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı’nın Çanakkale’de de sürdürüldüğünü hatırlatan Halk Sağlığı Müdürü Dr. Burhan Kütük, bisiklet kullanımının fiziksel aktiviteyi arttırmada en etkin araçlardan birisi olduğunu söyledi. Dr. Burhan Kütük, “Bu nedenle Sağlık Bakanlığı bisiklet kullanımının yaygınlaştırılması için projelerin hayata geçirilmesini amaçlanmış ve bu kapsamda ‘Fiziksel Aktiviteyi Teşvik Projesi 2015-2018’ hazırlanmıştır. Sağlık Bakanlığı tarafından 2015 yılı içinde okullar ve üniversitelere yaklaşık 40 bin adet bisiklet dağıtımı yapılmıştır. 2016 yılı içerisinde ise 100 bin adet dağ bisikletinin ortaokullara, 150 bin adet şehir bisikletinin üniversite, kurum ve belediyelere olmak üzere 250 bin bisikletin dağıtımı yapılacaktır. İlimizde 2015 yılı içerisinde ‘seçmeli beden eğitim dersi’ seçilen okullara 19 Mayıs, 16 Ekim ve 30 Kasım tarihlerinde toplam 450 adet bisiklet dağıtılmıştır. 23 Nisan 2016 Cumartesi saat:18.30’da derslerinde başarılı, davranışları ile örnek 223 öğrenciye bisiklet hediye edilecektir. Ayrıca İlimiz yatılı bölge okullarına öğrencilerin ortak kullanımı için toplam 20 adet bisiklet verilecektir. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Etkinlikleri kapsamında, 23 Nisan 2016 tarihinde 10:00-20:00 saatleri arasında Çanakkale Merkez Kordonda Müdürlüğümüz ‘Sağlıklı Yaşam Aracı’ hizmet verecek olup vatandaşlarımıza Sağlıklı Yaşam, Sağlıklı Beslenme, Fiziksel Aktivite, Kanser ve Kronik Hastalıklar gibi konularda sağlık personellerimiz tarafından bilgilendirmeler yapılacaktır” dedi.
afc4383767b1
[ "hplt2", "vngrs" ]
"Şu anda iktidar partisi ve yanında MHP bunları parlamentoda görmek istemiyor" diyen Cumhurbaşkanı'nın konuşmasından satır başları şöyle: "Sizler bizi bu yolculukta hiçbir zaman yalnız koymadınız. Bu yollarda sizlerle beraber yürüdük inşallah beraber yürümeye devam edeceğiz. Biz Allah'ın huzurunda rükûda eğilmekten başka eğilme tanımıyoruz. Biz beşer planında kimsenin karşısında eğilmedik, Allah'ın izniyle bundan sonrada eğilmeyeceğiz. Hep bir olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, Türkiye olacağız. Bizi bölmek isteyenler olabilir onlara kulak asmayacağız. ‘MHP BUNLARI PARLAMENTODA GÖRMEK İSTEMİYOR' Paralel devlet olur mu devlet içinde devlet olabilir mi? Bugün mecliste dokunulmazlıkla ilgili tarihi bir oylama yapılıyor. Benim milletim bu ülkede suçlu milletvekillerini parlamentoda görmek istemiyor, bölücü terör örgütünün desteklediklerini bu parlamentoda görmek istemiyor. Şu anda iktidar partisi ve yanında MHP bunları parlamentoda görmek istemiyor. Bunların bedelini neden parlamento ödesin, yargı fezlekeleri göndermiş, gidip kendileri ödesinler." (Alıntıdır)
c771e37e02ce
[ "hplt2", "vngrs" ]
OSMANLI – BİZANS İLİŞKİLERİ Osmanlı Türkleri Tarih Sahnesine Çıkmadan Önce Bizans İmparatorluğu Onbirinci yüzyılın başlarından itibaren çeşitli iç ve dış faktörler nedeniyle Bizans Devleti gerileme dönemine girmiş bulunuyordu. 1071 yılında Romanos Diogenes’in Sultan Alp Arslan tarafından Malazgirt’te yenilgiye uğratılması ve 1204 yılında İstanbul’un (Constantinoupolis) IV. Haçlı Seferi sonucunda Latinler tarafından zaptı ve parçalanması İmparatorluğun çöküşünü hazırlayan başlıca dış olaylardı. IV. Haçlı Seferi’nin sonucunda toprakları üzerinde feodal Grek ve Latin prenslikler kurulan İmparatorluğu, 1261 yılında İstanbul’u Latinlerden geri alarak yeniden kuran, İznik Grek Devleti’nin hükümdarı VIII. Mihael Palaeologos olmuştur. VIII. Mihael ve Son Palaeologoslar (1261-1282) Bizans’ın restorasyonunu gerçekleştiren VIII. Mihael Palaeologos, tahta çıkar çıkmaz Grek ve Latinler tarafından paylaşılmış olan İmparatorluğun kaybettiği eyaletleri geri alma girişiminde bulundu ve 1261 yılı sonlarına doğru Frankların elinde bulunan Mora’ya ayak bastı. 1264/65’te Epir Despotluğu’nun elinden Yanya’yı, Bulgarlardan Makedonya’nın bir bölümünü, Venediklilerin elinden de adaların büyük bir kısmını geri almayı başardı. Diğer taraftan, 1272’de Sırp ve Bulgar kiliselerini tekrar bir Grek ruhanisi idaresine verdi. VIII. Mihael, ayrıca, kendisini tehdit eden Bulgarlar, Sırplar ve Moğollar ile sıhri ilişkiler kurarak dostluk anlaşmaları yaptı. İmparatorun aldığı bütün bu önlemlere rağmen, Papalık ve Venedik, İstanbul’da tekrar bir Latin İmparatorluğu kurma emelinden vazgeçmemişlerdi. Sicilya ve Napoli’nin yeni hükümdarı olan Charles d’Anjou, Papa ile anlaşarak 1267’de Viterbo’da İstanbul’dan kovulmuş olan Latin İmparatoru II. Baudouin ile bir dostluk ittifakı ve zapt edilecek Bizans İmparatorluğu’nun taksimi için bir anlaşma yaptı. Bizans’a karşı beslediği emelleri kısa zamanda açığa çıkaran Charles, 1267’de Korfu’yu zapt ettikten sonra Mora’ya kuvvetler göndermiş, 1272’de Draç’ı ve Epir sahillerini de işgal ederek Arnavutluk Kralı unvanını almıştı. Charles, aynı zamanda Bizans’ın Balkanlar’daki düşmanları olan Bulgarlar, Sırplar, Epir Despotu ve Tesalya hükümdarı ile dostluk anlaşmaları imzaladı. Bizans, geleceğini tehdit eden bu krizden VIII. Mihael’in izlediği başarılı diplomatik politika sayesinde kurtulabildi. VIII. Mihael ilk önce Grek kilisesi üzerinde Roma’nın üstünlüğünü sağlamak isteyen Papa X. Gregorios ile 1274’te Lyon’da bir antlaşma yaptı. Bu antlaşmaya göre, Doğu kilisesi yeniden Papalığa bağlanıyor, buna karşılık kaybedilen toprakların yeniden kazanılması için Latinlerle bile serbestçe mücadele edebilme hakkını elde ediyordu. Bu suretle, iki yüzyıldır Roma’nın gerçekleştirmeye çalıştığı Union (Kiliselerin Birliği) tamamlanmış oluyordu. İmparator diğer taraftan, 1275’te Epir’de Anjoulara karşı harekete geçiyor ve Tesalya’da Neopatras’ı kuşatıyordu. Eğriboz’da Venedikliler ile de mücadele eden VIII. Mihael, Guillaume de Villehardouin’in ölümü ile (1278) Frank Prensliği’nin zayıflaması yüzünden Akhaia’ya kadar ilerlemeyi başardı. VIII. Mihael’in elde ettiği bu başarılara rağmen, Union öteden beri Latinlere karşı olan Grekler arasında büyük tepkiye yol açtı. Artık Doğu ve Batı kiliseleri arasında uzlaşmazlık daha açık bir şekilde ortaya çıkmıştı. Diğer taraftan Charles d’Anjou’da mücadelesini sürdürerek 1278’de Epir’de egemenliğini sağlamlaştırdı ve Latin İmparatorluğu’nu yeniden kurmak amacıyla Papa’yı kendi tarafına çekmeyi başardı. Çok geçmeden Charles Roma, Venedik, Sırp, Bulgar ve hatta Tesalya ve Epir Greklerinden oluşan bir ittifak kuruyordu. VIII. Mihael, kendisini kıskaç altına alan bu ittifakı da etkisiz hale getirdi. Berat’te Charles Anjou’nun kuvvetlerini bozguna uğrattıktan başka, Aragon kralıyla anlaşarak Anjoulara karşı Sicilya’da bir isyan patlak vermesini körükledi. Sicilya’nın kaybedilmesinden sonra, Anjoular sadece İtalya’daki topraklarını koruyabilmişlerdi. Böylece, Bizans’a karşı kurulmuş cephe ortadan kalkıyor, Venedik ise, bundan sonra Manuel’e ve Aragon kralına yanaşmaya çalışıyordu. VIII. Mihael devri, Bizans için yeniden doğma dönemi olarak kabul edilmekle beraber, onun Latinlere karşı Batı’yla fazla meşgul olması ve Doğu’yu ihmal etmesi, İmparatorluk için Türk ve Sırp tehlikesinin büyümesine yol açmıştır. VIII. Mihael’in başarılı politikası artık küçük bir devlet olarak varlığını sürdüren, içte ve dışta çeşitli sorunları bulunan Bizans’ı kurtarmaya yetmeyecekti. Kendisinden sonra gelen halefleri II. Andronikos (1282-1328) ve III. Andronikos (1328-1341) Mihael ile aynı yeteneğe sahip değillerdi. Ondördüncü yüzyılda Bizans’ta İmparatorluğu kurtaracak bir hamlede bulunan gasıp VI. Johannes Kantakuzenos (1347-55) olmuştur. Kantakuzenos, Bizans’ın eski gücünün Helen mirasını koruyan Bizans uygarlığı ve Grek kilisesinin bütün Doğu’ya egemen olması ile sağlanabileceğini anlamış olmakla beraber, çok kısa süren saltanatı icraatını tamamlamasına yetmedi. V. Johannes’in oğlu olan ve daha elverişli bir ortamda İmparatorluğu kurtarabileceğine inanılan II. Manuel’in de çabaları çökmekte olan Bizans’ı kurtaramadı. II. Manuel ve oğlu VIII. Johannes’in (1425-48) gayretleri İmparatorluğun sona ermesini ancak bir süre ertelemeye yaramıştı. Aslında, Bizans’ın çöküşünü hükümdarların kişisel nitelikleri değil, İmparatorluğun onbirinci yüzyıldan beri karşılaştığı iç ve dış olaylar hazırlamıştır. Bizans’ın Çöküşünü Hazırlayan Faktörler Bizans’ın birliğinin yüksek asalet sınıfından olan Palaeologos’lar hanedanı tarafından sağlanması, feodalleşme oluşumunu hızlandırdı. Dünyevi ve ruhani büyük arazi sahipleri gittikçe güçlenerek imtiyazlarını genişlettiler. Buna karşılık onlara bağımlı yarı-özgür (paroikoi) köylülerle birlikte küçük asalet sınıfının durumu daha da kötüleşti. Bu oluşumun bir başka nedeni de, Anadolu’dan ve Balkanlar’dan gelen dış tehditler yüzünden sadece büyük arazi sahiplerinin ayakta kalabilmeleriydi. Böylece bir yandan feodal gelişme, diğer yandan Anadolu’da Türk, Balkanlar’da Sırp tehdidi, İmparatorluğun üstesinden gelemeyeceği güçlerdi. Küçük bir devlet olarak yeniden kurulan Bizans, sadece siyasal değil, aynı zamanda ekonomik ve askeri gücünü de yitirmişti. Büyük arazi sahipliği müessesesi, İmparatorluğun başlangıcından itibaren Bizans toplumunun özelliklerinden birini oluşturmuştur. Büyük mülk sahipleri dokuzuncu yüzyılın sonlarından itibaren küçük köylü toprakları aleyhine arazilerini genişletmeye başlamışlardır. Onuncu yüzyılda Romanus Lekapenus, II. Basil gibi bazı İmparatorların bu gelişimi önlemek amacıyla çıkardıkları yasalar (novella) da fazla işe yaramamış ve aristokrasi, köylü ve asker mülklerinin büyük bir kısmını zamanla ele geçirmeyi başarmıştır. Onbirinci yüzyılda izlenen antimilitarist politika da askeri mülklerin çöküşünü hızlandırmıştır. Askeri sınıfın önemsiz bir hale gelmesinden sonra onbirinci yüzyıldan itibaren Bizans ordusu İngiliz, Norman Germen, Peçenek, Bulgar gibi yabancı askerlerden oluşmaya başladı. Onbirinci yüzyılda pronoia ve exkuseia kurumlarının gelişmesi de aristokrasinin güçlenmesine yardımcı oldu. Pronoia, onbirinci yüzyılın sonlarından itibaren İmparatorlar tarafından terkedilmiş toprakları canlandırmak, toprak gelirleriyle askeri sınıfa yeniden güç kazandırmak için kurulmuş bir sistemdi; genellikle bir toprak parçası, nehir ya da balıkhane olabilirdi. Bu dirlikler, belirli bir süre ya da çoğu zaman ömür boyu tevcih edilmekteydi. Palaeologos’lar hanedanı zamanında pronoia sahiplerine kendilerine tevcih olunan emlakı ve geliri varislerine devretme hakkı da tanındı. Bununla beraber, pronoia dirliklerinin eskiden olduğu gibi satılması yasaktı ve bu mülk devlete askeri ya da başka hizmetler karşılığında tevcih edilmekteydi. Bu yükümlülük tevarüs eden mirasçıya da aynen geçiyordu. Pronoia sahiplerinin çoğu aristokrasiye mensup kişilerden oluşuyordu. Eski askeri mülklerin sahipleri ise, köylülerdi. Pronoia sisteminin geniş olarak uygulanması sadece aristokrasinin gücünü artırmakla kalmamış, aynı zamanda arazi bağışı (appanage) sisteminin gelişmesine de yol açarak, merkezi idarenin zayıflamasına neden olmuştu. Onbirinci yüzyıldan itibaren imparatorlar, kendi yakınlarına exkuseia imtiyazına sahip manastırların gelirlerini bağışladıklarından, bu sistem aynı zamanda dünyevi aristokrasinin servetinin artmasına da yardımcı oldu. Böylece, Palaeologos’lar hanedanı zamanında dünyevi ve ruhani büyük arazi sahiplerine verilen imtiyazlarla büyük arazi sahipliği müessesi vergi vermek yükümlülüğünden sıyrılmaya başlamış ve devletin esas vergi kaynağını teşkil eden köylü ve küçük asalet emlakini ortadan kaldırdığından devletin ekonomisi daha da bozulmuştur. Palaeologos’lar zamanında Pronoia sisteminin yetersizliği, ordunun bütünüyle yabancı ücretli askerlerden oluşmasından anlaşılmaktadır. Bu askerlerin bakımı ve muhafazası da devlet için ağır bir mali yüktü. II. Andronikos’un savaş kuvvetlerini azaltmak amacıyla, Ceneviz’in deniz gücüne dayanarak donanmasını sınırlaması, Cenova’ya sadece ekonomik bağımlılığı değil, aynı zamanda askeri bağımlılığı da beraberinde getirdi. Devrin kaynaklarının verdiği bilgiye göre, Bizans’ın savaş gücü artık hiç kalmamıştı. Onuncu yüzyılın sonlarından itibaren Venedik’e; 1261 Nymphaeon Antlaşması’yla Cenova’ya verilmeye başlanan aşırı ticari imtiyazlar, İmparatorluğun ekonomisini bütünüyle İtalyan kent cumhuriyetlerinin denetimi altına sokmuştur. İmparatorluğun toprakları üzerinde yerleşen Venedik ve Cenova, Bizans’ın çöküşünü hızlandırmıştır. 1261’de İstanbul’dan kovulan Venedik, Ege Denizi’ndeki gücünü koruyordu. IV. Haçlı Seferi’nden sonra Adalar ve Bizans topraklarından uzaklaştırılan Cenova ise, Karadeniz’de üstünlük sağlamış, Nymphaeon antlaşmasıyla da Bizans’tan önemli ticari imtiyazlar almıştı. 1267’de Galata’ya yerleşen Cenevizliler, Sakız, Midilli ve Foça’yı ellerinde tutuyorlardı.
e1bdba3428dd
[ "hplt2", "vngrs" ]
Bir insan hakları örgütü, Filistinlilerin İsrail’e düzenlediği roket ve İsrail’in de sivil bölgelerin yakınlarına düzenlediği hava saldırılarının uluslararası savaş kurallarını ihlal ettiğini bildirdi. İnsan Hakları Gözlem örgütü, gerek Filistinli militan örgütlerin, gerekse İsrail ordusunun sivillerin hayatına gerekli duyarlılığı göstermediğini açıkladı. Örgüt, 2005 Eylül’ünden 2007 Mayısı’na kadar Filistinlilerin İsrail tarafına 2 bin 700 roket attığını, aynı dönemde Gazze’ye İsrail tarafından ateşlenen 14 bin 600 top mermisinin düştüğünü belirtti. İsrail Başbakanı Ehud Olmert, İsrailli sivillere saldırı düzenleyen Filistinli militanlara karşı operasyonların süreceğini bildirdi. Filistinli yetkililer, Cumartesi günü, İsrail’in Gazze’ye hava saldırısında yedi Filistinlinin öldüğünü duyurdu. Öte yandan İsrail, Filistin Yönetimi Lideri Mahmud Abbas’a yardım amacıyla serbest bırakacağı vergi gelirini aktarmaya başladı. İsrailli yetkililer, toplamı 700 milyon Dolar’a yaklaşan, Filistin hükümetine ait vergi gelirinin 120 milyon Dolar’lık ilk diliminin serbest bırakıldığını açıkladı.
a64635e11d1c
[ "hplt2", "vngrs" ]
Seçim takviminin açıklanmasıyla birlikte, Ak Parti Kartepe’de de hareketlilik başladı. Aday olmak isteyenler bir şekilde isimlerini kamuoyuna duyurma çabasına girdi. Kimi basın yoluyla bunu denedi, kimi yüksek mertebedeki yakınlarına yaslanarak… Kimi pantolon olmazsa gömlek olsun derdinde, kimi de başkalarını kullanarak küçük hesapların peşinde… Yeniden kim başkan seçilir bilemem ama, bildiğim tek şey var ki; samimi olarak “adayım” diyen kimse yok! Gözlemlediğim kadarıyla aday olmak isteyenlerin dilinde hep aynı nakarat var. Hepsi de adaylıklarını meşrulaştırmak için mevcut yönetimi benzer ifadelerle eleştiriyorlar. Nedir bu ifadeler? “Bunlar dava adamı değil!” “Bunlar partiye ihanet ediyor!” “Bunlar Erdoğan’ı arkadan hançerliyor!” … ve benzeri ifadeleri sıklıkla duyabilirsiniz bu süreçte. Eleştiriler haklı mı haksız mı bilemem. Şüphesiz doğruluk payı da haksız ithamlar da vardır içinde. Ancak birini karalamadan önce kendimize bir bakmamız gerekmez mi? Ne kadar empati yapabiliyoruz bu gibi durumlarda? Savurduğumuz eleştiriler bağlamında biz ne kadar tutarlı davranıyoruz? “Sahi, neden aday olmak istiyorum ben” diye kendimize soruyor muyuz? Bu kadar hizmet aşkıyla yanıp tutuşuyorsanız, ne diye yalnızca ilçe başkanlığı için kendinizi paralıyorsunuz ki? Cami dernek başkanı olun; kültür-sanat ve spor etkinlikleri için ön ayak olun; öğrencilere, fakir fukaraya destek çıkacak yerlerde görev alın. Olmadı dernekçilik yapın! Samimiyetle hizmet etmenin onlarca yolu ve yöntemi var. Yeter ki yapılan iş, insana ve insanlığa hayır noktasında bir düşünce kırıntısı içersin. Ha yok, illa ki “ben bu siyasi koltukta çok daha verimli hizmet ederim” diye akıllarından geçiyorsa, o isimlere de saygı duyarız elbette. Üstelik bu yönde teveccüh kazanıyor, olumlu anlamda baskı görüyorum diyorsanız; o zaman zaten aday olun! Yalnız, düşüncelerinizde de birtakım değişimler olsun. Örneğin; “Ben mücahitim kardeşim, benden iyi bu işi kim yapabilir?” diye düşünüp, seçildiğiniz gün müteahhitlik hesapları yapmayın! Gözünüze kestirdiniz diyelim, ille de müteahhitlik yapmak istiyorsunuz. Tamam, yapın. Ama birilerine “ayrıcalıklı imar” hakkı tanıyarak yerleşim yerine gökdelen diktirip; milletle aranızda inşa ettiğiniz gönül köprülerini yıkmayın. “Dava” kavramını dilinize dolayıp ortalıkta soytarı gibi dolaşanlardan değil, yaşantısıyla örnek insanlardan olun. Basit hesaplar içinde boğulup kalp kırmayın. Bu yolda her şey mübah değildir! Mübah görerek yalan da söylemeyin, kendinizi de kandırmayın. Hele hele dünyalık küçücük bir ikbâl uğruna iftira hiç atmayın! Böyle bir süreçte sağdan soldan gelecek dedikodulara asla kulak asmayın! Böylelikle uhuvveti, sevgiyi, muhabbeti, saygıyı, güveni, huzuru, neşeyi ve barışı tesis etmiş olursunuz. İlçe başkanı dediğin, partisinin “Genel Başkanı”nı temsil eder. Ak Parti’de ilçe başkanlığına talipseniz, aynı zamanda Başbakan’ı temsil etmeye talipsiniz demektir. Bu şuur ve donanıma sahip değilseniz bu işe hiç heves etmeyin! Mesela “Yeni Anayasa” konusunda bir fikriniz olsun. Dış politikadan ne anlıyorsunuz? Hiçbir şey yapamıyorsanız Başbakan Davutoğlu’nun “Stratejik Derinlik” kitabını okuyun. Mesela ‘Kökü ezelde, gövdesi ebedde bir nesil’’ hayalinden siz ne anlıyorsunuz? Hedef neden 2023? Sadece cumhuriyetin 100. Yıl dönümü mü? Yoksa Lozan antlaşmasının da 100.yılı olması hasebiyle de bir bağlantı kurulabilir mi? Bunları düşünmek lazım! Ekonomiden sağlığa, ulaşımdan gıda ve hayvancılığa kadar geniş yelpazede, en azından bir fikir beyan edecek kadar bilginiz var mı? Aday olmadan önce bunları bir gözden geçirin! Sadece aday olmak için aday olmayın! Protokolde önde olayım milletten itibar göreyim diyeyse, hiç aday olmayın! Sevgi ve adaleti toplumda hakim kılan bir anlayışta olun. Farabi’nin dediği gibi; "Toplum sevgiyle kaynaşır, adaletle yaşar." Bir yerlere talip olmak yerine, görevin sizi bulacağına inanırsanız; hem o görevi daha iyi icra etmiş olur, hem de millete daha faydalı hizmetlerde bulunmuş olursunuz. Düzeltme: Geçen haftaki yazımızda AK Parti Kocaeli Milletvekili Azize Sibel Gönül’ün milletvekilliğinde üçüncü dönemi olduğunu yazmıştık. Ancak Gönül’ün vekillikte üçüncü değil, ikinci dönemidir. Yapılan bu hatayı düzeltiyor, okurlarımızdan özür diliyorum.
40f8c4ede077
[ "hplt2", "vngrs" ]
PricewaterhouseCoopers'ın araştırmasına göre dünya ilaç devlerinin yüzde 65'inin yatırım planlarında Türkiye öne çıkıyor. Ancak son fiyat kararnamesinin bu eğilime darbe vurması bekleniyor. Kriz öncesinde baş döndürücü hızda birleşme ve satın almalara sahne olan Türk ilaç sektöründe Fiyat Kararnamesi yeni yatırımları tehlikeye soktu. Uluslararası denetim, vergi ve danışmanlık firması PricewaterhouseCoopers'ın (PwC) ortağı Serkan Tarmur, hazırladıkları bir rapora göre dünya ilaç devlerinin yüzde 65'inin gelecekte Türkiye'ye ilişkin planları olduğunu belirterek, 18 Eylül tarihinde yayımlanan ve aralık ayından itibaren uygulanacak ilaç fiyatlarını yüzde 75'e varan oranlarda düşüren Fiyat Kararnamesi'nin olası yatırım, ortaklık ve satın almaları askıya alacağını açıkladı. İlaç sektörü Türkiye'de 2006-2008 arasında yabancı yatırımcıların ilgi gösterdiği sektörlerin başında geldi. 2007'de gerçekleşen 5 birleşmenin toplam değeri 641 milyon dolardı. Eczacıbaşı İlaç'ın Zentiva tarafından satın alınması tek başına 610 milyon dolar olmuştu. Krize rağmen 2008'de de ilaç ve tıbbi cihazlar sektöründe 13 adet birleşme ve satın alma gerçekleşti. Bunlardan işlem değeri açıklanan 4'ünün toplam hacmin 125 milyon dolar oldu. Sektörde taşlar yerinden oynadı Raporun yayımlandığı günlerde gündeme gelen fiyat kararnamesi bu kaygıları haklı çıkardı. Uygulanması aralık ayına ertelenen kararnameyi değerlendiren PWC yöneticilerine göre fiyatlandırma konusunda atılan adımlar yatırımcıları caydıracak. PwC ortağı ve ilaç sektörü uzmanı Zeki Gündüz, sektörün krizde bile büyümeye devam etmesinin firmaların iştahını kabarttığını ancak sektörün son üç yıldır çok ciddi bir vergi denetimine tabii olduğunu belirtti. Gündüz, "Bu durum bir belirsizlik ve tedirginlik yaratıyor. Daha önceden netliği konulmamış konularda tartışmalar var. Firmaların çoğu yargıya başvurdu. Bu sektörü olduğu kadar yatırımcıyı da rahatsız ediyor" dedi. Serkan Tamur da, bu araştırmanın hemen ardından gelen Fiyat Kararnamesi'nin yatırımcı iştahını azaltacağını dile getirerek, "Rapordan çıkan sonuçlara göre, 2010'dan itibaren sektör yeniden hareketli bir döneme girebilirdi. Ancak bu rapor hazırlandıktan sonra kararname çıktı. Sektörde taşları yerinden oynatan, firmaların kârlılığını eriten bu gelişme ile yatırımcılar Türk pazarına ilişkin planlarını yeniden değerlendirecek ya da en azından bir süre bekleyecek" diye konuştu. Fiyat Kararnamesi yüzde 75'e varan indirim öngörüyor Hükümet 18 Eylül 2009 tarihinde Fiyat Kararnamesi ve Sağlık Uygulama Tebliği yayımladı. Sözkonusu tebliğe göre, ilaç fiyatlandırmasında Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden aldığı referans oranını yüzde 60 ile sınırlayan hükümet, diyabetten kolestrole, tansiyondan göz damlalarına kadar çok sayıda ilacın 4 Aralık 2009'dan itibaren yüzde 75'e varan indirimlerle satılmasına karar verdi. Kararname hem ilaç üreticilerinden hem de eczacılardan tepki gördü. İlaç üreticileri maliyetleri sabit kaldığı halde fiyatların düşmesi nedeniyle kârlılıklarının eridiğini bu durumun yatırımcılar için de caydırıcı olduğunu savunuyor. Eczacılar söz konusu indirimlerin mevcut stoklarına yansıması nedeniyle büyük zarara uğrayacaklarını belirtirken uygulamayı önümüzdeki günlerde "Eczacılar can çekişiyor" sloganıyla protesto etmeye hazırlanıyor. RAPORDAN NOTLAR Türkiye Avrupa'da en büyük altıncı pazar * 2008'de 9.4 milyar dolara ulaşan Türkiye reçeteli ilaç pazarı; Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve İspanya'nın ardından Avrupa'nın en büyük 6'ıncı pazarı. * İthal ürünlerin Türkiye ilaç pazarındaki payı hacimsel olarak 2008'de yüzde 36 oldu. İthal ürünlerin çoğunluğunu orijinal ilaçlar oluştururken yerel üretim oranı yüzde 64, yerel üretim içinde jenerik ürünlerin payı ise yüzde 72. * Piyasadaki jenerik ilaçların çoğunluğu, yoğun promosyon çalışmaları ile desteklenen markalı jenerik diye nitelendirilen ilaçlardan oluşuyor. * İlaç dağıtımı piyasası oligopol bir yapıya sahip. En büyük iki ilaç dağıtım şirketi ilaç dağıtım pazarının yüzde 70'ine hâkimken, 250-300 küçük distribütör kalan yüzde 30 için rekabet ediyor.
04cb535b918b
[ "hplt2", "vngrs" ]
Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde geçtiğimiz çarşamba günü öğle saatlerinde meydana gelen olayda, acil servise bıçakla yaralama vakası geldi. Doktorun yönlendirmesiyle sedyedeki yaralı, üç yakını nezaretinde röntgen servisine yönlendirildi. İddiaya göre; yaralının üç yakını önceki röntgen filminin çıkmasını bekleyen görevlileri darp etmeye başladı. Hasta yakınlarının müdahalesiyle görevliler Mehmet Can D. ve Erhun Onat K. yere düştü. Bu esnada yine iddiaya göre sedyedeki bıçakla yaralanan kişi de sedyeden inerek yerdeki sağlıkçıları darp etti. Hastanedeki diğer servisteki sağlıkçılar ve güvenlik personelinin gelmesiyle Mehmet C. ve Erhun Onat K., saldırganların elinden kurtarıldı. Güvenlik kamerasının görüş açısının dışında meydana gelen olayla ilgili Mehmet Can D. ile Erhun Onat K.’nın müracaatı üzerine cumhuriyet savcısı olayla ilgili soruşturma başlattı. Bıçakla yaralanan şahıs ve üç yakını polis merkezinde olayla ilgili ifade verdi. Röntgen servisindeki saldırıyla ilgili bugün sağlıkçılar Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde açıklama yaptı. Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Sağlık-Sen) Bursa Şube Başkanı Gökhan Yünkül, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin tüm uyarılara rağmen önlenemediğini söyledi. Son olarak, röntgen teknisyeni olarak görev yapan iki arkadaşlarının saldırıya uğradığını belirten Yünkül şöyle devam etti: "Sağlık çalışanlarına saldıranlar ise ne yazık ki; sağlığa kavuşmaları için gayret ettikleri hasta ve hasanın yakınlarıdır. Röntgen teknisyenleri tamamen elektronik cihazlarla yapılan işlemlerin sonucunu beklemeyen hasta yakınlarının saldırısa uğramıştır. İnsanımızın sağlığı için fedakarca çalışan hekiminden hemşiresine, memurundan, röntgen teknisyenine kadar bütün sağlık çalışanlarının şiddete maruz kalmaya devam etmesi çok düşündürücüdür. Sağlık çalışanlarımızın son günlerde, hasta ve hasta yakınları tarafından maruz kaldıkları sözlü ve fiili şiddetin boyutlarının artarak devam etmesi ürkütücü ve bir o kadar da endişe vericidir. Tedbirler ve güvenlik önlemleri alınması gerekirken çalışanlarımızın sahipsiz bırakıldığını üzülerek görmekteyiz." Röntgen teknisyenlerinin iş göremez raporu aldıkları için basın açıklamasında yer alamadıkları belirtildi. Bir süre slogan atan sağlıkçılar, ardından hastanedeki görevlerinin başına döndü.
db55dc5959e8
[ "hplt2", "vngrs" ]
YARALILARDAN 182'Sİ TABURCU EDİLDİElazığ Emniyet Müdürlüğü'ne düzenlenen bombalı saldırıda yaralanan 110'u polis 217 kişiden 80'i polis 182 kişi tedavileri tamamlandığı için taburcu edildi. Elazığ'daki hastanelerde halen 1'i ağır olmak üzere 30'u polis 5'si sivil toplam 35 kişinin tedavisi ise sürüyor. Saldırıda Emniyet Müdürlüğü binası ile çevresindeki işyeri ve evlerde meydana gelen hasar tespit çalışmalarına da başlandı. Elazığ Valiliği Çevre İl Müdürlüğü tarafından 8 ekipten oluşan hasar tespit komisyonu çalışmalarını sürdürüyor. Patlamada Elazığ Emniyet Müdürlüğü bahçesi ve çevre ev ve işyerlerinin önünde bulunan toplam 100 aracın hasar gördüğü belirtildi.
c0873fc7fd3f
[ "hplt2", "vngrs" ]
- 22:51Kırgızistan Başbakan Yardımcısı: Uçak pilot hatası nedeniyle düştü - 22:17"Anadolu Medeniyetleri" sergisi açıldı - 22:15Trabzonspor Gümüşhanespor maçı hazırlıklarını sürdürdü - 22:06Teröristbaşı Gülen'den CHP ve MHP'ye suikast tehdidi! - 21:56Edirne'de trafik kazası: 2 yaralı - 21:52Van'daki FETÖ/PDY soruşturması: 7 tutuklama - 21:51Manavgat'ta trafik kazası: 3 yaralı - 21:48Maden ocağındaki göçükte ölen işçi toprağa verildi - 21:48Adıyaman'da otomobilden ses sistemi hırsızlığı şüphelileri tutuklandı - 21:41Manavgat'ta trafik kazası: 3 yaralı - Altın147,376 - BIST81.712 - Dolar3,8050 - Euro4,0356 - Euro/Dolar0.00 - Sterlin4,5900 - İstanbul6 °C - Ankara1 °C - İzmir9 °C - Konya0 °C - Adana7 °C - Antalya13 °C - Diyarbakır1 °C - Bursa8 °C - Kayseri-1 °C - Kocaeli3 °C - Şanlıurfa5 °C - Gaziantep0 °C - İçel11 °C Mahmut Övür, Sabah gazetesindeki bugünkü yazısında genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun geleceği ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayının kim olacağını ele aldı. İşte Mahmut Övür’ün yazısından öne çıkanlar: Partide rahatsızlık var Şu sıralarda ne yapacağı belki de en belirsiz parti CHP. Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendi adayını mı çıkartacak, yoksa ortak aday peşinde mi koşacak? Parti yönetimi değişecek mi? Bunun için Olağan Kurultay zamanında yapılacak mı yoksa Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasına mı bırakılacak? Ya da bunun yerine seçimli veya seçimsiz tüzük kurultayına mı gidilecek? Bütün bu soruların CHP üzerinde yoğunlaşmasının bir tek nedeni var: 30 Mart seçimlerinden başarısız çıkmak. Öyle bir sonuç çıktı ki, ne CHP bu soruların muhatabı olmaktan kurtuldu ne de yönetimi değiştirmek için parti içinde bekleyenleri heveslendirdi. Bu durum, bir yıl sonra yapılacak genel seçim nedeniyle herkesi pozisyonunu korumaya itti. Kurultay talep edenler, yeni siyaset isteyenler, sağa kaymadan, Gülen Cemaati'yle ilişkiden şikâyet edenler var ama kimsenin mevcut durumu değiştirmeye gücü yetmiyor. Cumhurbaşkanlığı seçimleri belirleyici Çünkü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu şu an en güçlü siyasi aktör ve CHP'lilere göre 7 Haziran 2015 seçimlerine kadar da bu gücü sürebilir. Yanlış denilen tüm politikalarda en büyük pay sahibi Kılıçdaroğlu olmasına rağmen gerçek bu. Bu da CHP'yi kilitlemiş durumda. Herkes şikâyet ediyor, kızıyor ama pozisyonunu kaybetmemek için de susuyor. Bu yüzden gözler Kılıçdaroğlu'nda. O da cumhurbaşkanlığı seçimini derin bir yenilgi almadan atlatıp, genel seçime hazırlanmayı umuyor. Denilen şu: Bu beklemeler cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar sürecek. Bu arada ne MYK'da bir değişim olur ne de tüzük kurultayı yapılır. Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası ise iki ihtimalden söz ediliyor. İlki sadece tüzük kurultayı yaparak örgütleri 45 günlük sınırlamadan kurtarıp yenilemek... İkincisi ise Parti Meclisi ve tüzüğün birlikte değişebileceği "küçük kurultay" yapmak. İkinci alternatife bugünkü Parti Meclisi üyeleri onay vermese de yapılabilir. Parti yönetimi de o zaman değişir. Kimler gidecek? Şu isimlere gidecek gözüyle bakılıyor: Adnan Keskin, Gökhan Günaydın, Umut Oran, Bülent Tezcan, Bihlun Tamaylıgil, Sencer Ayata ve Emrehan Halıcı. Yeni yönetimde ise Gürsel Tekin'le Nihat Matkap'ın güç kazanacağı söyleniyor. Özellikle Tekin'in örgütlerden sorumlu genel başkan yardımcısı olma ihtimali yüksek. Bu süreçte Mustafa Sarıgül ve Mansur Yavaş'a hatta İzmir'den bir iki isme yönetim kapısının açılması sürpriz olmaz. Böylece genel seçimlere biraz silkinmiş ve hareketlenmiş bir CHP ile girilmiş olur. Cumhurbaşkanı adayı Büyükerşen Cumhurbaşkanı adaylığına gelince... Hâlâ her kafadan bir ses çıkıyor ve üzerinde mutabakat sağlanmış bir isim yok. Baykalcılar, solcular, ulusalcılar, sağcılar, hepsi gönlündeki cumhurbaşkanını tarif ediyor ama isim veremiyor. Çünkü onlar da biliyor ki, söyleyecekleri her isim bırakın Türkiye'yi birleştirmeyi CHP'yi bile birleştiremeyecek. Acı da olsa CHP çevresi böyle bir gerçek yaşıyor. Politika üretemeyince, 90 yıllık çınar da olsanız her türlü desteğe rağmen Türkiye partisi de olunamıyor, ülkenin en önemli makamına "işte bu..." dedirtecek aday da bulamıyor. Şu aralar CHP içinde kiminle konuşsam bir tek isimde birleştiklerini görüyorum: Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen. Görünen o ki, bir son dakika sürprizi olmazsa CHP, cumhurbaşkanlığı seçimine kendi adayıyla gidecek.
58c70c74ef08
[ "hplt2", "vngrs" ]
Mersin'de bir akaryakıt istasyonunda 5 kişiyi silahla yaraladıktan sonra intihar girişiminde bulunan kişi ile yaralılardan biri hayatını kaybetti. İşten çıkartıldığı iddia edilen akaryakıt istasyonunda iş yeri sahibi İbrahim Güder ile çalışanlardan Aydın Çelik, Nevzat Gümüştaş, Mert Şahin ile olay yerinden geçen Mustafa Yunusoğlu'nu silahla yaralayan Cengiz Yıldız, daha sonra başına ateş ederek intihar girişiminde bulunmuş ve ağır yaralanmıştı. Ambulanslarla hastaneye kaldırılan yaralılardan Aydın Çelik ile Cengiz Yıldız müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
e19969a1f133
[ "hplt2", "vngrs" ]
Prison Break Oyununun İlk Görüntüleri Yayınlandı! Dünyanın ençok izlenen dizileri arasında gösterilen ve farklı ülkelerde, farklı dil seçenekleri ile yayınlanan Prison Break artık bir video oyunu oluyor. Dünyanın ençok izlenen dizilerinden biri olan Prison Break artık bir video oyunu olarak karşımıza çıkıyor. Zoofly firmasının yapımcılığını, Deep Silver firmasının ise dağıtımcılığını üstlendiği video oyununun ilk görüntüleri yayınlandı. PC, PS3 ve Xbox 360 platformları için satışa sunulacak bu oyunun henüz çıkış tarihi açıklanmasa da, 2010 yılı başında satışa sunulması bekleniyor. Casusluk ve gizlilik öğelerini içinde barındıracak bu oyun şimdiden, tüm dünyanın gündemine oturmayı başardı. Resimler: Prison Break is still on - Gamersyde
1de446f95801
[ "hplt2", "vngrs" ]
Duruşma sanıkların tutuksuz yargılanması kararıyla 3 Aralık 2013 tarihine ertelendi.Bingöl’de 16 yaşındaki E.A. adlı kız çocuğuna cinsel istismar ve tecavüz ettikleri iddiasıyla 'Çocuğun nitelikli cinsel istismarı', 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma' ve 'müstehcenlik' suçlamalarıyla, haklarında 3 yıldan 15 yıla varan hapis cezaları istenen 1'i tutuklu 8 uzman çavuşun yargılanmasına Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlandı. Sabah 9.30’da başlayan ve 7 tutuksuz sanığın hazır bulunduğu davada, tutuklu sanık M.T. cezaevinden görüntülü sistem ile duruşmaya katıldı. E.A. avukatlarının talebi doğrultusunda Mahkeme heyeti duruşmada kapalı celse kararı ve gizlilik kararı aldı.Davaya Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yanı sıra, Bingöl ve Diyarbakır Baro Başkanlıkları da müdahil oldu.Yaklaşık 13 saat süren duruşmada, E.A avukatları ve iddia makamı, sanıklardan Y.A. ve i.Y. hakkında eylemlerin gerçekleştiği tarihte E.A.’nın 15 yaşından küçük olması sebebiyle tutuklanmalarını istedi. İddia makamının talebi, mahkeme heyetince ‘delillerin büyük oranda toplanması, toplanacak delillerin az olması, Mağdurenin dinlenmiş olması’ gerekçesiyle kabul edilmedi. Tarafların dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti, tutuklu bulunan M.T.’nin tahliye edilmesi, sanıkların tutuksuz yargılanması kararıyla duruşmayı 3 Aralık 2013 tarihine erteledi.Yapılan duruşmanın ardından basın açıklaması yapan E.A.’nın avukatları mahkeme kararına itiraz edeceklerini söyledi. E.A.’nın avukatı Canan Çakabey, mahkemede istediklerini sonucu alamadıklarını ifade ederek,”ne yazık ki istediğimiz bir sonuç alamadık. Dosyada tüm sanıklar savunmalarını yaptı mağdure de aynı şekilde beyanda bulundu. Mahkeme hiç beklemediğimiz ve hoşumuza gitmeyen kararlar verdi. Mahkeme heyeti Sanıkların tutuklanma talebimize ret kararı verdi. Ve adli kontrol ve yurtdışına çıkmamaya hükmetti. Bizce verilen bu karar hem kamuoyunu vicdanını ciddi bir şekilde zedelemiştir. Ve biz doğru olmadığını düşüyoruz bu kararın. Tabi ki itirazda bulunacağız. Duruşma 3 Aralık 2013 tarihine ertelendi.”dedi. Diyarbakır Baro Başkanı Avukat Tahir elçi ise,sanıkların tutuklanmasına ilişkin taleplerinin reddedildiği ve tutuklu bulunan M.T.’ hakkında tahliye kararı çıkarıldığını söyledi. Elçi, şunları söyledi,”Türkiye’de yargı en basit için suçlar için uzun tutuklama yoluna giderken, bizim tutuklama talebimizin rededilmesini biz anlaşılmaz buluyoruz. Tamamı asker kişi olan 8 kamu görevlisinin 2 yıl boyunda 15 yaşından küçük bir kız çocuğuna sürekli bir biçimde cinsel istismar ve tecavüz suçu işlemeleri karşısında yargının bugün ki tutumu gerçekten anlaşılır değildir. Halen 15 yaşından küçük bir kız çocuğunun 8 erkeğin tecavüze uğramasını ve intihara teşebbüs etmiş bir çocuğun yargı halen ruhsal bütünlüğünün bozulup bozulmadığını tartışıyor. Ve halen bozulmamış olabileceğini düşünüyor. Dolayısıyla bizim aslında çocuğun ruhsal bütünlüğünün bozulmasının kabul edilmesi gerektiğini en azından İstanbul Adli Tıp Kurumunu Başkanlığından bu yönden bir rapor gelebilme ihtimalinin olduğu dolayısıyla bu duruma tekabül eden yasa maddesi uyarınca ki bu suçun cezası en az 15 yıl öngörüyor. Buna rağmen yargı bugün bu ağır cinsel istismar ve tecavüz suçu karşısında tutuklama yolunu tercih etmemiştir. Gerçekten bu durumu anlaşılmaz buluyoruz.” Duruşma hakkında kısa bir açıklamada bulunan Bingöl Baro Başkanı Erdal Aydemir, mahkeme kararını hukuki cinayet olarak değerlendirdi. Aydemir,”E.A.’nın cinsel saldırı ve cinsel tecavüz iddiasıyla yargılanmaya başlandığı andan itibaren tüm bölge baroları olarak bu davanın takipçisi olacağımızı belirtmiştik. Ancak yargının bugün ki kararı cinayet çeşididir. bir insan tarafından işlenmesi halinde buna cinayet denir. Ama bazen yargı verdiği kararlarla benim kişisel hukuki yorumumum bu yöndedir, bugün verilmiş olan bu tahliye kararı ve tutuklama talebi yönündeki red kararları bizce hukuki cinayet olarak nitelendirilebilir.”dedi.
25162ae2e999
[ "hplt2", "vngrs" ]
Netflix, 2000-2007 yılları arasında Warner Bros. ve CW’de yayınlanan Gilmore Girls’ü 90 dakikalık 4 bölüm halinde yeniden çekmeyi planlıyor. Başrollerde Lauren Graham ve Alexis Bledel‘in yer aldığı Gilmore Girls, 2000’den 2006 yılına dek Warner Bros.’un televizyon kanalında yayınlanmış, daha sonra 7. sezonu için CW kanalına geçip 2007’de final yapmıştı. Amy Sherman-Palladino tarafından yaratılan dizi, yayınlandığı dönemde bir Emmy ödülü kazanmış ve Golden Globe’a aday olmuştu. Hayali Stars Hollow kasabasının seçmece ve hafif kaçık sakinleri eşliğinde arkadaşlık, aile ve hayat üzerine esprili bir yapım olan Gilmore Girls, kasabanın vazgeçilmez karakterleri anne Lorelai ile kızı Rory’nin yaşamları üzerine odaklanıyordu. Yayınlandığı dönemde oldukça geniş bir hayran kitlesine sahip olan Girlmore Girls’ün geçtiğimiz yıllarda geri döneceği söylentileri çıkmış ancak bu söylentilerin hiçbiri doğrulanmamıştı. Yeni Gilmore Girls 90 Dakikalık 4 Bölümden Oluşacak Variety sitesinin haberine göre Netflix, Gilmore Girls’ü yeniden çekmeyi planlıyor. Dizinin yaratıcısı Amy Sherman-Palladino ve kocası Daniel Palladino’nun şu sıralarda bu proje üzerinde çalıştığı ancak projenin uzun soluklu olmak yerine 90 dakikalık 4 bölümden oluşacağı gelen bilgiler arasında. Konu hakkında Warner Bros.’tan ya da Netflix’ten resmi bir açıklama henüz gelmedi. Öte yandan dizinin yapımcısı Sherman-Palladino, geçtiğimiz yıl dizinin geri döneceği dedikoduları hakkında şunları söylemişti: “Şu anda böyle bir proje üzerinde çalışmıyoruz ancak eğer böyle bir şey gerçekleşecekse bunun doğru şekilde yapılacağının sözünü verebilirim. Dizinin hiç kimsenin birbirinden nefret etmediği dünyasının doğru formatta ve doğru zamanda geri dönebileceğine dair bir fırsat gelirse bu fırsatı kaçırmam.”
6d5c2185f05a
[ "hplt2", "vngrs" ]
Gök, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Alman Federal Meclisinin Ermeni iddialarına ilişkin karar almasını değerlendirdi. Türkiye ve Almanya arasındaki insani, ticari, ekonomik ve kültürel ilişkilere işaret eden Gök, "ikinci vatan" olarak tanımlanan Almanya'nın aldığı bu kararın, kabul edilemez olduğunu söyledi. Kararın, Türk dış politikasının çöktüğünün bir göstergesi olduğunu ileri süren Gök, "Bu kararın en vahim yanlarından biri de Türkiye Cumhuriyeti'nin artık en yakın ülke olarak nitelendirilen Almanya nezdinde dahi itibarının kalmamış olmasıdır. Nerede bu Türk dış politikası? Türkiye bu hallere düşecek ülke midir? Alman parlamentosunun aldığı karar asla kabul edilemez ama bu kararın alınmasına vesile olacak dış politikayı izleyen iktidarın tutumu da kabul edilemez." diye konuştu. İktidarın gerekli lobi çalışmalarını yapmadığını, Türkiye'nin çıkarlarını koruyacak girişimlerde bulunmadığını ileri süren Gök, "Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Bir ret, bir çekimser dışında tüm katılanların oylarıyla alınan bir karar. Bu hükümet bu işin neresinde? Hangi lobi faaliyetlerini yaptınız? Kimi ikna ettiniz? Hiçbir şey yapamadığınız ortada." ifadelerini kullandı. Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gök, bir soru üzerine Alman parlamentosundaki karara, Türk kökenli milletvekillerinin de olumlu oy vermesinin kendilerini üzdüğünün altını çizdi. Kararı ilişkin TBMM'de yayımlanan ortak açıklamaya HDP'nin imza atmadığının hatırlatılmasına Levent Gök, "Biz Türkiye'nin milli menfaatleri doğrultusunda her zaman yapıcı ve milli bir duruş sergiliyoruz. Her partinin durumunu kamuoyu takdir eder." karşılığını verdi. 'Alman parlamentosunun aldığı karar asla kabul edilemez' - Genel - 03 Haziran 2016 15:23 CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, "Alman parlamentosunun aldığı karar asla kabul edilemez ama bu kararın alınmasına vesile olacak dış politikayı izleyen iktidarın tutumu da kabul edilemez." dedi.
6e8073c998b6
[ "hplt2", "vngrs" ]
Milyonlarca hacı adayının beklediği Hac kuraları çekilidi. Heyecanla bekleyişin sona erdiği hac kura çekiliş sonuçları Diyanet İşleri Başkanlığında, bilgisayar ortamında, basın ve kamuoyuna açık yapıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı konferans salonunda elektronik ortamda yapılan kura çekim töreni, salonu dolduran ve ekranları başında bu heyecana eşlik eden hacı adaylarının yoğun ilgisiyle çekildi. Bu yıl, 581 bin 768 vatandaş ilk kez hac müracaatında bulunurken geçen yıl hac kurasına katılmasına rağmen hacca gidemeyen 1 milyon 178 bin 983 kişinin kayıtları yenilendi. Hac vazifesini yerine getirmek için heyecanla bekleyen vatandaş; ''hac kura sonuçları açıklandı mı?'' sorusuna yanıt arıyor. DİYANET HAC KURA SONUÇLARI SORGULAMA EKRANI -TIKLA ÖĞREN 1 milyon 760 bin 751 kişi arasında çekilen kura sonucunda 59 bin 200 kişi kutsal topraklara gitmeye hak kazanacak. Kura çekim törenine katılan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, hac kurasının heyecanla, aşkla, sabırla bütün bir yıl boyunca beklenen bir tören olduğunu belirtti. "Hac bir mekteptir" Haccın insanı olgunlaştıran, eğiten bir mektep olduğunu kaydeden Başkan Yardımcısı Yılmaz, şunları söyledi; "Hac, kelime anlamı olarak ‘yüksek bir gaye, yüce bir hedef’ demektir. Hac, insanı yüce gayelere hazırlayan heyecanı ve coşkusu yüksek bir mekteptir. Bu mektebin sahibi Allah, yeri Mekke, Kabe, Mina, Arafat, Müzdelife ve nihayeti Medine’dir. Hac, insanlığın atası Hz. Adem ve Hz. İbrahim’in ilk rehberi olduğu, Hz. Muhammed’in ilk muallimi olduğu bir mekteptir. Üniforması kefeni andıran ihramdır. Asıl hedefi takva olan bir mekteptir. Sevginin gönle nakış nakış işlendiği ve talim edildiği bir mekteptir. Sabrın, paylaşmanın, dostluğun yüksek seviyede yaşandığı bir mekteptir. Allaha verdiğimiz ilahi sözleşmeyi yeniden yaşadığımız bir mekteptir. Tavaf esnasında suyun akışını andıran hacı kardeşlerimizin coşku ve kaynaşmalarının melekleri andırdığı bir mekteptir. Duyguların şefkatle yıkandığı heveslerin edeple uslandığı bir mekteptir. Kabe ile kalp ilişkisini öğreten kalbin Kabe’den daha üstün olduğunu anlatan bir mekteptir." HAC KESİN KAYITLARI Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürü Enver Günenç ise, 2016 yılı hac organizasyonuna ilişkin bilgi verdi. Hac kesin kayıtları, 7-18 Mart'ta, her ilde ve her bir hac konaklama türünde yapılacak. İlk hac kafilesinin 4 Ağustos'ta, son hac kafilesinin 5 Eylül'de gideceği kutsal topraklardan dönüşler ise, 16 Eylülde ilk kafilenin, 16 Ekim'de de son kafilenin gelmesiyle son bulacak. Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğü, kura çekiminden sonra kesin kayıt yapmaya hak kazanan vatandaşların, ‘kesin kayıt yaptırabilir’ belgelerinin, cep telefonlarına gelen kısa mesajdaki şifre ile alabileceklerinden, özellikle cep telefon bilgilerinin güncellenmesi gerektiği uyarısında bulundu. Kura sonuçlarına "http://hac.diyanet.gov.tr" adresinden bu akşam saat 21.00’dan itibaren ulaşılabilecek.
1012c3637689
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Sekiz kitaplık "Çocuklar İçin Felsefe: Geniş Omuzlu Platon'un Maceraları" serisinin sekizinci ve son kitabı Varoluşun Başlangıcı'nda, Üstat ve büyük filozof Sokrates, Geniş Omuz'un defalarca yakarmasının ardından ona her şeyi anlatmayı tek bir şartla kabul eder: Öğrencisi, varoluşun başlangıcının ne olduğunu bulup kendisine söylemelidir. Bunun kendisi için avantajlı bir pazarlık olduğunu düşünen Geniş Omuz, içindeki sesin de yardımıyla çalışmaya başlar. Zamanla, ödevinin diğer bütün sorulardan çok daha zor olduğunu anlayan Geniş Omuz, cevabı bulmak için gizem ve tuzak dolu bir yerde, yani kafasının içinde, devasa Asıl Soru'nun büyük darbeleriyle mücadele etmek zorunda kalacaktır. Burada Hesiodos, Ksenofanes, Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes de kendisine yardımcı olmaya çalışacaklardır. Acaba, Geniş Omuz tüm düşüncelerini ve sorularını aydınlatabilecek midir? Bu hikâye ilk filozofların eserlerinden esinlenerek yazılmıştır. Bugüne kadar yapılmış filozofik araştırmaları, varoluşun nasıl başladığına dair efsaneleri eğlenceli bir tarzla işlemektedir. "Çocuklar İçin Felsefe: Geniş Omuzlu Platon'un Maceraları" serisi geniş omuzlu, küçük Platon'un maceraları aracılığıyla genç okuyucuların ilgisini Batı felsefesinin klasiklerine çekmeyi ve onları felsefeye yakınlaştırmayı amaçlamaktadır. Her bir kitap, felsefenin beşiği sayılan Antik Yunan döneminin eserlerine veya olaylarına dayandırılmıştır. Serinin temel esin kaynağı, Platon'un kaleme aldığı, Sokrates'in de görüşlerini içeren Sokrates'in Savunması, Devlet ve Şölen gibi eserlerdir. Bunların yanısıra, metinleri günümüze ulaşamasa da, ünlü Antik Yunan tarihçilerinin hikâyelerinde can bulan, Thales, Anaksimenes ve Zenon gibi filozofların görüşlerine de bu renkli, eğlenceli ve eğitici maceralarda yer verilmiştir.
0bc134ad879d
[ "hplt2", "vngrs" ]
Kalpteki ani çarpıntı duygusu neden olur? Kalp Çarpıntısı, Ani Çarpıntı Kalp atımlarının hızı, ince bir mekanizma tarafından ayarlanır. Bazen bunu ilaçlar, kafein, nikotin, enfeksiyonlar, yaralanmalar ve stres'ler aksatır. Bu çarpıntı duygusu, ilk olduğunda, insanı korkutabilir. Buna yol açabilecek etkenler ortadan kaldırılınca, kalp atımındaki bu düzensizlikler çoğu kez kaybolur. Taşikardi denen durumda, birdenbire kalp hızlı çarpmaya başlar. Bunun nedenleri de, buna yakın bir duygu veren ve adına ekstrasistol dediğimiz ekstra vurumlarınki gibi genellikle önemsizdir. Bununla birlikte, taşikardi dediğimiz bu çarpıntılar devam ederse, klinik muayeneyle birlikte çekilecek bir kalp elektrosu gerçek nedeni ortaya koyar, gereken tedaviyi de belirler. Bazen, düzenli kalp atımları arasına bir tane ekstra atım, yani ekstrasistol sıkışır. Birdenbire gelen çarpıntı nöbetleri, çoğu kez dinlenmeyle yatışabilir. Kinin dahil, birçok ilaç çarpıntıyı düzeltip kalp atımlarını normal sayıya indirebilir. Ekstrasistol-ler, genellikle, boynun her iki yanında ve göz küresine hafifçe baskı yaparak düzeltilebilir. Taşikardi çoğunlukla ilaçsız olarak, başlayışındaki gibi birdenbire ve kendiliğinden geçer. Kalpteki ani çarpıntı duygusu neden olur?
50cd0a8ec0a3
[ "hplt2", "vngrs" ]
Işıklık Cam Değiştirme Bu makalenin gelistirilmis bir otomatik çeviri oldugunu bu makalenin . Lütfen ışıklık cam pencere ne sebeple kim bilir için çatlak olur, bunu değiştirmek zorunda kalacak.Bu kendiniz yapabileceğiniz bir iş olduğunu bilmek iyidir. Sadece şu adımları izleyin: 1. Birinci tavan penceresi yapısını kontrol. Herhangi bir hasar meydana gelirse orada yanıp sönen herhangi bir çatlak ya da bir bakın. 2. Işıklık ile odasında evin içinde gidin ve cam parçaları düşecek nerede var çünkü altında bir muşamba koyun. 3. Şimdi çatıda geri dönmek ve maket bıçağı ve bir çekiç kullanarak pencereden cam ayırma başlar. Cam arkasında herhangi bir parça bırakmayın. Kaldırılmayan küçük parçalara olabileceğinden çerçeve içine bak. Bu yardımcı olur, bir tornavida kullanın. 4. Yeni cam boyunun ne olacağını bilmek pencere çerçevesinin çevre ölçün. Açılış Pleksiglas yerleştirin ve kalafat ile iyice yapıştırın. Bu sığar Mae emin misiniz tanıtmak. Sonra kalafat ile uymaları orada bırakın. 5. Bu süreç içinde bazı aşırı kalafat orada neden olabilir. Bir macun bıçak ile kesmek. Tekrar tüm yapısını doğrulayın ve düzgün mühürlü değildir sızıntı veya alanları aramaya.
afaab16ba5cc
[ "hplt2", "vngrs" ]
Kim Kardashian Kimdir? Kimberly Noel “Kim” Kardashian (d. 21 Ekim 1980; Los Angeles, Kaliforniya, ABD) yarı Ermeni asıllı olmasının yanı sıra İskoçya, Hollanda ve Türkiye kökenli Amerikalı sosyoelit, televizyon kişiliği, prodüktör, model, şarkıcı, aktris, stilist ve iş kadını. En çok sosyal hayatıyla, seks kasediyle, orijinal versiyonu ile E! televizyon kanalında yayınlanan Keeping Up with the Kardashians ve Kourtney and Kim Take New York adlı reality showlara çıkması ile bilinmektedir. Kardashian günümüze değin çeşitli parfümler çıkarmıştır, oldukça ünlü dergilere poz verip dergi kapaklarında yer almıştır, konuk oyuncu veya juri üyesi olarak çok sayıda televizyon yapımında rol almıştır, Amerikan ABC kanalında yayınlanan Dancing With the Stars (Yıldızlarla Dans) adlı ve Türkiye’de Yok Böyle Dans adı altında yayınlanan televizyon formatında yarışmıştır. America’s Next Top Model (Amerikanın Gelecek/Yeni Top Modeli – Amerika Top Modelini Arıyor) adlı programda konuk jüri üyeliği yapmıştır. Carmen Electra ile birlikte Acayip Bir Film ve Vadinin Melekleri adlı sinema filmlerinde, How I Met Your Mother, Beyond the Break, CSI: NY gibi dizilerde rol almıştır. 2010 yılında ise kız kardeşleri Kourtney ve Khloé ile Kardashian Konfidential adında bir otobiyografik kitap yayımlamıştır. Bunların yanı sıra kızkardeşleri ile birlikte D-A-S-H adlı kıyafet butiğini işletmektedir.2007 yılında Playboy dergisine soyunmuştur. Kardashian 2 Mayıs 2008’de “Workout with Kim Kardashian” adlı bir spor DVD’si çıkarmış, daha sonra kendi blogunu açmış ve ayakkabı satış servisini başlatmıştır.
23b14c321fed
[ "hplt2", "vngrs" ]
Berlin Moda Haftası kapsamında düzenlenecek etkinlik kapsamında Kevin Costner ve grubu Modern West’in vereceği özel konser için hazırlıklar sürüyor. Kevin Costner ve ekibine etkinlikler süresince 10 siyah Transporter Multivan eşlik edecek. Hollywood yıldızı, aynı zamanda yapımcı ve yönetmen olan ünlü oyuncu, Almanya'yı her ziyaretinde daima Transporter Multivan tercih ediyor. 2011'de müzik grubuyla çıktığı Almanya turu sırasında da Transporter Multivan kullanmıştı. Ünlü yıldıza eşlik edecek tüm Transporter Multivan’larda 180 PS motor ve deri koltuklar, navigasyon sistemi ve karartılmış cam bulunuyor. Ayrıca tavan döşemesinde bulunan dijital ses artırma hoparlör sistemi, sürücü ile arkadaki yolcuların daha kolay iletişim kurmasını sağlıyor. Transporter Multivan ünlü yıldızların tercih ettikleri en gözde model. Geçtiğimiz Haziran ayında gerçekleşen Cannes Film Festivali sırasında aksiyon filmi “Cehennem Melekleri 3’ün” yıldızları da Transporter Multivan’ı tercih etmişti.
bbbac61dac07
[ "hplt2", "vngrs" ]
Geçici İş Görmezlik Girişi Hakkında Haberler İBRAHİM IŞIKLI / SOSYAL GÜVENLİK VE İŞ HUKUKU dünya gazetesi.com e-postası olmayanlara "SGK'dan para cezası" geliyor Sigortalılar açısından geçici iş göremezlik süresine ilişkin bazı haklar bulunmaktadır. Hastalık, doğum, iş kazası ya da meslek hastalığı olması durumunda sigortalılara sağlık yardımları ve aynı zamanda parasal yardımlar yapılmaktadır. Parasal yardımlardan en önemlisi geçici iş göremezlik ödeneğidir. Geçici iş göremezlik (hastalık), sigortalının iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hâllerinde kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurulu raporlarında belirtilen istirahat süresince geçici olarak çalışamama hâlidir. Sigortalının iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hâllerinde 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na göre, sigortalılara kanunda belirtilen geçici iş göremezlik hallerinde/sürelerinde geçici iş göremezlik ödeneği (hastalık parası-doğum parası) verilir. - Geçici iş göremezlik ödeneği iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için, - Sigortalının hastalık sebebiyle iş göremezliğe uğramaları hâlinde, iş göremezliğin başladığı tarihten önceki bir yıl içinde en az doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartıyla geçici iş göremezliğin (raporun) üçüncü gününden başlamak üzere her gün için, - Sigortalı kadının analığı hâlinde, doğumdan önceki bir yıl içinde en az doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartıyla, doğumdan önceki ve sonraki sekizer haftalık sürede, çoğul gebelik hâlinde ise doğumdan önceki sekiz haftalık süreye iki haftalık süre ilave edilerek çalışmadığı her gün, sigortalı kadının isteği ve hekimin onayı ile doğuma üç hafta kalıncaya kadar çalışılması hâlinde, sigortalının bu sürede çalışmamış olması şartı ile sigortalının isteği ve hekim raporu ile doğum öncesinde kullanılmayan sürenin beş haftaya, çoğul gebelik hâlinde yedi haftaya kadar olan kısmından doğum sonrasına ilave edilen her gün için, verilmektedir. İstirahat raporlarını düzenleyecek olan SGK ile anlaşması olan hastanelerin hekimleri, sigortalılar için iş göremezlik belgesi veya sağlık kurulu raporunu elektronik ortamda e-rapor biçiminde düzenlenen raporları/sağlık kurulu raporlarını SGK'ya gönderecektir. (Program kural hastanelerin kullanımına açık olmakla birlikte; işyeri hekimleri, aile hekimleri ve SGK ile anlaşma yapmayan hastaneler iş göremezlik raporlarını kağıt ortamında düzenleyecektir.) Hastaneler tarafından onaylanan ve elektronik ortamda işverene gönderilen raporlar, işverene ait çalışılmadığına dair bildirim ekranına düşecektir. Söz konusu raporların, işveren tarafından istirahatin bittiği tarihten itibaren 5 iş günü içerisinde çalışılmadığına dair bildirim girişin ekranından yapılması gerekmektedir. Sigortalıların geçici iş göremezlik ödemelerini alabilmesi için işveren tarafından e-sigorta yoluyla çalışamazlık girişi yapılmalıdır. Çalışamazlık girişini e-sigorta yoluyla süresi içinde yapmayan işverenlere idari para cezası uygulanmaktadır. Mevcut uygulamadaki SGK tarafından uyarı yazısı gönderilmek suretiyle çalışmazlık bildirimi girişinin yapılmasının istenmesi ve 5 iş günü içerisinde bildirim yapılmaması halinde İPC uygulaması 31.12.2012 tarihine kadar devam edecektir. Yeni dönemde uyarı yazısı gönderilmeyecek ve e-posta sonucunda işlem yapılmadığı takdirde İPC uygulanacaktır. Yani, işverenlerin e-postaları yoksa acilen bir e-posta edinmeleri gerekiyor. Burada sistem sadece e-posta üzerine kurgulanmıştır. Özellikle küçük bölgelerde e-posta kullanımının yaygın olmadığını dikkate aldığımızda SGK'nın e-posta yanında cep telefonlarına SMS gönderilmesi uygulamasını da geliştirmesi uygun olacaktır. Konuyla ilgisi olduğu için aşağıya bir fıkrayı alarak yazımı bitirmek istiyorum, umarım yetkililer bu fıkradan kendilerine gerekli payı çıkarırlar. Fıkra bu ya, bir adam yazılım şirketine iş görüşmesine gidiyor. Çalışmak istediği iş de tuvalet temizleyiciliği. İlgililerle görüşüp tıkanmış bir lavaboyu temizleyip testten geçiyor. İlgili yönetici adama testi geçtiğini, hangi gün saat kaçta iş başı yapması gerektiğinin kendisine e-mail yoluyla gönderileceğini söylüyor. Adam da bilgisayarı olmadığını dolayısıyla e-mail kullanmadığını açıklıyor. Yönetici ise: "üzgünüm ama e-mailiniz yoksa siz sanal olarak var sayılamazsınız ve bu yüzden sizi işe alamayız." diyor. Adam çaresizce dışarıya çıkıyor ve "ne yapsam, ne etsem!" diye düşünürken cebindeki 10 dolar ile 20 kilo kiraz almaya karar veriyor. Kapı kapı gezerek kirazları satıyor ve 2 saat içinde sermayesini 2 katına çıkarıyor. "bu şekilde ekmek paramı çıkarabilirim." diyerek her gün sabah erkenden kalkıyor ve kapı kapı dolaşarak kiraz satıyor. Her gün sermayesi büyüyor. Derken küçük bir kamyonet alıyor ve satışa devam ediyor. Az bir zaman sonra büyük bir kamyon ve birkaç küçük kamyonet alıyor. Aradan 5 sene geçiyor... E-posta adresi olmadığı için temizlikçiğe layık görülmeyen adam ülkesinin en büyükleri arasında yer alan bir lojistik şirketinin sahibi oluyor. Bir gün ailesinin geleceğini düşünerek sigorta yaptırmak istiyor. Sigorta şirketi kendisinden bir e-posta adresi istiyor. e-mail kullanmadığını söylediğinde sigortacı: "ilginç, e-mailiniz olmadan büyük bir holding kurmuşsunuz. Bir de e-posta adresiniz olsaydı neler yapardınız!" diyor. Adamın cevabı: "e-posta adresim olsaydı şu an da tuvalet temizliyordum" oluyor. Sözün kısası, Türkiye'de herkesin e-postası yok. İşverenler de sadece e-postası olanlardan oluşmuyor. Fıkradaki kişi e-postası olmadığı için iş adamı olup hatırı sayılır bir servet edinmiş ama, Türkiye'de kiraz satıp servet edinene rastlamadım. Bu nedenle SGK'nın bu yöntemi revize ederek işverenlere ve meslek mensuplarına hem e-posta gönderilmesi ve hem de cep telefonuna SMS gönderilmesi olası idari para cezalarını önleyecektir. kaynak dünya gazetesi
85aa761266f1
[ "hplt2", "vngrs" ]
Bulgaristan ’ın şampiyon rallicilerinden Ekatarina S., bir arkadaşını ziyaret etmek için İstanbul’a geldi. Sarıyer’de oturan arkadaşının evden ayrılmasının ardından, Ekatarina S. yalnız kaldı. Yaklaşık 1 saat sonra ise kapı çaldı. Kapıyı açtı ancak gelen kişiyi tanıyamadı. Elinde bıçak olan kimliği belirsiz kişi ise zorla içeri girdi. Salona gelen saldırgan Ekatarina S.’nin kafasına vazo ile vurdu. Ardından da elbiselerini çıkarmasını istedi. Kaçan kadın, kendisini banyoya kilitledi. Ekatarina S. çığlık atarak yardım isterken saldırgan, evde bulunan yaklaşık 2 bin TL’yi alıp kaçtı. Olayla ilgili araştırma başlatan polis bir şüpheliyi yakaladı.
113ee4d176d0
[ "hplt2", "vngrs" ]
Bu yüzden Şükrü Genç’e kızan Kılıçdaroğlu, Cevahir Tesisleri’nde düzenlenen “Kentsel Dönüşüm Zirvesi” programını iptal etti ve Sarıyer’e gelmeme kararı aldı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, önceki akşam Şükrü Genç'in ev sahipliğini yaptığı CHP Şebinkarahisar İlçe Teşkilatı'nın düzenlediği geceye katıldı. Okmeydanı’ndaki Premium Labella düğün salonunda yapılan programa ilgisizlik damga vurdu. CHP Genel Başkan Yardımcıları, Milletvekilleri, İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı ve il yöneticilerinin de katıldığı programa binlerce kişinin katılması beklenirken, sadece 150 civarında kişi katıldı. Günler öncesinden belli olan programa yeterli ilginin gösterilmemesi ve masaların boş kalması CHP kanadında tepkilere neden oldu. Kılıçdaroğlu başta olmak üzere genel başkan yardımcıları ve il başkanının da bu ilgisizlik karşısında moralleri bozuldu. Kılıçdaroğlu Sarıyer programını iptal etti Bu programdan memnun kalmayarak morali bozulan Kılıçdaroğlu, faturayı gecenin ev sahipliğini yapan Şükrü Genç’e kesti. Günler öncesinden katılacağını söylediği Sarıyer’deki “Kentsel Dönüşüm Zirvesi”ne katılmama kararı aldı. Sarıyer programını iptal eden Kılıçdaroğlu’nun Şükrü Genç’e tepkili olduğu öğrenildi. Kılıçdaroğlu boş masalara konuştu CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu‘nun bu organizasyonda zor durumda bırakıldığını belirten CHP’li kaynaklar, “Şükrü Genç orada şov yapacak diye Sayın Genel Başkanımızı zor durumda bıraktı. Organizasyon tam bir rezaletti. Tüm masalar bomboştu. Genel başkana binlerce kişi gelecek denilmiş ancak toplasan salonda 150 kişi yoktu. Sayın Genel Başkan adeta boş masalara konuştu. Bunu yapmaya kimsenin hakkı yok” diye tepki gösterdiler. Kılıçdaroğlu’nun Sarıyer programını neden iptal ettiği sorularına ise CHP’liler, “Kılıçdaroğlu aynı rezaleti Sarıyer’de de yaşamak istemedi. İl başkanı da Genel başkan yardımcıları da çok bozuldular. Bu yüzden dün akşam alınan bir kararla Sarıyer programı iptal edildi” diye konuştular. Öte yandan Sarıyer Belediyesi iki gündür CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sarıyer’deki “Kentsel Dönüşüm Zirvesi”ne katılacağı yönünde tüm mahallelerde anonslar yaptırıyordu. Yapılan anonslardan dolayı salona gelen Sarıyerliler de Kılıçdaroğlu’nun gelmeyeceğini öğrenince tepki gösterdiler.
80bd87c62cf2
[ "hplt2", "vngrs" ]
Gönül kazanmak “benlik” dünyasından “birlik” dünyasına geçerken evrenselleşen birentelektüelliktir. İnsan gönlünde yoğrulan aşkın dili, derin ve zengin bir mâna dünyasıdır. Başkasıyla konuşmadan, dilinden çıkacak kelimelere dikkat et, seni inciten bir kelime varsa gönülsüzgecinden geçirdikten sonra sözünü dilden çıkar. Öyle zamanlar vardır ki; bir kelime atom bombasından daha etkilidir. Bir daha onu imar etmeye ömür yetmez. Kul hakkı yalnız dünya malını gasp etmek değildir. Dil ile gasp edilen hak daha kötüdür. Zira mal ile yenilen kul hakkı belki telafi edilebilir, ama dil ile yenilen hakkın telafisi çok zordur. Bu eserde kul hakkına dikkat edenlerin sosyal ve psikolojik dünyalarını nasıl güzelleştirdiğini, kalplerinin nasıl huzura erdiğini bulacaksınız.
713ab744d439
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
RAMALLAH (AA) - Filistin hükümetinin, Batı Şeria ve Gazze'de görev süresi sona eren yerel konseylerin seçim çalışmalarını yürütmek için yeniden göreve başlamasına karar verdiği belirtildi. Hükümet Sözcüsü Yusuf el-Mahmud, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bakanlar Kurulunun, yerel konseylerin, seçim çalışmalarını yürütme konseyleri olarak yeniden göreve başlaması yönünde karar aldığını ifade etti. Kararın, seçim dolayısıyla istifalarını sunmuş heyet başkanları ve üyelerini kapsadığını kaydeden Mahmud, hükümetin, gerekli işlemlerin başlatılması için Yerel Yönetimler Bakanlığını görevlendirdiğini dile getirdi. Hamas ise yaptığı yazılı açıklamada, söz konusu kararı "yasa dışı" olarak nitelendirerek, yerel seçim sürecinde değişikliğe gidildiğini ifade etti. Filistin halkına en iyi hizmetin sunulması için belediye komitelerinin oluşturulması çerçevesinde Filistinli tüm gruplar ile istişare edilmesi görüşünü desteklediklerini belirten Hamas, ulusal uzlaşıdan uzak herhangi bir girişim ya da manipülasyonu reddettiklerini vurguladı. Açıklamada ayrıca seçim kanunlarına ve daha önceki anlaşmalara uygun şekilde yerel seçimlerin yapılmasının öncelikli olduğu kaydedildi. Filistin hükümeti, geçen hafta, 8 Ekim'de yapılması planlanan belediye seçimlerinin "4 ay ertelenmesi ve tüm Filistin topraklarında gerçekleştirilmesi" yönünde karar vermişti.
afbf4b617fd3
[ "hplt2", "vngrs" ]
Soma Felaketi, oğulların, kardeşlerin, eşlerin, babaların ölmesine neden oldu. Sayı vermek bana doğru gelmiyor. “Kaç tane” canın “artık ölü” olduğunu söylemeyi, gereksiz bir matematik olduğu için fazlaca ruhsuz buluyorum. Esoteric Astroloji kavramını duyanlarınız ve duymayanlarınız vardır: Astrolojik olayların bireysel etkisini değil toplumsal etkisini, felaketlere, afetlere, sosyal olaylara, jenerasyonlara etkisini açıklamaya çalışır. Soma Felaketi üzerine yazarken, esoteric astrolojiyi kullanarak çıkarımlar yapabilir. Boğa-akrep dolunayında şöyle şöyle olur, işte ondan dolayı da böyle olur, denebilir. Ben bunu yapmayacağım. Çünkü bunu yapmak, sevenlerini bir daha asla göremeyecek olan, yüzlerce metre toprağın altında canını bırakıp çıkarılan, yine toprağın altına bir kefen içinde, hem de genç yaşta, hem de sevenlerinin gözlerinin önünde girecek olanları düşününce imkansız. Başka bir şey yapacağım, devletimizi sorgulayacağım, “Türkiye’nin Karakterini” anlamaya çalışacağım. Devlet kavramı, varlığı 1930 yılında keşfedilen Pluto ile ilişkili. Eski astronomlar Satürn’e kadar görebildikleri için, şaşalı imparatorlukların prestijini göz önüne alıp, devleti satürn ile ilişkilendirmişler. Halbuki devlet, hakimiyet alanında yaşayan insanları, kullanabileceği bir kaynak olarak görmez mi? Kurumlarında çalıştırmak için kullanır, savaşta ölsünler diye kullanır, kazandıkları parayı vergi olarak alır, madenlerinde çalıştırır. Devletin başındakiler, devletin gücünü kullanarak hepimizi kullanır. Bunu devletin bir eleştirisi olarak söylemiyorum, “devletin doğası” budur! Tüm devletler bunu yapar, ki ayakta kalsınlar, ki HAYATTA KALSINLAR. İşte bu, pluto’nun enerjisidir: hayatta kalma dürtüsü, pluto’dan gelir. Ancak, devletleri birbirinden ayıran en önemli nitelik, hakimiyet alanında yaşayanlara, yani vatandaşlarına bakış açısıdır ve bunu devletlerin karakteri olarak değerlendirmeli, doğru anlamak için kurulduğu güne, yani doğum haritasına bakmalıyız. İki ülkeyi kıyaslayarak detaylandırayım: Türkiye ve Amerika. Amerika: 4 Temmuz (Yengeç Burcu) Yengeç burcu, ev ve aile kavramanı temsil eder, AY’ın enerjisini yansıtır. Güvende olmayı önemser. İşte bu yüzden, vatanseverlik kavramını (patriotism) en ileri noktaya taşıyan ülke Amerika’dır. Evine (vatan) ve ailesine (vatandaş) bağlıdır, onları koruma refleksi çok güçlüdür (bkz 11 Eylül sonrası) Amerika Başkanları, konuşmalarını “God Bless Amerika” diyerek bitirir. Amerikan filmlerinde bayrak, gururla dalgalandırılır. Vatanları onların onurudur, gurur vesilesidir. Daha güzel ve yaşanılası olsun diye çalışırlar. Devlet vatandaşlarını ailesi gibi görür, bunu onlara hissettirir. Elbette Amerika’da da kötü şartlarda yaşayan binlerce insan vardır ancak ortalama yaşam kalitesini tartışmaya lüzum yok, değil mi? Zaten bazı şeyleri ancak ekonomik düzen ile anlatabiliriz, o konuya girmiyorum. Türkiye: 29 Ekim (Akrep Burcu) Akrep burcu, kaynağını “hayatta kalma” dürtüsünden alan güç ve kontrolü temsil eder, PLUTO’nun enerjisini yansıtır. Ölmemek için savaşmak gerektiğini, hayatta kalmak için bazen birilerinin zarar görmesinin hoş görülebileceğini, zaten bu dünyanın adil bir yer olmadığını düşünür. İşte bu yüzden, Türkiye’de ölümler “normal karşılanır”, çünkü madenciliğin doğasında kaza da vardır, ölmek de…Elbette bazen birileri zarar görecek, tabi ki şehitler olacaktır. Hayat adil değildir. Hem sen ölmesen, ben ölmesem devlet nasıl hayatta kalacaktır. Bu yüzden devletimiz, ölenin ardından gerçek anlamda yas tutmaz, şehitlerimiz bir süre konuşulur. Birlikte üzülürüz ve sonra yolumuza devam ederiz. İşte bu yüzden Çanakkale’de ölen ANZAC askerleri (Avustralia-New Zealand) her yıl binlerce kilometre öteden gelinip saygı ile anılır ancak biz resmi bir devlet töreni yapar geçeriz. Şehitlerimiz için kolektif bir anma dahi yapmayız. Niye yapalım ki? Vatan sana canım feda. Tabi ki ölecektik. Bu bakış açısı, sadece devletimizin bakış açısı değil, bizler de böyle bakıyoruz aslında. Tabi bunun sebeplerinden birisi, bu topraklarda doğmuş olmamız, burada eğitim alıp, değer yargılarını ister-istemez sahiplenmiş olmamız. Devletimizin refleksinin her zaman “önce kendi varlığını korumak” olduğu çok açık. Bunu mevcut hükümete bağlamak da doğru değil, boşuna sorumluluğu bu hükümete yüklemeyin. Tahmin edebileceğiniz üzere, hükümeti korumak için söylemiyorum: biz hep böyleydik. Kürt vatandaşlarımıza da böyle davrandık, alevi vatandaşlarımıza da…Çocuklarımızın geleceğini de önemsemedik, şehirlerimizi de…Hastanelerde tedavi olmak için kuyruk bekleyen yaşlı dedeleri/neneleri de görmezden geldik, geçinemeyen çiftçimizi de… Devlet, size en son ne zaman kendinizi değerli hissettirdi ? Biz Orhan Pamuk’a, Fazıl Say’a, Cahit Arf’a bile sahip çıkmayan bir ülkede yaşıyoruz. Cem Yılmaz’ın ve Tarkan’ın bir fenomen olmaması neden? Neden İngiliz, Avustralya ve Amerikalılar her zaman dünya çapında etkili “bireyler” çıkarırken, bizim ülkemizdeki eşsiz yetenekler uluslararası tanınırlık kazanmıyor? Sebep açık: devletimizin gözünde, uluslararası etkinliğe ulaşan her birey, onun hüküm alanını aşan, kontrol edemeyeceği, kullanmakta zorlanacağı biri oluyor ve bundan rahatsız oluyor. Çok sevdiğimiz ülkemiz, vatanımız; doğduğumuz, güzelliklerine aşık olduğumuz, toprağında buğday yetiştirdiğimiz, madenlerinden kömür çıkardığımız ülkemiz, karakteri gereği, bizleri gerektiğinde feda edilecek insan kaynağı olarak görüyor. Ötesi yok. Bunu kabullenmek zorunda mıyız? Soma’da cansız düşenlerin mekanı cennet olsun, Allah ailelerine sabır versin. Çok zor!
74cacba8b195
[ "hplt2", "vngrs" ]
Basın açıklaması düzenleyen Tüm BelSen'in yazılı metnini Şube binasında Erdal Karakuş okudu. Açıklamada: “Gezi direnişi ve sonrasındaki açıklamaları, Sosyalist Enternasyonal’deki konuşması ve muhalif tutumu nedeniyle değerli tiyatro sanatçımız Levent Üzümcü İstanbul Şehir Tiyatrosu’ndaki görevinden atılmıştır. Karar, Belediye’nin Üst Disiplin Kurulu tarafından ve İstanbul Şehir Tiyatrosu Sanat Yönetim Kurulu’na bile sorulmaksızın tepeden inme bir yöntemle alınmış ve uygulanmıştır. Bu kararla, AKP’nin sanat ve sanatçı düşmanlığı bir kez daha tescillenmiştir. Bu karar, AKP’nin muhalefete tahammülsüzlüğünün göstergesi olmasının yanı sıra, aynı zamanda sanata ve sanatçıya uyguladığı sindirme, korkutma hatta yok etme politikasının güçlü bir kanıtıdır." denildi. Açıklama şu şekilde devam ett: "Bu karar kabul edilemez; sindirilemez. Sahneleri kapatan, oyunları sansürleyen, programlara müdahale eden, oyuncuları süren, konserleri, oyunları engelleyen bu zihniyet, sanat düşmanlığını bu kez çok daha cüretkar bir boyuta taşımıştır. Buradan ayrıca İBBŞT Genel Sanat Yönetmeni Erhan Yazıcıoğlu, buradaki mevkidaşı M.Çevik gibi “Küfürbaz ve işveren önünde el pençe eğilip bükülen” biri olmadığı için onurlu ve dik bir duruş sergilemiş , sanatçısına sahip çıkmıştır." DAYANIŞMA DUYGULARIMIZI İLETİYORUZ "Bizler Tüm BelSen olarak şu anda bizleri hiç şaşırtmayan bir gelişme olarak görevden alınacağı konuşulan Genel Sanat Yönetmeni Erhan Yazıcıoğlu’nu tebrik ediyor dayanışma duygularımızı iletiyoruz. Ve artık bugün için bardak dolmuş, sabırlar taşmıştır. Her alanda olduğu gibi, kültür ve sanat alanında da sanatçıları işsiz ve sahnesiz bırakarak etkisizleştireceklerini, sindireceklerini sananlar büyük bir gaflet içindedir. Bu gaflet uykusundan bir an önce uyanmalarını dileriz. Tüm BelSen olarak her koşulda Levent Üzümcü’nün yanındayız; mücadelesi mücadelemizdir. Kendisine her türlü desteği sunacağımızın bilinmesini istiyor, sanat ve sanatçı düşmanlarına karşı tüm sanatçılarımızı,sanatseverleri ve duyarlı her vatandaşımızı mücadeleye çağırıyoruz.”
f4692f6c2e82
[ "hplt2", "vngrs" ]
Son Dakika Üçüncü Lig 3. Grupta mücadele eden Sultanbeyli Belediyespor sezon hazırlıklarını tamamladı. Genç ve dinamik bir kadro oluşturan Belediyespor bu sezon iddialı. Üçüncü ligin başarılı ekiplerinden Sultanbeyli Belediyespor sezon hazırlıklarını kendi sahasında yaptığı idmanlarla sürdürüyor. Ligin açılış maçını kendi evinde Düzyurtspor ile oynayacak olan Belediyespor’un hedefi ilk maçı seyirci avantajıyla olarak lige moralli başlamak. Takım Antrenörü Davut Şahit sezonla ilgili yaptığı açıklamada, “Yeni sezon hazırlıklarımızı bitirdik. Cumartesi oynayacağımız maçı bekliyoruz. Gençlerin ağırlıklı olduğu dinamik, hırslı, çalışkan ve mücadeleci bir takım kurduk. Yeni sezon inşallah bizler, yönetimimiz ve ilçemiz için hayırlı olur. Biz kendimize güveniyoruz. Tüm olayın sahada bittiğinin farkındayız” dedi. Rakibin kim olduğunun sahada hiçbir öneminin olmadığını ifade eden tecrübeli teknik adam, “Biz kendi oynayacağımız futbolu yerleştirmeye çalışacağız. Koşan, mücadelede eden, kazanmak için çaba harcayan bir takım olacağız. Yeni takviyelerle takımımızı güçlendirdik” ifadelerini kullandı. BENZER HABERLER
57b171204761
[ "hplt2", "vngrs" ]
İNTERNETTE ilginç mailler dolaşıyor. İlginç konular ve yazılar var. Duyarlı insanlar topluma yararlı olabileceklerine inandıkları düşünceleri Internet vasıtasıyla geniş bir kesime ulaştırıyor. Mükemmel bir “iletişim” kuruluyor Kıssadan hisse çıkaracak o kadar çok öykü var ki… Bu hafta ikisini köşeme almak istiyorum. UHREVİ BİR CEZA Acelesi olduğunu görür görmez anlamıştım. Sağanak halinde yağan yağmura aldırış etmiyor, ezilmiş haline rağmen sağa sola koşturuyordu. Yanına sokularak “hayrola teyzeciğim” dedim. “Bir derdin mi var?” Sıcak bir tebessümle “buraların yabancısıyım evladım. Hastane tarafına gidecek araba arıyorum” dedi. “Biraz beklersen aynı dolmuşa bineriz” dedim. “Oraya geldiğimizde veririm” nurlu yüzü yağmur damlacıklarıyla ıslanmış ve yanakları pembe pembe olmuştu. “Torunlarımdan biri menenjit geçirdi” diye devam etti. “Ziyaret saati bitmeden uğramak istemiştim.” “20 dakikanız var” dedim. “Hastane yakın ama, bu havada araba pek bulunmuyor.” Durağa herkesten önce geldiğimiz için dolmuşa rahatça binebileceğimizi sanıyordum. Ancak; araba yanaştığında, arkamızda duran 4-5 kişinin bir anda hücum ettiğini gördüm. İçeriye doluşan ve arkadaş oldukları her hallerinden belli olan adamlara “önce biz gelmiştik. Sırayı bozmaya hakkınız var mı” dedim. Ön koltukta oturanı “hak istiyorsan, Hakkari’ye gideceksin. Hem oradaki haklardan KDV’de alınmıyormuş” dedi. Bu laf üzerine attıkları kahkahadan bindikleri arabayı sallamış, sinirlerim allak bullak olmuştu. Sakinleşmeye çalışarak “ben biraz daha bekleyebilirim” dedim. “ama teyzenin hastaneye yetişmesi gerekiyor.” Bu defa şoför söze karışarak “teyzenin arabaya falan ihtiyacı yok be kardeşim.” ddi. “okuyup üfledi mi, hastaneye uçuverir.” Tekrar kopan kahkahalarla birlikte araba uzaklaşıp gitti. Yaşlı teyzeye baktım. Tevekkülle susuyordu. 5-10 dakika sonra gelen bir başka dolmuşa onunla beraber bindim ve şoföre “teyzeyi hastanede indirmesini” söyledim. Yaşlı kadın, yapacağı ziyaretten ümitsiz görünmesine rağmen şikayet etmiyordu. Üstelik trafik de yarı yolda tıkanıp kamıştı. Şoför: “yolun bu durumu hayra alamet değil. Sebebini anlasam iyi olacak.” Arabayı çalışır vaziyette bırakıp ileri doğru yürüdü ve biraz sonra döndüğünde “kısmete bak yahu” dedi. Bizden önce kalkan dolmuşa kamyon çarpmış. Heyecanla “bir şey olmuş mu? Yani yaralı falan var mı?” diye sordum. Şoför cevap verdi: “Dolmuşta bulunanları teyzenin gideceği hastaneye kaldırmışlar” Gözucuyla yaşlı kadına baktım. Solgun dudaklarıyla bir şeyler mırıldanıyor ve sanki onlar için dua ediyordu. Şoför koltuğa yavaşça otururken “kısmet işte” diye tekrarlayıp duruyordu. “Sen kalk, koca bir kamyonla çarpış. Hem de Türkiye’nin öbür ucundan, Hakkari plakalı bir kamyonla..” DÜŞÜNDERECEK BİR OLAY Jack, yavaşlamadan önce takometreye baktı. Hız limitinin 50 olduğu yerde 73 ile gidiyordu. Ve son 4 ay içinde 4’ncü kez polis tarafından durduruluyordu. Bir insan nasıl bu kadar şanssız olabilirdi? Jack arabasını sağa çekti. Polis elinde kalın bir not defteri ile arabadan indi. “Bob?” “Bu polis, kiliseden Bob değil mi?” Jack, iyice arabasının koltuğuna sindi. Bu durum cezadan daha kötüydü. “Merhaba Jack” diyen polis Bob gülümsemiyordu. Jack, “beni, karımı ve çocuklarımı görmek için eve giderken yakaladın” diye söze girdi. Bob umursamaz bir tavırla “evet öyle” dedi. “Son günlerde eve hep geç kaldım. Çocuklarım beni uzun süredir hiç görmedi. Ne demek istediğimi anlıyor musun bob?” “evet ne demek istediğini anlıyorum. Ayrıca trafik kurallarını ihlal ettiğini de biliyorum.” dedi polis. Taktik değiştirilmeli. Diye düşündü jack arabadan indi. “sadece 65 ile gidiyordum.” “Lütfen Jack arabana gir” diye üsteledi Bob. Jack canı sıkkın bir şekilde arabasına bindi. Bob, not defterine bir şey yazıyordu. “Niye evraklarımı istemiyor” diye düşünürken; polis bob, jack’a bir kağıt uzattı ve gitti. “ceza değil bu” diye kendi kendine söylendi jack. Sevindi ve kağıdı okumaya başladı. “Sevgili Jack, benim bir kızım vardı. 6 yaşındayken çok hızlı araç kullanan biri tarafından öldürüldü. Bu kazadan dolayı adam 3 ay hapisle cezalandırıldı. Bu adam hapisten çıkınca kendi çocuklarına sarılıp, öpüp onları tekrar koklayabildi. Ama ben.. Ben kızım tekrar koklayabilip, öpebilmek için cennet’e gidinceye kadar beklemem gerekiyor. Bin defa adamı affetmeye çalıştım. Bin kerede başardığımı zannettim. Belki başarımdır. Ama, hala kızımı düşünüyorum. Lütfen benim için dua et ve araç kullanırken dikkatli ol. Jack, tek bir oğlum kaldı. Jack:15 dakika kadar yerinden kıpırdayamadı. Daha sonra kendine gelip, yavaş yavaş evine gitti. Jack evine varınca, kendisini kapıda karşılayan karısın ve çocuklarına sımsıkı sarıldı. İnternette dolaşan iki “ibret verici” öykü böyle. Bir yerli, diğeri yabancı Mailleri gönderenler bir de altlarına not düşüyor. Bunlardan biri şöyle: “Hayat çok değerli. Sürekli dikkat et. Dikkatli araba kullan ve başkalarının haklarına saygı göster. Hiçbir zaman unutma: istediğin kadar araba satın alabilirsin. Ama insanı hayatını…” Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi 29 Nisan-5 Mayıs 2002, Sayı: 229
d834c06c3a55
[ "hplt2", "vngrs" ]
Çözüm sürecine ilişkin temaslarda bulunmak üzere Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine ziyaretler gerçekleştiren YÖK Başkanı Prof. Dr. Çetinsaya ve beraberindeki heyetin bugün Şırnak’tan Hakkari’ye gelmesi beklenirken, hava muhalefeti nedeniyle programın ileri bir tarihe ertelendiği belirtildi. Hakkari Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ebubekir Ceylan, makamında basın mensuplarına açıklamada bulunarak, “Sayın YÖK Başkanımız Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya bugün Hakkari’ye gelerek üniversiteyi ziyaret edecekti. Ancak kendileri hava muhalefeti nedeniyle ziyaretini ertelemek zorunda kalmıştır. Hakkari ziyareti iptal edilmemiş olup ileri bir tarihe ertelenmiştir. Kendileri müsait olduğu bir dönemde ilimizi ziyaret edecektir” dedi. YÖK Başkanı’nın Hakkari’ye yapacağı ziyaret nedeniyle sabah saatlerinde valilik binası önünde yoğun güvenlik önlemleri alınarak, yüksek binalara keskin nişancılar yerleştirildi. Valilik makamını ziyaret edecek olan YÖK Başkanı, daha sonra Hakkari Üniversitesi’nde üniversite yetkilileri, öğrenciler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya gelecekti. Haber: Çetin Alpsar
e501621ddfe0
[ "hplt2", "vngrs" ]
Bungalov tarzı ev modelleri genellikle tatil yörelerinde otel ve tatil köylerinde görmeye alışkın olduğumuz ahşap diğer adıyla kütük evlerdir. Bungalov Evler Doğal Kütük Yapılar Tatil köylerinde ya da tatil yörelerinde sık rastlanan bungalov evler kütükten yapılmaktadır. Tek veya çift katlı ahşap evler olarak bilinen bu evler fazla yağış almayan bölgelerde sık rastlanan evler arasındadır. Bulundukları ortama egzotiklik katan bu evler son derece ekonomik fiyatlarla elde edilmektedirler. Bungalov evler tatil amacı ile gittiğiniz yerlerde yararlandığınız zaman ne kadar kullanışlı ve hoş tasarımlı bir ev olduğunu anlayacağınız evler arasında yer almaktadır. Dış kaplamalarında ahşap ya da siding kullanılarak yapılan bu evler son derece konforlu evler olarak bilinmektedir. Ağva, Şile, Bodrum, Balıkesir, Antalya, İstanbul, Olympos, Sapanca, Bolu, Mersin, Abant ve Alanya da sık rastlayabileceğiniz ev tarzları olarak bilinmektedir. Son derece şirin ve sıcak görünümlü olan bu evlerde kalmak istediğiniz kişi sayısına göre oda sayısı fazla olan ev seçeneklerini değerlendirebilirsiniz. Doğal sağlıklı yollarla yapılan bu ev tasarımları tatilcilerin çoğunun tercih ettiği ev seçenekleri arasında yer almaktadır. Siz de tatil yapmak için gittiğiniz tatil bölgelerinde bungalov evlerde tatil yapmaya ne dersiniz? Bir önceki yazımız olan Ahşap Evler başlıklı makalemizde Ahşap Evler ve Ev Modelleri hakkında bilgiler verilmektedir.
87dee9393838
[ "hplt2", "vngrs" ]
Beykoz Elmalı İlkokulu modern bir projeyle yenileniyor, öğrenciler pırıl pırıl bir okula kavuşuyor. Eğitimde başarının artması için ilçedeki okul binalarının yapımına destek veren Beykoz Belediyesi, Elmalı İlkokulunu modern bir projeyle yeniliyor, öğrenciler pırıl pırıl bir okula kavuşuyor. Eğitim kenti olma yolunda emin ilerleyen Beykozda okul alanları artarken mevcut okullar da bir bir yenileniyor. İstanbul Valiliği bünyesinde geliştirilen İSMEP projesiyle okulların deprem güçlendirme çalışmaları yürütülürken Beykoz Belediyesi ihtiyaç bulunan okulların yapımına destek veriyor. Beykoz Belediyesinin eğitime verdiği destekle Elmalı Mahallesindeki mevcut okul binasının yerine 8 derslikli, ana sınıfı da olan yeni bir okul kazandıracak. Okul binasında laboratuar, çok amaçlı salon ve atölye de yer alacak. Yeni yapılacak okulda engeli öğrencilerin erişimine uygun asansör ve tuvaletler de bulunacak. Yapımı ve projesinin tamamı belediye bütçesinden karşılanacak olan okulla ilçemiz yep yeni ve bakımlı bir eğitim yuvasına daha kavuşacak. Beykoz Elmalı Elmalı İlkokulu proje okul Beykoz Belediyesi eğitim
d502524218ef
[ "hplt2", "vngrs" ]
Bir kadını etkilemek için, pek çok erkek uğraşır. Aslında kadını etkilemek için, kendi içinizde hissettiğiniz duygular çok önemlidir. Eğer bir kadından hoşlanıyor ve onu etkilemeye çalışıyorsanız, daha da başarılı olursunuz. Aşkın ve hoşlanmanın yarattığı hormon salgısı bile, başlı başına incelenmesi gereken bir konudur. Kadınların etkilendikleri olaylar nedir? Kadınlar, erkeklerden çok farklı olaylara yaklaşırlar. Erkekler genelde netliği severken, bir kadın her şeyi derinlemesine düşünür ve aklında imgeler. Bu sayede kadın, bir olayı yüzlerce farklı yoldan görür. Ona onu sevdiğinizi söylediğinizde; beni aldatıyor mu? Gerçekten seviyor mu? Cinsel açıdan bana yaklaşmak için söylüyor? Gibi yüzlerce konuyu düşünebilir. Burada ki kilit nokta, kadının kendini güvende hissetmesidir. Kadın kendini güvende hissettiğinde, kendini erkeğin kollarına bırakır ve etkilenmeye başlar. Bu nedenle, bir kadını etkilemek için onun güvenini kazanmalısınız. Peki, güven nasıl kazanılır derseniz, ona yalan söylemeyin ve dürüst yaklaşın. Kadınlar genelde para, ün, şan gibi olaylardan etkileniyor sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Kadın, saf sevgiden ve ilgiden hoşlanır. O sizinleyken, kendini bir prenses gibi hissettiği anda sizden etkilenmeye başlayacaktır. Küçük hoş ve anlamlı hediyeler bu konuda iyi yardımcılardır. Ona yazdığınız bir şiir, aşk mektubu, kulağına söyleyeceğiniz güzel sözler sizden vazgeçememesinin nedenleri olacaktır. Kadınlar, depresif olabilirler. Genelde, duygusal olarak her şeyi kendilerine dert edinmeyi severler. Bu nedenle, onu rahatlatmak ve güldürmek çok önemlidir. Onu bol bol güldürün, açık arazilere ve deniz manzarasına götürün. Böylece, depresif kimliğinden çıkacak size ilgisini arttıracaktır. Bir kadını etkilemek zor mudur? Bir kadını etkilemek, sanıldığı kadar zor bir konu değildir. Fakat bu kadından kadına değişir. Hepimizin kişilikleri birbirinden farklıdır. Öncelikle, onu tanımaya çalışın. Yakın arkadaşları ile dost olun ve kişiliğine göre davranmaya çalışın.
b0c0da53306b
[ "hplt2", "vngrs" ]
İstanbul Atatürk Havalimanı THY Teknik hangarında sabah saatlerinde meydana gelen iş kazasında Tuna Beken isimli genç teknisyen, Boeing B777 tipi uçağın bakımını yaptığı sırada flapları arasına sıkışarak hayatını kaybetmişti. Olayın ardından Türk Hava Yolları 36 yaşında hayatını kaybeden teknisyen için başsağlığı mesajı yayınladı. THY’nin mesajında şu ifadelere yer verildi; “Atatürk Havalimanı’nda bu sabah saatlerinde uçuş kumanda yüzeylerinde yapılan testler sırasında yaşanan elim kazada yetkili teknisyenimiz Tugrul Tuna Beken hayatını kaybetmiştir. Şirketimizi derin üzüntüye sevk eden kazada hayatını kaybeden Tuğrul Tuna Beken, Ocak 2011’den bu yana THY Teknik şirketinde görev yapmaktaydı. Genç yaşta hayatını kaybeden kardeşimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve çalışma arkadaşlarımıza başsağlığı ve sabır dileriz.”
992900bc139a
[ "hplt2", "vngrs" ]
LPG’li Hyundai Yeni i10 satışta Hyundai Assan İzmit Fabrikası’nda üretilen ve 1.0 lt hacimli benzinli motoruyla ait olduğu segmentte standartları baştan belirleyen Yeni i10, yakıt tüketiminde... Hyundai Assan İzmit Fabrikası’nda üretilen ve 1.0 lt hacimli benzinli motoruyla ait olduğu segmentte standartları baştan belirleyen Yeni i10, yakıt tüketiminde daha da cimri olan LPG’li versiyonuyla Hyundai Ayıntap Otomotivde satışa sunuldu. ÖZEL TASARIM Özel tasarımıyla İzmit Fabrikası bantlarından LPG’li olarak çıkan araç, kilometrede sadece 19 Kuruş tüketiyor ve 104 g/km’lik CO2 emisyon değeriyle çevreyi en az kirleten modellerden biri olarak öne çıkıyor. Hyundai’nin en ekonomik ve en çevre dostu modeli olan Hyundai i10 LPG, 37 bin 200 TL’lik fiyata sahip. MEKANİK GARANTİ Depo kapağının olduğu bölümden hem benzin hem de LPG dolumu yapılabilen aracın gösterge panelinde de benzin ve LPG seviyeleri iki ayrı göstergeden okunabiliyor. 27 litrelik LPG tankı ise, bagajın alt bölümünde bulunan stepne alanında yer alıyor. 1.0 lt motor ve 5 ileri manuel şanzıman seçeneğiyle alınabilen i10 LPG, tüm Hyundai modelleri gibi 5 yıl / 100.000 km üretici firma mekanik garantiye sahip. VAZGEÇİLMEZ OLACAK Satışa sunulduğu Ekim ayından sonra sadece 3 ayda, A segmentinin en çok satılan modeli olan Yeni Hyundai i10, 2014 yılının ilk ayında da tüm A segmenti satışlarının yüzde 85’lik kısmını tek başına oluşturuyor. Yeni i10’un LPG’li versiyonu sayesinde satışlarını artırması ve özellikle ekonomi ve çevreci bir otomobil isteyenlerin vazgeçilmez seçeneği haline gelmesi bekleniyor. LEYLA ÖZEKŞİ POLAT HABERE YORUM KAT Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
bf1c0514a234
[ "hplt2", "vngrs" ]
Siyah-beyazlılar, Kadıköy'de ezeli rakibiyle yaptığı son 6 maçı da yitirmezken, bu süre içinde 3 galibiyet, 3 beraberlik aldı. 2001-2002 sezonunda Ronaldo Guiaro'nun golleriyle 2-1, 2002-2003 sezonunda Ahmet Dursun'un golüyle 1-0 galip ayrıldığı Kadıköy'de, 2003-2004 sezonunda 2-2 berabere kalan ''Kara Kartallar'', 2004-2005 sezonunda tarihe geçen maçta sahadan 4-3 galip ayrılmayı bilirken, geçen sezon ise 2-2 beraberlik elde etti. Beşiktaş son olarak bu akşam da sahadan 0-0 berabere ayrıldı. Fenerbahçe, Beşiktaş'ı kendi evinde en son 24 Şubat 2001 tarihinde yapılan lig maçında 3-1'lik skorla mağlup etti. Sarı-lacivertliler, bu maçın ardından ezeli rakipleriyle Kadıköy'de yaptıkları 6 maçtan üçünü yitirip, üçünde de berabere kalırken, tam 2 bin 93 gündür galibiyet hasreti çekiyor. Tigana: Bitirici vuruş yapamadık Beşiktaş'ın teknik patronu Jean Tigana: "Derdibe çok iyi oynadık. İkinci yarıda maçı kazanabilecek 2 net pozisyonumuz vardı. En büyük sorunumuz bu aslında. Son anda bitirici vuruşu yapamıyoruz. Cuma günü önemli bir maçımız var. Şimdi ona hazırlanacağız. Umuyorumki futbolcularım bugün ki maça olduğu gibi motive olurlar. Çünkü oyuncularım iyi motive olduklarında daha iyi neticeler alacağımıza inanıyorum. Yakaladığımız gol pozisyonlarında oyuncularımın kendilerine olan güvenlerini kazanmaları için gol vuruşlarını yapmalalılar. Kendi sahamızda oynadığımız maçlarda buraya geldiğimden beri genç oyuncularım üzerinde psikolojik bir baskı oluşuyor. Ama taraftarlarımızda bizden en iyisini bekliyor. Haklılarda ama genç oyuncularım bu baskıyı kaldırmaya alışacaklardır. Maçtan önce takımımızdaki kaptanlarla görüştük. Onlarında fikirleri doğrultusunda Nobre'nin derbi maçta Kadıköy'de Beşiktaş'ın kaptanı olarak sahaya çıkmasını istedik. Bu kararı alırken onun takımı adına sahada oynadığı istekli futbolu bu kararla ödüllendirmek istedik." Şeklinde konuştu. Zico: Savaşarak oynadık " Maçta istediğimiz futbolu ortaya koyamadık. Sonuçta her iki takımda sahadan 1 puanla ayrıldı. İleri çıktık. Pozisyon aradık. Futbolcularım bugün sahada savaştı. Ama malesef son vuruşlarda başarılı olamadık. Bu nedenle golü bulup maçı kazanamadık. Derbi maçlar birer sinir harbi şeklinde geçer. Bugün de öyle oldu. Her iki takımda birbirine üstünlük kuramadı.
1bb19ed2369f
[ "c4", "culturax", "hplt2", "vngrs" ]
Oldukça sık görülen soğuk bağlı idrar sökümü durumunun kesin nedenleri henüz tespit edilememiştir. Hala tartışmaya açık olan popüler bir teori bu durumu şöyle açıklıyor: Sıcaklık düşmeye başladığında, vücudunuz kan damarlarını daraltarak ve cildin yüzeyindeki kan akışını azaltarak ısı kaybını azaltmaya çalışacaktır. Bu olduğunda kan basıncınız yükselir, çünkü aynı miktarda kan vücudunuzdaki daha az alanda akar. Buna karşılık, böbrekleriniz kan basıncınızı düşürmek için aşırı sıvı çeker ve işemek zorunda kalırsınız. Soğuğa bağlı idrar sökümü durumu için yaş, cinsiyet, fiziki durum, beslenme şekli ve hatta duruş pozisyonu da bu durumu etkilediğinden, herhangi bir sıcaklık limiti belirtilemez. Yani hava ne kadar soğuk olduğunda sık çiş ihtiyacı hissedileceği bilinemez. Araştırmacılar, 60 yıldan fazla bir süredir yapılan araştırmada soğuğa maruz kalındığında orta derecede egzersiz yapmanın soğuk idrar söktürmesini önleyebileceği sonucuna ulaşmışlardır. Üşüyünce hissedilen işeme ihtiyacının yukarıda bahsettiğimiz egemen teorinin yanında, biraz daha teknik bir durum olan ve proteinlerle ilişkilendirilen “aquaporin” adı verilen durumla ilgisi olduğu da düşünülmektedir. Bu teoriye göre proteinler, hücrelerinizin iç kısmı ile suyun dış kısmı arasında daha hızlı yolculuk yapmak için kanallar oluştururlar. Soğuk havalarda, bunlar beyinde ve böbrekler gibi vücudun belli yerlerinde engellenir. Su, bu hücrelere dökülmediğinde, kan dolaşımında kalır ve bunun sonucu olarak işeme ihtiyacı hissedersiniz.
387ba597b56b
[ "hplt2", "vngrs" ]
- Sitene Ekle - | - Sık Kullanılanlara Ekle - | - Reklam - | - Kariyer - | - 22 Ocak 2017 Ülkesinin ortak vize alanı Schengen'e dahil olması nedeniyle AB adalet ve içişleri bakanları toplantısına katılan Widmer-Schlumpf, "Bu referandumun Müslümanlara değil, köktencilere karşı olduğunun altını çizmeliyiz. Minare yasağı bir sinyal gönderiyor, fakat Müslümanlara değil" dedi. Eveline Widmer-Schlumpf, Zürih'te yayımlanan Blick gazetesine verdiği demeçte ise, minare kararının derhal yürürlüğe gireceğini, ancak bunun mahkemeden dönebileceğini söyledi. Widmer-Schlumpf, Zürih'te yayımlanan Blick gazetesinde yer alan demecinde, "Yasak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı" dedi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kararlarında bu sözleşmeyi de esas alıyor. Blick gazetesine göre bakan, yasağın BM çerçevesindeki insan hakları belgelerine de aykırı olduğuna, İsviçre'nin bu sözleşmelerde de taraf olduğuna dikkati çekti. AP ajansı, hukukçuların, yasağın İsviçre anayasasına uygun olup olmadığını da tartıştıklarını kaydetti. İsviçre'nin birçok Avrupa ülkesinde tepkiyle karşılanan referandumunda seçmenlerin yüzde 57'den fazlası yeni minare yapımının yasaklanmasına destek vermişti. AB'li bakanlar: "Referandum gereksiz" Widmer-Schlumpf'un gerekçesine katılmayan AB'li bakanlar ise minare referandumunun gereksiz olduğu konusunda birleşti. AB Dönem Başkanı İsveç'in Göçmen Bakanı Tobias Billstrom, "İsviçre'nin referandumuna epey şaşırdım. Bence bu tür konuları referanduma götürmek biraz garip" dedi. Billstrom, "İsveç'te biz bu tür konuları şehir planlaması kapsamında ele alıyoruz. Yapıların ne kadar yüksek olabileceğine ve inşa edilip edilemeyeceğine bizde şehir planlamacıları karar veriyor" diye konuştu. "Konunun referanduma götürülmeye gerçekten uygun olmadığını belirten Billstrom, dini özgürlükler nedeniyle İsveç'te benzer bir referandum düzenlenmesinin çok zor olduğunu vurguladı. Billstrom'a katılan Avusturya İçişleri Bakanı Maria Fekter de "Avusturya'da din özgürlüğü var ve minarelerle ilgili kararlar şehir planına uygunluğa göre alınıyor" dedi.
e79e3cd448a4
[ "hplt2", "vngrs" ]
Haftanın kısa filmi Slow Wave sizi her gece deneyimlediğiniz ama farkında olmadığınız ve hatırlamadığınız bir evrene doğru yola çıkarmaya hazırlanıyor. Uykunuzun en ağır olduğu anda yaşadıklarınız ve kabuslarınız için açılan bir kapı olan haftanın kısası kabusu deneyimlemeniz için kulaklığınızı takmanızı tavsiye ediyor. Yavaş Dalga Uykusu olarak da tanımlanan Slow Wave Sleep, insanın en derin uykusunun tanımıdır. Bu derin uykuda insanın beyin dalgaları en yavaşa indiği için böyle bir isim konulmuştur. Bu dalgalanma süreci içerisinde insan en derin uykusunda ölüme en yakın olduğu ana kendini konumlandırır. Bu ölüme en yakınlık beraberinde huzursuzluğu da getirir, çünkü insan Yavaş Dalga Uykusu’ndan uyandığında afallar bir an için dünyanın gerçekliğine ayak uyduramaz. Aynı zamanda bu derin uyku bilinçdışının insanın etrafında kol gezdiği bir alandır. Bilinçdışının rüyalara yansıması tezini kabul ettiğimiz anda Yavaş Dalga Uykusu zamanının bilinçdışı temelli kabuslar alanı olduğunu söyleyebiliriz. Kabusların derin uykumuz içerisinde bizi alıp götürmesi hiçbir zaman deneyimlediğimizi tam anlamıyla bildiğimiz bir şey olmaz ama her zaman bizde bir iz bırakır. Hatırlanmayan Kabusların Deneyim Alanlı: Slow Wave Animasyon türündeki haftanın kısa filmi Slow Wave bizi gecenin bilinmez bir zamanındaki bilinmez bir yerinde bulunan bir yatak odasına götürüyor. Uykunun bir şekilde gelmediği anlardan, bir anda bastırdığı anlara kadar uzanan bu yolculuk bir araba farının geçmesiyle beraber gerçeklik ve rüya alemi ayrımını yaratıyor. Farın geçip gitmesiyle beraber bir uyku kendini gösteriyor. Yavaş yavaş odaya hakim olmaya başlayan bu uyku gittikçe şiddetini gösteriyor ve bir noktadan sonra evrenin renkselliğini ve maddeselliğini bozmaya başlıyor. Tam bu kırılma noktasında ise en derin uyku kendini gösteriyor ve rüya görenin asla kendini rüyasında görememesi gibi biz de aktörü görmeden en derin uykusundaki kabuslara dalıyoruz. Bu deneysel kısa filmi izlerken kulaklıklarınızı takmanızı öneriyoruz ki böylelikle müziğin muazzamlığı içerisinde kabusun en derin koylarına yolculuğa çıkabilirsiniz ve gün ışığı sizi ele geçirmeden nasıl bir macera yaşadığınıza şahit olabilirsiniz!
962b41adbfe6
[ "hplt2", "vngrs" ]
Daha önce sizler için çok şık payetli pantolon modelleri galerisi hazırlamıştım. Payetli pantolonları ne tarz kıyafetler ile kombin edebileceğimiz konusuna kısada olsa yer verip sizlere farklı alternatif kombin örnekleri sunmuştum. Bugün ise payet seçimleri kimi zaman bluzlarda kimi zaman ise ceketlerde kullanılmış. Eğer pullu payetli dizaynlar sizin favoriniz ise ve ne tarz bir kombin yapabileceğiniz hakkında en ufak bileğiye sahip değilseniz doğru adrestesiniz kızlar. Şahsen ben payet kombin seçimlerimde daha çok payetli ceket modellerini tercih ediyorum. Sonuçta payetli kumaş kendini en iyi ceket modelinde gösterecektir. Özellik ceket modeli payet seçmem de ki amaç her ortamda zarif bir görünüm ve kullanım rahatlığı. Payetli bir ceketle lüks bir ortama gidebilir aynı zamanda içine giyebileceğiniz sade bir bluzu farklı ortamlarda ceketinizi çıkararak kullanabilirsiniz. RESİMLERİ DAHA DETAYLI GÖREBİLMEK İÇİN LÜTFEN ÜZERLERİNE TIKLAYINIZ… Evet sevgili hanımlar dilerseniz sizler için seçtiğim çok özel ceket, pantolon, bluz, yelek payet seçimlerini ne tarz parçalar ile kullanıldığını keşfedelim. İlk kombin görselim harika bir abiye payetli kombin. Bluz ve çantanın uyumu ise oldukça başarılı ne dersiniz? İki numarada yer alan payetli kombin parçam dore payetli şort. Hem modern hem de cesaret isteyen bu kombini giymek yürek ister gibi. Üç numaraya gelecek olursak beyaz gömlek ve sarı payet uyumu harika. Beş numaralı seçimim gerek kesimi gerekse payet renkleri ile şimdiye kadar gördüğüm en tarz payetli ceket modeli. Beş numaralı galeri görseli ise her zaman iddia ettiğim üzere siyah ve gümüşün muhteşem uyumu yer almakta. Bence hem özel davetlerde hem de gezmeleriniz de bu tarz bir payet etek kombini stil ve şık bir görünüm sağlayabilir. Payetli kombinler galerimde tüm görselleri özetleyen bir resim olan altı numaraya geçelim. Altı numarada hem payetli bir ceketi ne tarz etekler ile kombin edebiliriz sorusuna hem de mini payetli bir eteği ne tarz üst kombinilerle uyum içinde seçebileceğiniz sorusuna cevap bulacaksınız.
15b547765535
[ "hplt2", "vngrs" ]
Android’in son sürümü olan 5.0 Lollipop’un yayımlanmasından sonra, akıllı telefon firmaları gerek bizlere tanıtacakları olan amiral gemilerinde, gerekse piyasaya sunmuş oldukları akıllı telefonları için 5.0 Lollipop güncellemesini yayımlamaya başladılar. Bu Lollipop güncellemesi şimdi Samsung Galaxy S5 kullanıcıları için yayımlandı. İlk olarak Avrupa ülkeleri için dağıtılmaya başlanan Lolipop, şimdi ise ülkemizde de indirmeye sunuldu. Telefonunuzun Android sürümünü yükseltmek için Ayarlar menüsünden “Güncellemeleri Kontrol Et” demeniz yeterli oluyor. Samsung S5 kullanıcıları için Lolipop güncellemesini sundu. Şimdi sıra diğer akıllı telefonlarda.
a5ffadda5e9b
[ "hplt2", "vngrs" ]
Özellikle gelir elde etmek için Google Adwords ve AdSence gibi hizmetlerle içli dışlı olmaya başladıysanız SEO konusu da illaki ilgi alanınız olacaktır. Biz de bu alana yeni girdiğinizi varsayarak sizlere mutlaka göz atmanız gereken 8 kavramı derledik. 1) Backlink : Backlink, bir sitenin başka bir siteye vermiş olduğu, anasayfasında veya herhangi bir sayfasında bannerinin veya text linkinin bulunması durumunda arama motoru sonuçlarındaki sıralamasının yükselmesi için öneme sahip olan bir link sistemidir. 2) Pagerank : Pagerank, Google'ın web sitelerini ve sayfalarını derecelendirme sistemidir. Sitelerin içeriklerine, ziyaretçi sayılarına ve tasarım kalitesine göre Google tarafından 10 üzerinden verilen puandır. Burda da önemli olan konu elbette ki yazının özgünlüğü, sıklığı vs. etkiliyor. 3) Alexa : Alexa Amazon‘a ait bir site sayacıdır. Bu sayaç hitleri farklı bir sıralamada gösteren ve bugün Google’ın en gözde sayaç sitelerinden birisidir. Alexa; tüm dünya üzerinde kurulu siteleri numaralandırmaya dayalı olarak bir sıralamaya alır. En çok girilenden en az giriline doğru sıralanan ve liste aritmetik düzene sahiptir. 4) Canonical: Canonical Url; birden fazla linkin bir sayfaya gitmesini engellemek için bir ana link seçilmesi ve arama motoruna bu linkin doğru link olduğunu belirtmektir. Yani "Doğru linkim bu, diğerlerini gözardı et" mesajıdır. 5) Meta Tag: Metatag; HTML kodunuzun HEAD bölümüne yerleştirilmiş bilgi etiketleridir. Arama motorlarına site ve içeriği hakkında bilgi sunar. 6) Rich Snippets : Rich Snippets, arama yapan; hedef müşterilerinizin sanal mağazanıza daha rahat ulaşabilmesini sağlayan, arama sonucunuzu yıldız simgeleriyle göstererek sitenizi daha albenili kılan bir SEO uygulamasıdır. 7) Hacklink: Hacklink; web sitelerinin açıklarından yararlanılarak, web site sahibinin izni olmadan, pagerankı yüksek olan sayfalara linklerin gizli olarak eklenme işidir. 8) Robot.txt : Robot.txt; arama motoru yazılımlarına sitenizin hangi bölümlerini dizine ekleyebileceğini, hangi dizini taraması gerektiğini, hangi arama motoru yazılımının giriş izni olduğunu veya olmadığını söylemeye yarayan basit bir komut dosyasıdır.
01739481b552
[ "culturax", "hplt2", "vngrs" ]
Zayıflamak artık çok kolay Bilinçsizce alınan kilolar zaman içinde ciddi sorunlar yaşatabilmektedir. Daha bebeklikten başlayan beslenme bozuklukları ilerleyen zamanlarda ve özellikle ergenlik dönemi olarak adlandırılan süreçte yerleşen kilolara dönüşmektedir. Bu nedenle yerleşen kiloların bir kısmı genetik olarak kabul edilse de büyük bir bölümü beslenme bozukluğundan ve hareketsizlikten kaynaklanan kilolardır. Kontrolsüz olarak alınan kilolar ve sürdürülen hatalı beslenme alışkanlıkları değiştirilmediği sürece aşırı kilolardan kaynaklanan sorunlar da çoğalarak ciddi hastalıklara neden olmaktadır. Kilonun Neden Olduğu Hastalıklar Aşırı kilo almanın pek çok nedenleri vardır. Bu nedenler ortadan kaldırılmadığı sürece kişi sadece estetik açıdan sıkıntı yaşamaz, sağlık açısından da çok sayıda hastalığın tehdidi altında bulunmaktadır. - Kandaki insülin seviyesi yükselir, şeker hastalığına davetiye çıkarılır. - Tansiyon sorunu yaşanır. - Kalp hastalığı, koroner damarlarda beliren hastalıklar ortaya çıkar. - Kandaki yağ (trigliserit) oranı artar. - Safra kesesi hastalıkları görülür. (safra kesesi taşı, safra kesesi iltihabı) - Rahim, meme ve kalınbağırsak kanseri riski oluşur. - Diz ve kalça kemiklerinde kireçlenmeler görülür. - Felç riski artar. - Horlama, uykuda nefes durması gibi uyku bozuklukları - Karaciğerde yağlanma - Astım, nefes darlığı, solunum bozuklukları - Varis - Kadınlarda gebelik sürecinin sorunlu geçmesi - Adet düzensizlikleri - Tüylenme, kıllanma - İdrar kaçırma - Ameliyatların risk taşıması - Psikolojik açıdan olumsuz etkileşim (özgüven eksikliği, içe kapanıklık, asosyal olma hali) Kısaca; Fazla kiloların vücuttaki tüm organları olumsuz etkilediği görülmektedir. Zayıflamak için İlk Yapılması Gerekenler Zayıflamak için hemen bir diyet programını uygulamaya başlamak yeterli değildir. Öncelikle kilo almanın nedenlerini bilmeli ve bunların ortadan kaldırılması ile işe başlanılmalıdır. Yani ne kadar etkili diyet programı uygularsanız uygulayın, kilo almanıza neden olan beslenme tarzınızı ve diğer etken durumları düzeltmediğiniz sürece yapacağınız diyet eziyetten başka bir işe taramayacaktır. Bir diğer konu ise zayıflama konusunda kararlı olmanız gerektiğidir. Yani önce zayıflayacağınıza inanmanız gerekmekte ve beyninizi bu konuda programlamanız şarttır. Bu durum sizin diyet döneminizi daha kolay geçirmenizi sağlayacaktır. Diyet Süresini Kolaylaştırmanın Yolları - Buzdolabınızın üzerine en kilolu halinizin fotoğrafını mıknatıslı magnet ile tutturun. - Çalışma masanızın üzerinde, oturduğunuz koltuğun önündeki sehpaya, her an ve her yerde elinizin altında su bulundurun. Bu su sade içme suyu, maden suyu ya da özel hazırlanmış limonlu, maydanozlu, salatalıklı, çubuk tarçınlı, karanfilli ve benzeri karışımlarla hazırlanmış sular olmalıdır. - Diyete başladığınızı yakın çevrenizdeki kişilerle paylaşın yani diyeti yarıda bırakma riskini ortadan kaldırın. - Ailenizde sizin gibi kilolu kişiler var ise birlikte diyete başlamak ve yapılan yemeklerin diyet kurallarına uyarak hazırlanmasını sağlayın. - Mutfak alışverişlerinde diyete aykırı ne varsa listenizden çıkarın - Açık havada sabah erken saatte ve gece geç saatte yürüyüşler yapın. (Bu yürüyüşler tempolu yürüyüşler olmalı, mümkünde deniz kenarı ya da ormanlık alan gibi yürüyüş alanlarında yapılması tercih edilmelidir.) İlk Kez Diyet Yapıyorum Sabah; - 1 bardak yeşil çay (içine 5-6 damla limon ekleyebilirsiniz) - 1 adet haşlanmış yumurta - Bol yeşillikli yağsız salata - Yağsız beyaz peynir Öğle; - 1 kase çorba (tercih sebze çorbası olmalıdır) - Bol yeşillikli yağsız salata (limonlu ya da sirkeli) - 1 kase yağsız yoğurt Ara öğün; - 1 adet elma Akşam; - 1 kase çorba - Bol yeşillikli yağsız limonlu ya da sirkeli salata Önemli Not; Bu diyet 4 günden fazla uygulanmamalıdır. Daha sonra akşam yemeklerine yağsız balık ya da tavuk eti ekleyebilir, kendi damak tadınıza hitap eden bazı ekleme ve çıkarmalar yaparak diyetinizi daha uyumlu hale getirerek devam edebilirsiniz. Ancak ilk 4 gün belirtilen ölçülerin dışına çıkmamalısınız. Yukarıda 4 gün süre ile uygulayacağınız örnek başlangıç diyeti sizi ürkütmemelidir. Aksine aynı diyeti sabah kahvaltılarına zeytin ve domates de ekleyerek, öğle yemeklerine yağsız sebze yemekleri ve 1 parça tavukgöğsü ızgara ekleyerek renklendirebilir, akşam yemeklerinde balık buğulama ya da ızgara ile 2 yemek kaşığı bulgur pilavı ile çoğaltabilirsiniz. Yoğurt diyet listesinde mutlaka olmalı, diyet yapan kişi öğle ya da akşam veya her ikisinde de 1 kase yoğurt tüketmelidir. Mümkünse, evde hazırlanan ve kaymağı alınarak mayalanan yoğurt tercih edilmelidir. Yoğurt, özellikle diyet yapan kişiler için çok önemlidir ve diyete destek veren etkili bir gıda maddesidir.
d21877d1115a
[ "hplt2", "vngrs" ]
Bu yumuşak masaj yastığının geniş deliği, göğüs uçları daha büyük olan anneler için özel olarak tasarlanmıştır. Philips Avent Comfort göğüs pompası serisiyle kullanılabilir. Aşağıdaki resimleri inceleyerek daha büyük göğüs pompası yastığına ihtiyacınız olup olmadığına karar verebilirsiniz. Tüm faydaları görün Büyük göğüs pompası masaj başlığına ihtiyaç duyup duymadığınızı belirlemek için göğüs ucunuzun başlık hunisine rahatça sığıp sığmadığını kontrol edin. Göğüs ucunuz masaj başlık hunisinin kenarlarına dokunuyorsa veya sıkışıyorsa, daha rahat bir süt sağma deneyimi için büyük göğüs pompası başlığını seçmelisiniz. Göğüs ucunuzu masaj başlığı hunisine rahatça oturuyorsanız, kullandığınız masaj başlığı boyu doğrudur. Göğüs ucunuz masaj başlık hunisi kenarlarına dokunuyorsa veya sıkışıyorsa, daha rahat bir pompalama deneyimi için daha büyük boy bir göğüs pompası masaj başlığı seçmelisiniz. Büyük boy, yumuşak masaj başlığı, Natural ürün serisindeki Philips Avent Comfort göğüs pompalarıyla uyumludur.
1746945d4a08
[ "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
ferdabal » 23 Tem 2014, 12:18 Arkadaşlar merhaba, forumda ve internette araştırdım ama net bir bilgiye ulaşamadığım için bu konuyu açmak ve sizlerden destek almak istedim. Aracımı (98 felicia LPG'li) alalı bir ay oluyor. Benzin göstergesi hiç hareket etmiyor, depo tamamen boşken yanması gereken ışığı da yanmıyor. Şu an araçta yarım depodan fazla benzin var ama göstergede hiç hareket olmadığı için huzursuz hissediyorum kendimi. Şamandıranın takılı kalmış olabileceğini düşünerek arka koltuğun altındaki depo kapağını açıp kontrol ettim, her şey normal görünüyor. Dün İzmit sanayide ustaya gösterdim şamandırada sorun yok gösterge tarafında elektronik arıza vardır sen bunu elektronikçiye götür dedi. şamandıra kapağındaki kablolarda voltaj görmem gerekiyor mu? Tüm kabloları kendi arasında ve şaseye karşı ölçüyorum fakat voltaj göremiyorum. Aldığım kişi adapazarında skoda özel servisiymiş ve aracı askerlik çağındaki oğlu kullanıyormuş. Sürekli LPG ile kullanıyormuş aracı, aklıma şöyle bir şey takılıyor, "acaba benzin deposu sürekli boş olduğu için gösterge ışıkları çalışmasın diye bir yerleri iptal etmiş olabilir mi? Yardımcı olabilecek herkese şimdiden teşekkür ederim ve hayırlı kandiller dilerim.
82910e9ef460
[ "hplt2", "vngrs" ]
CBÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencilerinin yağlı boya resimleri ve Soma Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin Grafik Tasarımlarının yer aldığı sergi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Birol Kovancılar, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Mıynat, öğretim üyeleri ve öğrenciler tarafından açıldı. Sergide Soma şehitleri için de özel bir köşe hazırlandı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Birol Kovancılar konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Geçtiğimiz yıl yaşanan Soma faciasının acısını hala içimizde yaşıyoruz. CBÜ 22. Bilim ve Bahar Şenliği Resim ve Grafik Tasarım Sergisi içinde de Soma Maden Faciası ile ilgili olarak bir köşe hazırladık. Bu köşede faciada hayatını kaybeden Soma Meslek Yüksekokulu mezunu öğrencilerimiz de yer alıyor. Şenlik programını hazırlarken de bu konuda çok titiz davrandık ve 13 Mayıs gününe eğlence içerikli hiçbir program almadık. Rektörümüz Prof. Dr. A. Kemal Çelebi de yarın Soma’daki anma programına Soma Meslek Yüksekokulu’nun öğrencileri ve öğretim elemanları ile birlikte katılacak. Ayrıca 13 Mayıs Çarşamba günü saat 10.00’da Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde Soma için bir anma programı yapıyoruz. Muradiye, Uncubozköy ve Merkez Kampüslerimizde de lokma dökülecek. Soma faciasını unutmadık ve unutmayacağız” diye konuştu.
d788edbb9dd7
[ "hplt2", "vngrs" ]
Geçtiğimiz günlerde İmam Hatipli Mezunlar Derneği ve İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, ortak yürüttüğü çalışmayla sığınmacı çocuklar için Arapça eğitim veren ortaokul ve lise seviyesinde okul açılması kararının ardından, sivil toplum kuruluşları istişare toplantısı düzenledi. Alınan kararın ardından, Suriyeli mülteci meselesinde yaptıkları işlerle söz sahibi olan sivil toplum kuruluşları açılacak okullar için sivil toplum olarak neler yapabileceklerine dair istişare yaptı. Toplantıya AK Parti Karabağlar İlçe Başkanı Erol Körüklü ve Kuran'a Hizmet Derneği, Misafir Öğrenci Derneği'nin yanı sıra İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı, Deniz Feneri, Cansuyu gibi uluslararası gönüllü yardım kuruluşları katıldı. Toplantıda söz alan Körüklü, Karabağlar'da yaklaşık yirmi iki bin Suriyeli'nin yaşadığını ve bunlardan yaklaşık 10 bininin eğitim çağında çocuklar olduğunu söyledi. Körüklü, "Mülteciler Türkiye'de kalsa da Suriye'ye dönseler de kayıp bir kuşağa izin veremeyiz. Çocukların okula gitmesi konusunda ailelerin bilgilendirilmesi gerekir. Zira aileler bazen ekonomik nedenlerle çocukları okula göndermeyebiliyor" dedi.
e0e8d409692b
[ "hplt2", "vngrs" ]
Aşk Gözyaşlarına İnanmıyor Aşk Gözyaşlarına İnanmıyor 1979 SSCB yapımı romantik komedi filmidir. Özgün adı Moskva slezam ne verit (MockBa cлeзaM He BepиT) olan film İngilizce konuşulan ülkelerde Moscow Does Not Believe in Tears (Moskova Gözyaşlarına İnanmıyor) adıyla gösterime sunulmuştu. Senaryosunu Valentin Chernykh'in yazdığı filmi Vladimir Menshov yönetmiş başlıca rollerinde Vera Alentova, Irina Muravyova, Aleksey Batalov ve Raisa Ryazanova oynamışlardır. Filmin başrol oyuncusu Vera Alentova yönetmenin eşidir. Çekimleri tamamen Moskova'da gerçekleştirilen "Aşk Gözyaşlarına İnanmıyor", Mosfilm stüdyolarında yapılmıştır. İlk gösterimi Şubat 1980'de Berlin Uluslararası Film Festivali'nde yapılan film bu festivalin büyük ödülü olan Altın Ayı ödülüne aday gösterilmiş, 1981 yılında ise ABD'de En İyi Yabancı Film Akademi Ödülü'nü kazanmıştır. Bu melodramatik filmde 1950'li yıllarda taşradan gelmiş 3 genç kızın Moskova'da aynı pansiyon odasında başlayan ve 20 yıla yayılan öyküleri, umutları, hayalleri, aşkları ve hayal kırıklıkları anlatılmaktadır. Filmin adı[değiştir | kaynağı değiştir] Film 2 Temmuz 1989 tarihinde TRT2 televizyon kanalında, yine sinemalarda gösterildiği "Aşk Gözyaşlarına İnanmıyor" adıyla gösterime sunulmuştu. Film tüm dünya ülkelerinde özgün adının tam çevirisi olan "Moskova Gözyaşlarına İnanmıyor" anlamına gelen adlarla gösterilirken, Türkiye'de hem sinemalarda (1987) hem de televizyonda (1989) gösterilirken "Moskova" sözcüğü yerine "Aşk" sözcüğü getirilerek "Aşk Gözyaşlarına İnanmıyor" adı tercih edilmiştir. Bu adlandırmada, henüz Soğuk Savaş döneminin sona ermediği bir tarihte, karşı bloğun simgelerinden olan bir sözcüğün bilerek ayıklanması amacı güdülmüş olabileceği gibi, filmin melodramatik yapısına daha uygun olabilecek daha ticari bir isim de seçilmiş olabilir. Konusu[değiştir | kaynağı değiştir] 1958 yılında, taşradan Moskova'ya çalışmak üzere gelmiş üç genç kız, Lyuda (Irina Muravyova), Tonya (Raisa Ryazanova) ve Katya (Vera Alentova) bir pansiyonun aynı odasını paylaşmaktadırlar. İçe kapanık bir kız olan Katya bir yandan üniversite sınavlarına hazırlanırken, bir yandan da metal fabrikasında ağır işçi olarak çalışmaktadır. Havalı bir kız olan Lyuda da bir ekmek fabrikasında işçidir ama gözü hep yükseklerdedir, uygun bir evlilik yapıp daha rahat bir yaşantıya kavuşmak için her fırsatı değerlendirir. En sessizleri olan Tonya'dır ve aralarında en önce o evlenir. Katya'nın üniversitede profesör olan bir akrabası tatile giderken gökdelenlerden birinde bulunan lüks apartman dairesini bakımını yapmak şartıyla Katya'ya emanet eder. Katya ve arkadaşı Lyuda işçi yurdunu bir süreliğine bırakarak bu daireye yerleşirler. Dışa dönük bir kişilik yapısına sahip olan Lyuda'nın zorlamasıyla kendilerini profesörün kızları ve birer entelektüel olarak tanıtarak dairede partiler vermeye başlarlar. Burada Rudy (Yuri Vasilyev) adlı bir televizyon kameramanıyla tanışan Katya onunla ilişkiye girer ve gebe kalır. Rudy Katya'yla evlenmek istemez. Rudy'nin annesi de pansiyona gelerek sert bir biçimde bir evliliğe karşı olduğunu söyler. Bu arada Lyuda da partide tanıştığı ünlü Hokey oyuncusu Gurin (Aleksandr Fatyushin)'le nişanlanmıştır. Aradan zaman geçer, Katya doğum yapar. Alexandra adını verdiği bebeğiyle pansiyona gelen Katya yorucu bir günün sonunda çalar saatini kurarak uykuya dalar. Sabah saatin zili çaldığında aradan 20 yıl geçmiş olduğunu görürüz. Artık bir kuru temizlemecide çalışan Lyuda'nın 7 yıl önce boşandığı sporcu eşi Gurin alkolik olmuş, ondan para sızdırmak için sürekli kapısına dayanmaktadır. Tonya 2 yetişkin çocuğuyla mutlu ve uyumlu evliliğini sürdürmektedir. Katya'nın kızı Alexandra (Natalya Vavilova) büyümüş ve hala bekâr olan annesiyle aynı evi paylaşmaktadır. Katya idealindeki mesleğine kavuşmuş ve kimya mühendisi olmuştur. Bir plastik fabrikasının baş mühendisi ve müdürüdür. Volodya (Oleg Tabakov) adında kendisinden daha yaşlı ve evli bir adamla çıkmaktadır ama bu uyumsuz ilişkiye çabucak bir son verir. Bir gün trende tanıştığı Gosha (Aleksey Batalov) adındaki torna işçisi onu çok etkiler ve birlikte çıkmaya başlarlar. Gosha'nın hayatı boyunca aradığı ideal eş olduğunu anlaması uzun sürmez. Oyuncu Kadrosu[değiştir | kaynağı değiştir] Film Hakkında Notlar[değiştir | kaynağı değiştir] Kaçış sinemasının tipik bir örneği olan bu melodramı When Harry Met Sally, You’ve Got Mail ve Sleepless in Seattle tarzındaki Hollywood filmlerine benzeterek oldukça boş ve fazlasıyla uzun bulan eleştirmenler olmuştur. Bir başka eleştirmen de "Sex and the City-ovich" başlığını atarak filmin bir bakıma "Sex and the City" adlı Amerikan TV dizisinin Rus versiyonu olduğunu ima etmiştir. Film, konusunun geçtiği yıllardaki gündelik Rus hayat tarzının aktarılması açısından da önem taşımaktadır. Kaynaklar[değiştir | kaynağı değiştir] - ^ http://www.imdb.com/title/tt0079579/releaseinfo - ^ http://www.dosttr.net/60-Sinema-Film-Gosterim-Tarihleri-Gecmis-.html - ^ http://www.imdb.com/title/tt0079579/awards - ^ http://www.sover.net/~ozus/moscowdoesnotbelieveintears.htm - ^ http://www99.epinions.com/review/mvie_mu-1014255/content_143237615236 Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir] - 1979 filmleri - SSCB romantik filmleri - Rusça filmler - Film ödülü sahipleri - Yabancı Dilde En İyi Film Akademi Ödülü kazanan filmler - 1970'lerde dramatik filmler - Melodramatik filmler - 1970'lerde komedi filmleri - Romantik filmler - SSCB komedi filmleri - Konusu Moskova'da geçen filmler - Mosfilm filmleri - Sergei Nikitin'in senaryosunu yazdığı filmler - Igor Slabneviç'nin görüntülediği filmler - Vladimir Menshov'un yönettiği filmler
2c20d1916f06
[ "hplt2", "vngrs" ]
Çocuk bakıcınız için uygun maaş oranını belirlemeye mi çalışıyorsunuz? İşte çocuk bakıcısının maaş oranını hesaplarken göz önünde bulundurmanız gereken etkenler. Yeni bir çocuk bakıcısına mı ihtiyacınız var? İşte çocuğunuz için en iyi çocuk bakıcısını nasıl bulacağınızla ilgili en iyi önerilerimiz. Bir çocuk bakıcısından isteyebileceğimiz her şeyi istediğimiz uzun bir liste çıkardığımız için hepimiz suçluyuz. İş tanımını yapmış olduğumuz halde pek de uygun olmayan adayları seçiyoruz. Öyleyse, en iyi çocuk bakıcısını en hızlı nasıl bulabilirsiniz? Bir çocuk bakıcısıyla görüşme vakti geldiğinde, adayları sınırlandırmak ve en doğru olanı bulabilmek ürkütücüdür. Temel nitelikleri belirledikten sonra, basit bir listeyle favorilerinizi sınırlandırabilirsiniz. Ek görevlerden niteliklere kadar tam bir liste oluşturmak biraz zordur fakat bakıcınız ihtiyaçlarınızı tam olarak karşılamalıdır. Bu günlerden birini mi yaşıyorsunuz? Yorgunluk ve stresin en iyi ilacı kendinize iyi davranmaktır. Bu tüyoları deneyin: Gün içinde kendinizi daha iyi hissetmeniz için 10 dakikanızı ayırın. Bakıcılar neden istifa eder? Ebeveynler ve bakıcılar bu durumdan nasıl kaçınabilir? Zıtlaşmalar her işte kaçınılmazdır ama bir bakıcı olmak bunu zirveye çıkartır. Ve bazen de aileler ve bakıcıları yollarını ayırırlar. Fakat ayrılmak hiç kolay olmaz...
85d35624546c
[ "hplt2", "vngrs" ]
Mainz’ın Türk yıldızı, “Arda büyük bir oyuncu. Milli Takım’a dönecektir” dedi EURO 2016'daki hatalardan ders almaları gerektiğini belirten Yunus Mallı, tüm oyuncuların ülkesi için elinden geleni yapması gerektiğini söyledi. Şampiyonlar Ligi'nde yer alan bir takımda oynamak istediğini dile getiren Mainz'lı futbolcu, Arda Turan'la ilgili soruya, "O büyük bir yıldız. Barcelona'da oynuyor ve Türkiye için çok büyük başarılara imza attı. O yüzden Milli Takım'a dönecektir" cevabını verdi. Yunus Mallı, Emre Mor için de "Emre genç ve çok yetenekli bir isim. Kendisini daha çok geliştirecektir. Dortmund'da kendisini ispatlayacağını düşünüyorum. Biraz sabretmesi lazım ama aldığı sürelerde kendini göstermeye başladı. Zamanla Bundesliga'da daha iyi işler yapacak" değerlendirmesinde bulundu.
d84e466df566
[ "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
90dk Maç İzle D-Smart ve Tivibu gibi birçok ücretli hizmetten yararlanmaktansa bedava olan maç izleme keyfini internet üzerinden arayanlar için mükemmel bir fırsat ve vazgeçilmez bir web sitenin adresini vereceğim. Ücretsiz olarak izleyebileceğiniz hele ki dünya genelinde en çok izlenen derbiler de karşınıza çıkan sonuçlarda yer alan siteler gibi değiliz. Donma, kötü görüntü kalitesi gibi durumlardan çok uzak ve Kaliteli bir hizmet anlayışı içerisinde sizlere maç izleme fırsatı veriyoruz. Reklama boğulmadan, Kesintisiz, U4K HD kalitesinde Bilgisayarınızın başında maç izle imkanı veriyoruz. Canlı maç izle sitelerinden farklarımız ortadadır, ÜCRETSİZ olarak sizlere sunan biz 90dkizle.com oluyoruz. Program kurmadan, üyelik istemeden canlı maç izleme imkanı sunuyoruz. Sizlerde canlı maç izlemek ve derbi, şampiyonlar ligi heyecanını yaşamak istiyorsanız sitemiz olan 90dkizle.com da yer alın.
9b6621ce3b28
[ "hplt2", "vngrs" ]
Erken boşalma, kişinin problemine yönelik olarak tedavi edilir. Bunun için önceden kime nasıl bir tedavi uygulanacağını, ne kadar süreceğini bilmek zordur. Ama ilk görüşmenin ardından kişi değerlendirilir ve nasıl bir tedavi yapılabileceği, sonuçlarının ve maliyetinin ne olacağı konusunda ortaya bir plan çıkarılabilir. Hastalarımızın yaşadığı sıkıntıların en başında daha tedaviye başlamadan, görüşme yapmadan nasıl bir sürecin olacağını hayal etmeye çalışmaları gelir. Ancak kişi değerlendirildikten sonra nasıl bir tedavi sürecinin yaşanacağı ortaya çıkmaktadır. Erken boşalma probleminin tedavisine başlamayı geciktiren sıkıntılardan bir tanesi de kişinin başaramama kaygısıdır. Eğer tedavi başlar ve başaramazsam diye kişi çok ciddi anlamda kaygılanmakta ve süreci gene ertelemektedir. Ertelendikçe de kaygı büyümekte, kontrol iyice düşmekte ve kişi cinsel yaşamdan uzaklaşmaktadır. (bknz: Erken boşalma tedavisine başvurmayı erteleyen nedenler) Bir arabayı gereken fiziksel koşullarına bağlı olarak; yani yol, hava ve fren durumuna bağlı olarak ve aynı zamanda da sizin psikolojik süreciniz uyku ve dikkat durumunuza göre kullanmak sizin sorumluluğunuzda ise erken boşalmanın kontrolü de nasıl yapılacağını öğrendikten sonra tamamen sizin kontrolünüze geçer. Yani kurallara uyarsanız çok rahat bir şekilde boşalmanızı kontrol edebilirsiniz. Erken boşalmayı damlatan bir musluğa benzetirsek, musluğun damlatmasını engellemek için iki şeyi düzeltmek gerekecektir. Bunlardan bir tanesi gelen suyun basıncını düşürmek, yani duygularınızı kontrol eder hâle gelebilmek, ikincisi de musluğun vanasını ve contasını sağlamlaştırmak yani sistemi fiziksel olarak da durdurabilir hâle gelmenizdir. Bunun içinde yapılan tedavide; Bu yöntemler gerekli sürede uygun şekilde uygulanırsa hiçbir sorun yaşamadan boşalmanızı çok rahat bir şekilde kontrol eder hale gelirsiniz. Tedavi süreçleri hastanın genel durumunun değerlendirilmesinin ardından yapılan plana göre işlemektedir. Kişilerin birden fazla seansa katılmaları hem zaman ve iş kaybı, hem de her seans arasında olabilecek konsantrasyon kaybından dolayı yoğunlaştırılmış, 1 veya 2 günlük seans şeklinde yapılmaktadır. Bazı hastaların özelliklerine göre de farklı zamanlarda seans yapmak uygun olur. Kişi bu tedaviyi aldıktan sonra kendi başına ve eşiyle beraber uygulayacağı bir egzersiz sürecine girer. Bu süreçte kişinin yapısına göre değişir ve ortalama 20-45 gün arasında bir süreci almaktadır. Koşullara uyarak egzersizlerini tam ve uygun şekilde yapan hastalar %100’e yakın başarı elde ederek erken boşalma probleminden kurtulup, sağlıklı ve mutlu bir cinsel hayata kavuşur. İlk aşamada yapılması gereken şey, kaygının üstesinden gelip eğer kendi başınıza bu problemi çözemediyseniz, probleminizi çözmenize yardımcı olacak en yakın profesyonele başvurmaktır. Bulunduğunuz şehirde veya ülkede birçok doktor, psikolog veya psikiyatri çalışanları bu konuda çok başarılı tedaviler vermektedir. Onun için çekinmeden en yakın tedavi merkezine başvurup sağlıklı bir cinsel yaşantıya kavuşabilirsiniz. İlgili makaleler;
38acb167c4d3
[ "c4", "hplt2", "vngrs" ]
08 Ocak 2015 Perşembe 01:12 İş görüşmelerinde giyeceğiniz kıyafet çok önemli. Kıyafetlerin renklerinin çağrıştırdığı anlamları sizler için derledik. İş görüşmesinde iyi bir izlenim yaratmak için renk seçiminizi bu ipuçlarına göre yapın... Mavi: Güven Mavi, bir iş görüşmesinde giyilecek en iyi renklerden biri. Uzmanlar, mavi kıyafetlerin, işe kabul edilme olasılığını yükselteceğini söylüyor. Siyah: Liderlik Siyah giydiğiniz zaman karşı tarafa “ben ciddi bir insanım” imajı verirsiniz. Çok sık kullanılan bir renk; fakat doğru parçalarla kombinlenmeli. Gri: Mantıksal/Analitik Gri giyen bağımsızlığı ve korunmacılığıyla ilgili bir mesaj verir. Gri yalnız bir renk olduğundan buradan kişinin kendine yeterli ya da kendi kendine düşünme yetisine sahip olduğu izlenimi çıkartılabilir. Beyaz ve bej giymek güvenli bir seçimdir, fakat aynı zamanda “sıkıcı ve kendine güven eksikliği” izlenimini de ortaya çıkarabilir. Genelde yüksek ses getiren işlerde (organizasyon, başkanlık vs.) beyaz tercih edilmeli. Kahverengi: Dayanıklılık Sıcaklığı, dayanıklılığı ve güvenirliliği temsil eder. Genelde büyük şirketler logolarında kahverengi kullanır. Kırmızı: Güç Tutku ve güç taşır. Birilerini etkilemek ya da ikna etmek istiyorsanız en iyi renk kırmızıdır. Örneğin sunum yapacaksanız kırmızı bir parça idealdir. Cesaretinizi, heyecanınızı ve enerjinizi göstermiş olacaksınız. Yeşil, sarı, turuncu ve mor: Yaratıcı Bu renkler eğlenceyi ve dikkat çekmeyi temsil eder. Uzmanlar reklamcılık gibi yaratıcılık gerektiren bir alan değilse bu renkleri iş görüşmesi için önermiyor. Son Güncelleme: 08.01.2015 01:15
c3af27445883
[ "hplt2", "vngrs" ]
Erdal Ceyhanhttp://blog.milliyet.com.tr/erdalceyhan - Kategori - Kültürler - Okunma Sayısı - 1324 Uçuk Fikirler 1: Dünyanın yedi harikası Dünyanın Yedi Harikası Hadi bir soruyla başlayalım. Dünyanın Yedi Harikası nelerdir ve bunlar nerededirler? Hemen yanıt veremediniz mi? Hop, İnternet’e atlıyoruz ve hemen sorunun yanıtını almış bulunuyoruz. M.Ö. 2. Yüzyıl’da yer alan Dünyanın Yedi Harikası listesi şöyle: 1. Keops Piramidi (Mısır) 2. Babil’in Asma Bahçeleri (Babil,Mezopotamya) 3. Artemis Tapınağı (Efes, İzmir, Türkiye) 4. Zeus Heykeli (Olimpos, Yunanistan) 5. Rodos Heykeli (Rodos Adası, Yunanistan) 6. İskenderiye Feneri (Pharos Adası, Mısır) 7. Halikarnas Mozolesi (Bodrum, Muğla, Türkiye) İyi mi? Ama ne yazık ki bu Harikaları bulacağız diye ararsanız, (Keops Piramidi hariç) hiç birisini bulamazsınız, çünkü bir çoğunu deprem gibi tabii afetler; bir bölümünü de insanların intikam arzuları, savaşlar, yıkımlar mahvetmiştir… Adları ve kimlikleri tarihte kalmış; insanoğlunun yarattığı bu güzellik abideleri, bir zamanlar insanoğlunun ağzında efsaneleşmiştir. Hiç birinin doğru dürüst bir resmi olmasa da; kimisini anlatan tarihçilerin sözlerinden; kimisinin yerlerinde yapılan kazılardan, aşağı yukarı şekilleri tahmin edilmekte ; o tasarımlardan hareket edilerek bir takım resimleri yapılmakta veya yaklaşık maketleri oluşturulmaktadır. İnsanlar, insanoğlunun elinden kaçıp giden bu abideleri görmek arzusunu her zaman içlerinde hissetmişlerdir; bu abideleri görmeyi her zaman istemişlerdir. Fakat nerede? Gerçi bu çeşit abideleri, yapıları... Bilgisayar ortamında yapmak oluşturmak; hatta gerçeğine yakın bir şekilde sanat ortamda yaratmak pek bir mesele değilse de, bunların gerçeğini yaratmak, pratik açıdan hiçbir mimarın veya iş adamının hatırına gelmiş değildir... Gelmiş olsaydı, dünyanın her hangi bir yerinde olabilirdi ve duyardık… Lafı nereye getireceğim, (biraz sabırlı olun ey Müslüman kardeşlerim, ne öyle..!) İmdi, içinizden bir çoğu, Hasköy yakınlarındaki, İmrahor Caddesindeki, “MiniaTürk” ü görmüşlerdir. Burası gerçekten çok ilginç, Türkiye’deki bütün belli başlı yapıtların; mimarlık eserlerinin; gezilecek görülecek yerlerinin, hem doğanın meydana getirdiği, hem de insanoğlunun oluşturduğu eserlerin birer kopyalarının insan boyunda maketlerle canlandırıldığı ve güzel bir tasarım içinde Haliç kıyısındaki bir Parkta insanlara seyrettirildiği bir ilginç yerdir. Aslında yerli ve yabancı oldukça fazla turist misafiri vardır. Bu park oldukça para kazandırmaktadır. Masrafı da çok azdır. Şunu söylemek istiyorum. Biz bir de bu “dünyanın yedi harikasını” (Zaten iki tanesinin Türkiye’de olduğunu biliyoruz.) İzmir civarında, mesela, Efes’te bir yerde bir Miniatürk boyutunda veya bir Oteller manzumesi olarak yaratabilir; dünyanın ilgisine sunabiliriz. Çünkü “Dünyanın Yedi harikası” nı herkes bilmekte ama görmek isteseler görememektedirler. Oysa artık bizim mimarlarımız, tasarımcılarımız bunları kolaylıkla yaparlar, birkaç ay içinde hatta gerçek boyutlarında kurabilirler. Eğer akıllı bir işletmeci çıkacak olursa bu fikirden hareket ederek, bir oteller manzumesi kurabilir .. (Niye komik olsun..?) Adamlar, Kremlin Sarayını, Topkapı’yı … Akdeniz kıyılarında, Kıbrıs’ta kurdular ya … Dünyanın Yedi Harikası … Heyt be ne azametli olur! Bütün dünyadan bütün milletler Dünyanın Yedi Harikasında kalmak için oluk oluk koşarlar… Yani, diyelim, onu beceremedik… O zaman hiç olmazsa “Miniatürk” e benzer şekilde belki ondan biraz daha büyük boyutlarda bir harikalar parkını insanların hizmetine sokabiliriz . Nerede mi? Bence onu Hakkari’de yapsak iyi olur… Oralar da kalkınsın, oralara da turist gitsin… Ne kadar iyi niyetliyim değil mi? Tabii , böyle bir Oteller manzumesi açılacak olursa; bu fakire de fikrinden ötürü, “bir haftalık bedava kalış” herhalde hediye edilir… Bakalım, böyle bir Ballı düşüncenin içine ilk önce kim atlayacak? Hadi nazlanmayın, nazlanmayın… Biz de atmasyon fikir çok… size de yeter, merak etmeyin..! Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun. Erdal bey, eğitimci olmak da güzel bir şey! Sağ olun, sayenizde bilgilerimizi tazeledik... Kaleminze ve düşüncenize sağlık... Şen ve esen kalın...Dr Atanur Yıldız 27.12.2011 20:02 - Cevap : - Değerli doktorum, gördüğün gibi burada avunuyoruz... Arada sırada birbirimize laf atıyoruz. Maksat dostlar alışverişte görsün. Yoksa kimseye bir şey öğretmek gibi bir derdimiz yok... Yeni yılda mutluluklar dilerim; sağlık ve afiyetle efendim. 27.12.2011 22:52
f4b221f19f87
[ "hplt2", "vngrs" ]
Tek Yapılı Devletler Devlet yetkilerinin başka devletlerle paylaşılmadığı, ülkenin ve milletin tek bir devlet egemenliği altında olduğu devlet yapısına tek yapılı devlet denir. Türkiye Cumhuriyeti tek yapılı (tekçi, üniter) bir devlettir. Tekçi devlet yapısında olmakla birlikte ,çeşitli bölgelerden oluşan devletler de vardır. Bu tür devletler bölgeli devlet olarak adlandırılmaktadırlar. Siyasal bölge, siyasal yetkilere sahip ve genellikle hukuki değer yönünden anayasaya eşit ya da anayasa ile yasa arasında yer alan; yasalarla eşdüzeyde olmakla birlikte hazırlanma, kabul ve değiştirilme yönünden istisnai kurallara bağlı olan statülerle kurulan ve yetkilerini Anayasa, statü ve yasaların belirlediği ve kural olarak organları seçimle oluşan bölge tipidir. Örneğin bizim İngiltere olarak tanıdığımız, Birleşik Krallık dört ayrı bölgeden oluşur: İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda. Ayrıca İtalya ve İspanya da bölgeli devlet türüne örnektir. Ülkemiz için sık sık "Bask modeli" olarak gündeme getirilen siyasal bölgelerin, Anayasa'da yer alan Türkiye Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür, ilkesine aykırı olduğu için uygulanması mümkün değildir. Nitekim Fransa'da Korsika Adasının statüsünü düzenleyen yasada Korsika halkından söz edilmesi, Cumhuriyetin bölünmezliğine ve Fransız halkının bütünlüğüne aykırı bulunmuştur.
295bdf2e29cd
[ "hplt2", "vngrs" ]
KUR’ANDA “Kısasta sizin için hayat vardır” buyrulmaktadır… Kur’an, ailede erkeğe başkanlık vermektedir. Bugünkü Ceza Kanunumuz millî ve sosyal bünyemize kesinlikle uygun değildir ve toplumun yıkılmasına sebep olacaktır. Olmaktadır da… Bugünkü Medenî Kanunumuz, toplumun temeli olan aile kurumunu çökertmektedir. Nitekim çökertiyor… Feminizm bozuk ve sapık bir ideolojidir. AB norm, kriter ve ölçülerinin hepsi bize uymaz. Kendi Ceza ve kendi Medenî kanunlarımızı hazırlayıp yürürlüğe koyup uygulamazsak çökeriz. İslamın temel değerlerinden biri iffet ve namustur. Bu ikisine önem vermezsek yine çökeriz. İslama, Kur’ana, Sünnete göre zina suçtur, büyük günahtır, ağır cezası vardır. Zinayı suç olmaktan çıkartan bir İslam ülkesi ayakta duramaz. İslamda, Kur’anda zina suçu, recm diye bir şey yoktur diyenler yalancıdır, kezzaptır. Resulullah Efendimiz (Salat ve selam olsun ona) recm cezası hükmü vermiş ve bunu uygulatmıştır. Yalancılardan başkası bunu inkâr ve red etmez. Avrupada ahlakın gerilemesi, iffet değerinin yitirilmesi, seks serbestliği olması, nikahsız birlikte yaşanması, nikahsız çocukların çoğalması, bazı kiliselerde eşcinsel nikahlar kıyılması bizi bağlamaz. Bu kötülüklerde onlara uyarsak çökeriz. Karma eğitim çökertir. Kışın en soğuk günlerinde birileri niçin mini etek giymektedir? Müstehcen yayınlara dur diyecek bir güç yok mudur? Kadın hakları diye yırtınanlar niçin TC vesikalı KDV’li gelir vergili polis korumalı yasal, hiyenik (!) ve resmî seks köleliğine karşı çıkmıyor? Paraya, zenginliğe, lükse, konfora, sekse, azgınlığın her türlüsüne, kumara, şans oyunlarına endeksli bir toplum çökmeye mahkumdur. Bir İslam toplumu madde ile değil, öncelikle mâneviyat, hikmet ve ahlakla ayakta durur. Allahın sınırları vardır, onları çiğneyenler tokat yer, sille yer, azaba uğrar ve yıkılır. Adalet mülkün temelidir. Adalet sarsılırsa her şey bozulur, yıkılır. İnsanların sadece bilgili ve kültürlü olması yeterli değildir. Bilgi ve kültürün doğru olması gerekir. Kötülüklerle mücadele etmeyenler de, bizzat kötü olmasalar bile, mücadele etmedikleri için kötüdür. Riba Müslüman bir ülkeye uğur, bereket, meymenet, huzur getirmez. Ribacılar, Kur’ana göre, Allaha ve Resulüne savaş ilan etmiştir ve Mevlayı değil, belalarını bulur. Müslümanların alimleri, fakihleri, fazılları, ziyalıları lisan ve kalemle emr-i mâruf ve nehy-i münker yapmazlar, bana ne derlerse sorumlu olurlar, vebal altında kalırlar. Bildikleriyle âmil olmayanların, dilleri ve işleri birbirine zıt olanların yeri Cehennemdir. Tarih bize, ülkeleri kendi beyinsizlikleri yüzünden harap olan kavimlerin kıssalarını anlatıyor. Bunlardan ibret alıyor muyuz? Bir İslam toplumu kesin farzları yerine getirmez, yasakları kesin haramları işlerse iflah olmaz. İslam dininin fuhşiyyat=azgınlık olarak kabul ettiği kötülükleri açıkça açıkta küstahça meydan okurcasına işleyen Müslüman bir toplum batacaktır, Nasıl batacaktır? Topyekûn batacaktır. Kurunun yanında yaş da yanacaktır. Kendilerini iyi, sâlih, düzgün sananlar, kötülüklerle imkânları derecesinde mücadele etmezlerse suçlu, sorumlu, veballi, günahkar olur.
e7fd47656fd5
[ "hplt2", "vngrs" ]
Türkiye’de spor bahisleri dendiğinde akla ilk gelen bahis sitelerinden birisi olan Bets10, farklı isimlerle de olsa on yıldan uzun bir süredir Türk bahis oyuncularına hizmet veriyor. Yüksek oranları ve kaliteli canlı bahis bölümü ile dikkat çeken; bunun yanında sunduğu sürekli bonuslarla da kazançlı bir bahis deneyimi sunan Bets10, müşteri hizmetleri ve ödeme seçenekleri bakımından da piyasadaki diğer rakiplerinin bir adım önünde. Ayrıca operatörün önemli canlı bahis sitelerinden birisi olduğunu da belirtelim. Bets10’den harika fırsat! 300 TL’lik 100% ilk üyelik bonusu ile paranızı ikiye katlayın! Bir ay içerisinde Bets10 hesabınızdan Transfercard’ınıza en az 400 TL çektiğiniz takdirde sonraki ayın ilk haftası her 400 TL’ye 10 TL bonus hediye! Hızlı ve güvenli para yatırma yöntemlerinden biri olan Cashixir ile ödeme yapın, 20% bonus fırsatından yararlanın! 30 Kasım 2016’ya kadar Paykasa ve PayKwik metodları yaptığınız her para yatırma işleminde 10% bonus kazanın! Müşterilerine kazançlı bir bahis deneyimi sunmak isteyen bahis siteleri için müşterilere sunulan bonus ve promosyonlar büyük önem kazanıyor. İşte Bets10 promosyonlar söz konusu olduğunda da liderliği kimselere bırakmıyor! Üstelik operatör sadece yeni müşterilerini değil, kendisine sadık kalan müşterilerini de düşünüyor! Bets10 kendisini tercih eden yeni müşterilerine 200 TL’ye kadar %100 ilk üyelik bonusu sunuyor. Piyasadaki en iyi ilk üyelik fırsatlarından birisi olan bu teklif kapsamında, üyelik işlemini tamamlayıp hesabına ilk para yatırma işlemini yapan kullanıcıların yatırdıkları para 200 TL’ye kadar ikiye katlanıyor. Dolayısıyla, hesap açtıktan sonra hesabınıza 200 TL yatırarak tam 400 TL’lik bahis yapabilirsiniz! Az önce de belirttiğimiz gibi, diğer bahis sitelerinin aksine Bets10 yeni üyelerinin yanında, kendisine uzun zaman sadık kalan müşterilerine de kazançlı bonuslar sunuyor. Örneğin, hemen her ay sunulan ve ilk üyelik bonusu ile aynı miktarda olan para yatırma bonusundan tüm üyeler faydalanabiliyor. Bunun yanında, Süper Lig veya Şampiyonlar Ligi gibi organizasyonlar için sunulan kombine bonusları, belirli ödeme yöntemleri için sunulan para yatırma bonusları ve mobil Bets10 kullanıcılarına özel olarak sunulan fırsatlar operatörü çok daha kazançlı bir adres ve en iyi bahis sitesi haline getiriyor. Hangi spor dalını takip ediyor olursanız olun, bir kez Bets10 üyesi olduktan sonra başka hiçbir siteye ihtiyacınız kalmayacak! Eğer sıkı bir futbolseverseniz, burada henüz adını bile duymadığınız ülkelerin liglerinde oynanan karşılaşmalara; Almanya, İngiltere, vb. ülkelerin amatör liglerinde ve tabii ki Şampiyonlar Ligi, Dünya Kupası gibi uluslararası organizasyonlarda oynanan maçlara bahis yapabilirsiniz. Üstelik bütün bu bahis türlerinin diğer bahis sitelerinin sunduklarının çok üzerinde oranlara sahip olduğunu bir kez daha belirtelim. Bets10 sayfalarında sizi bekleyen bahis seçenekleri sadece futbolla sınırlı değil! Basketbol, tenis, buz hokeyi, voleybol, hentbol, atletizm, hatta Eurovision gibi şarkı yarışmalarına dahi burada bahis yapabilirsiniz. İşte bu yüzden operatör kesinlikle en iyi bahis sitesi unvanını fazlasıyla hak ediyor! Gelelim bets10’un bir başka güçlü yanına. Bildiğiniz gibi piyasada canlı bahis sitelerinin sayısı her geçen gün artıyor. Futbol başta olmak üzere diğer birçok spor dalında oynanan maçlara açılan canlı bahis seçenekleri birçok sporseverin ilgisini çekiyor. Bu alanda da öncülük yapan operatör, Türkiye’deki ilk canlı bahis sitelerinden birisi. Gerek tasarımı ile, gerek kullanım kolaylığı ile, gerekse bahis seçeneklerinin çeşitliliği ile dikkat çeken canlı bahis bölümünde her gün onlarca spor dalından yüzlerce karşılaşmaya canlı bahis yapabilir, maçları canlı izleyebilir, maçları an be an takip edebilirsiniz. Ayrıca, bütün canlı seçeneklere mobil Bets10 üzerinden de ulaşabileceğinizi unutmayın. Bütün bunlar bir aya geldiğinde, operatörün piyasadaki en iyi canlı bahis sitelerinden birisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Spor bahisleri piyasasında hemen herkesin bildiği yadsınamaz bir gerçek var: Türkiye’de başarılı olmanın yolu kusursuz Türkçe müşteri hizmetlerinden geçiyor. Bunun farkında olan ve birçok konuda olduğu gibi bu konuda da öncü konumda bulunan Bets10 Türk bahis oyuncularının kendilerini evlerinde hissetmelerini sağlıyor. Betson destek ekibi müşterilerine yardımcı olmak için 7 gün 24 saat iş başında. Müşteri hizmetlerine ulaşmak için tercih edebileceğiniz yöntemler arasında eposta, iletişim formu ve canlı yardım bulunuyor. Bu kapsamda, 11:00 ile 22:00 saatleri arasında operatörün canlı yardım hattını kullanarak Türkçe konuşan müşteri temsilcisi ile karşılıklı olarak konuşarak sorunlarınızı çözebilir ve sorularınızın yanıtını anında alabilirsiniz. Bunun yanında, günün her saati operatörün web sitesinde bulunan iletişim formunu doldurarak da iletişime geçebilirsiniz. Gönderdiğiniz mesaj sadece birkaç saat içerisinde ve yine tamamen Türkçe olarak yanıtlanacaktır. Ödeme yöntemleri açısından da Bets10 kullanıcılarına geniş bir çeşitlilik sunuyor. Kredi kartı, elektronik cüzdanlar ve ön ödemeli kartlardan oluşan para yatırma seçenekleri sayesinde hızlı, kolay ve güvenli bir şekilde para yatırabilirsiniz. Visa, Mastercard gibi kredi kartları en kolay para yatırma seçenekleri olarak ön plana çıksa da, güvenlik gerekçeleri ile bu yöntemleri kullanmak istemeyen bahis oyuncuları EcoCard, Neteller veya Ukash gibi pratiklikle güvenliği bir araya getiren yöntemleri tercih edebilirler. Para çekme işlemleri ise banka havalesi, EcoCard, Neteller ve Transfercard yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir. Para yatırma ve çekme işlemlerinde zorlayıcı alt ve üst sınırların bulunmadığını da belirtelim. Türk spor bahisleri piyasasının öncülerinden Bets10 uzun yıllardır sürdürdüğü kaliteli çizgisi ile piyasadaki en iyi seçeneklerden birisi olarak ön plana çıkıyor. Yüksek oranlardan kaliteli müşteri hizmetlerine, başka hiçbir sitede bulamayacağınız benzersiz canlı bahis deneyiminden kazançlı bonus ve promosyonlara kadar Bets10 her alanda liderliğini gösteriyor. Eğer hala üye olmadıysanız mutlaka bir hesap açın, pişman olmayacaksınız!
23a0a3bc294b
[ "hplt2", "vngrs" ]
Büyükçekmece Belediyesi geleneksel mahalle iftarlarına Kamiloba’da devam etti. Yoğun bir katılımın olduğu iftar yemeğinde vatandaşlarla birlikte olan Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, yapılan iftar hazırlıklarıyla bizzat ilgilendi. Vatandaşların arasına girerek tek tek selamlayan Akgün, düzenlenen iftar yemeğinde hizmet veren kadronun belediye meclis üyesi, belediye başkan yardımcısı, birim müdürleri ve belediye personeli olduğunu söyledi. Büyükçekmece Belediyesi'nin düzenlediği iftar yemeğine katılanlar vatandaşlara dağıtılan formlar aracığıyla talep ve şikayetleri de soruldu. İftar sonrası sahne alan Ateş Böceği Ercan Tiyatorası, Kamiloba sakinlerini kahkahalara boğdu. Ramazan ayı paylaştıkça güzelleşir Kamiloba mahalle iftarında konuşan Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, "Paylaşmak maneviyatı arttırır. Ramazan ayı paylaştıkça güzelleşir. Allah'ın bizlere verdiklerini paylaşmak aramızdaki dayanışmayı arttırır. Sizlerle aynı sofrada olmaktan mutluluk duyuyorum. Önümüzdeki Ramazan aylarında yine aynı sofrada buluşmayı temenni ediyorum. Sizlere hizmet için buradayız. Bölgedeki çalışmalar tüm hızıyla devam edecek. Eleştirilerinize her zaman değer vererek daha iyi hizmet için elimizden gelenin en iyisini yapmak görevimizdir Kapımız 24 saat açıktır" şeklinde konuştu. Ateş Böceği Ercan güldürdü İftar sonrasında Büyükçekmece Belediyesi'nin Ramazan Etkinlikleri kapsamında sahnelenen, Ateş Böceği Ercan Tiyatrosunun Ramazana özel düzenlediği "Kadının Fendi" isimli orta oyunu Kamiloba mahalle sakinleri tarafından büyük beğeni gördü. Türkiye’yi güldüren adam olarak tanınan Ateş Böceği Ercan'ın da sahne aldığı oyundaki performans izleyiciler tarafından uzun süre alkışlandı. HABER MERKEZİ Bu haber 03 Temmuz 2015 Cuma 11:48 tarihinde eklenmiştir.
bb7708f2d0c4
[ "hplt2", "vngrs" ]
Kara Kartallar Vodafone Arena'daki ilk Avrupa maçında rakibini elinden kaçırdı. Temsilcimiz Beşiktaş Şampiyonlar Ligi'nde Ukrayna ekibi Dinamo Kiev ile kendi sahasında 1-1 berabere kalarak üstün oynadığı maçta rakibini elinden kaçırdı.. Temsilcimiz Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi B Grubu'ndaki ikinci maçında konuk ettiği Dinamo Kiev ile 1-1 berabere kaldı. Karşılaşmaya Talisca ile etkili başlayan siyah-beyazlılar aradığı golü 29'da buldu. Portekizli yıldız Quaresma frikikten 90'a astı: 1-0. Bu gol Vodafone Arena'daki ilk Şampiyonlar Ligi golü olarak tarihe geçti. Karşılaşmanın ilk yarısı bu skorla sona erdi. İkinci yarıya istediği gibi başlayaman Beşiktaş, 65'te henüz 18 yaşındaki Tsygankov'un golüne engel olamadı: 1-1. Kalan dakikalarda temsilcimiz girdiği birçok gol pozisyonundan yararlanamadı. Mücadele 1-1 sona erdi. Beşiktaş grupta 2, Kiev ise 1 puana yükseldi. Grupta oynanan diğer maçta ise Napoli evinde Benfica'yı 4-2 yendi. 2'de 2 yapan Napoli 6 puana yükselirken Benfica 1 puanda kaldı.
cb53585fa4a5
[ "hplt2", "vngrs" ]
Altındağ Belediyesi tarafından düzenlenen ve Hamaönü Söyleşileri olarak isimlendirilen etkinlikler zinciri başlıyor. 2 Kasım ve 28 Kasım 2015 tarihleri arasında devam edecek etkinlikler kapsamında çok sayıda şiir dinletisi ve söyleşi gerçekleştirilecek. Milli Eğitim camiası tarafından ilgiyle takip edilen Hamamönü Söyleşileri etkinliklerinde Atatürk ve Türk Milliyetçiliği konusunda şiir dinletilerine kadar pek çok etkinlik bulunuyor. 23 Kasım'da Öğretmenler Günü nedeniyle de özel bir söyleşinin gerçekleşeceği etkinlikler zincirinde bolca edebiyat sohbetleri de bulunuyor. İşte belediye tarafından duyurulan etkinlik programı:
6556e6d114b4
[ "hplt2", "vngrs" ]
İyi Bir Uçuş İçin Yapmanız Gerekenler Tatil, iş, sevdiklerinizi ziyaret veya bunun gibi daha birçok nedenlerden dolayı uçak seyahatine çıkmaktayız. Bazı zamanlar gideceğimiz yerin yakın olmasından kaynaklı kısa uçuşlarla yolculuğumuzu tamamlarken kimi zaman uzak diyarlara gitmek için günümüzün büyük bir kısmını uçuş anında geçirmekteyiz. Uçuş zamanımız kısa olduğu anlarda genellikle kolay ve sorunsuz geçebilmektedir. Ancak uzun uçak yolculuklarında zamanı değerlendirme, iyi bir yolculuk geçirme ve keyifle seyahat etmenin önemi bir hayli fazladır. Uzun yolculuğun üzerine kötü uçak seyahati eklenince herhangi bir nedenden dolayı gittiğimiz bölgede oldukça düşük enerjili bir başlangıç yapmanıza neden olabilir. Kötü uçak yolculuğundan ziyade, uçuşunuzun daha güzel ve keyifli geçebilmesi için dikkat etmeniz birkaç nokta bulunmaktadır. Uçuş zamanınızın sorunsuz geçmesi için dikkat etmeniz gereken en önemli ve öncelikli husus doğru koltuk seçimidir. En nihayetinde yolculuğunuzun en büyük yol arkadaşı olacak koltuğunuzun doğru seçilmiş olması sizlere büyük avantaj sağlayacaktır. İlk olarak kendinize en uygun olan koltuğu seçmeden önce yolculuk anında ne tarz bir şey istediğinize karar vermeniz gerekmektedir. Uçak yolculuğunuz boyunca uyumak mı istiyorsunuz, yoksa arada sırada yürüyüş mü yapmak istiyorsunuz, daha geniş bir alana mı ihtiyacınız var, tüm bu sorulara kendi kendinize cevap vermenizi öneririz. İkinci olarak uçak boyunca sizi kimsenin rahatsız etmesini istemiyorsanız ve uçuş anınız boyunca uyumayı planlıyor, kendinizle baş başa kalmak istiyorsanız cam kenarında olan koltukları tercih etmenizi tavsiye ederiz. Böylece kenarda oturmanın getirdiği avantajla herhangi birine yol vermek için ayağa kalkmanıza gerek kalmaz, sizi kimse rahatsız etmez ve yolculuk boyunca isteğinize göre rahat edebilirsiniz. Üçüncü olarak yolculuk boyunca sık sık lavaboya gitme ihtimaliniz varsa ve sık sık ayağa kalkıp yürümeyi tercih ediyorsanız, koltuk seçme tercihinizi uçağın arka taraflarından veya koridor bölümünde bulunan koltuklardan yana kullanmanızı tavsiye ederiz. Böylece lavaboya gitme isteğinizi kolaylıkla gerçekleştirebilir, ayağa kalkıp kısa yürüyüşlerinizi gerçekleştirebilirsiniz. Ayrıca koridor bölümünde oturunca her ayağa kalkışınızda başkalarını da rahatsız etmekten çekinmenize gerek kalmaz. Koridor tarafında bulunan koltuklarda oturmanın bir diğer avantajı, basık bölümlerde oturmak istemeyenler içindir. Koridor bölümünde uçağın basık havasından bir nebze de olsa kurtulabilirsiniz. Dördüncü olarak eğer daha geniş bir alanda oturmak istiyorsanız uçağın acil çıkış kapısının bulunduğu bölmeyi tercih etmenizi öneririz. Bu alanlara oturduğunuz takdirde hareket alanınız daha da genişleyecektir. Dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta uçağın tuvalet bölümünün yakınında koltukları almamaya dikkat edin. Lavabonun önünde insanların sürekli gelip geçmesi ve oluşabilecek her türlü tuvalet sorununa karşı uzakta bulunmanız sizin yararınıza olacaktır. Kafanıza en çok uyan koltuk seçimini yapmak için chek-in yaptırmaya erken gitmelisiniz. Böylece personelden size en çok uyan koltuğu vermesini rica edebilirsiniz. Uçuş esnasında rahatsız bir mideden ziyade daha rahat bir mide yolculuk boyunca size büyük kolaylık sağlayacaktır. Yol boyunca midenizle alakalı bir sorun yaşamak istemiyorsanız uçuş esnasında ve uçağa binmeden önce ağır yiyeceklerden kaçınmalısınız. Uçağa binmeden önce ve uçuş esnasında hafif yemekler tüketmek sizlere büyük kolaylık sağlayacak ve olası bir mide sorununun önüne geçmiş olacaksınız. Yiyecek konusunda dikkat etmeniz gereken bir diğer konu, yanınıza alacağınız aperatiflerdir. Uçak firmasının sizlere sunduğu ikram servislerinden memnun kalmayabilirsiniz. Yol boyunca boş bir mideyle yolculuk yapmaktan ziyade bu durumdan yanınıza alacağınız hafif, çok ağır kokmayan, yağlı olmayan aperatiflerden yararlanabilirsiniz. Her ihtimale karşı yanınıza tüketebileceğiniz yiyecekler bulundurun. Ancak bu yiyeceklerin de başkaları rahatsız edecek cinsten olmamasına dikkat edin. Yiyecek konusunun dışında içeceklerde de dikkat etmeniz gereken ufak tefek noktalar bulunmaktadır. Bunlardan ilki yanınızda su bulundurmanızdır. Uçuş esnasında basınç değişikliklerinden kaynaklı vücudunuz su kaybı yaşayabilmektedir. Bu da yolculuğunuzun yorgun sona ermesine neden olmaktadır. Bu durumdan kaçınmak için yanınızda su bulundurmalı ve su tüketiminize dikkat etmeniz gerekmektedir. Bunun yanında uçuş esnasında gazlı içeceklerden ve kafeinli içeceklerden uzak durmanızı, çok sık tüketmemenizi tavsiye ederiz. Yiyecek, içecek ve koltuk seçimlerinden sonra rahat ve konforlu bir uçuş geçirmek için dikkat etmeniz gereken bir diğer konu kendinizi oyalayacak aktivitelerde gizlidir. Dilediğiniz gibi bir koltuk seçtiniz, yemenize ve içmenize dikkat ettiniz. Ancak uçuş bunlarla bitmiyor. Kendinizi oyalayacak birçok konu ve zamanınızı geçirebileceğiniz birçok aktivite yaratarak uçuşunuzun sıkıcı geçmesini önleyebilirsiniz. Kitap okuma, film veya dizi izleme, oyun oynama gibi aktiviteleri yaratarak uçuş anınızda sıkılmanızı önleyebilirsiniz. Uzun uçuşlardan birine katılacaksanız tabletinize, bilgisayarınıza filmler, diziler indirerek zaman geçirebilirsiniz. Kitap okumayı seviyorsanız yanınıza sevdiğiniz bir kitap alabilirsiniz ya da e-kitap seçeneğinden yararlanarak kitap indirebilirsiniz. Ayrıca tabletinize veya bilgisayarınıza oyun indirerek uçuş esnasında eğlenceli dakikalar yaşayabilirsiniz. Bunun yanında koltuk arkası ekranlardan da faydalanabilirsiniz. Tüm bu aktivitelerin yanında uçuş esnasında dinlenmeli ve bunun yanında rahat etmelisiniz. Yolculuk bittiğinde yorgun olmamak ve daha iyi bir yolculuk geçirmek için az da olsa uyumaya dikkat edin. Bu durum sizi hem dinlendirecek hem de zamanın geçmesini sağlayacaktır. Ancak uzun yolculukların kâbusu olan jetlag durumuna dikkat etmelisiniz. Bunun yanında uçağa binmeden önce rahat kıyafetler ve ayakkabılar tercih etmeye dikkat edin. Uçakta daha rahat bir uyku geçirmek için küçük bir boyun yastığı sizlere büyük bir yardımı olacaktır. Boyun yastığını kullanarak uçakta olabilecek en rahat uykuyu çekebilirsiniz. Bunun yanında uyumanızı kolaylaştıracak ilaçlar ve içecekleri tüketerek daha rahat bir uyku çekebilirsiniz. Uçak korkusu olan insanlardansanız uçuş anında uyumanız sizlere büyük kolaylıklar sağlayacaktır. Uçak korkunuzu fazla hissetmemek için yanınıza bir küçük yastık ve uyku hızlandırıcı ilaçlar alabilirsiniz. Rahatsız bir ayakkabı ve rahatsız bir kıyafet tercihi uçuş esnasında rahat etmemenize neden olabilir. Rahat bir kıyafet ve ayakkabı, sizlere kolaylık sağlayacaktır. Tüm bunların yanında özellikle uzun yolculuklarda oluşan baş ağrısı ve vücudunuzda hareketsizlikten kaynaklı çıkabilecek problemleri önlemek sizlere büyük kolaylıklar sağlayacaktır. İlk olarak uçak yolculuklarına basınç değişikliklerinden kaynaklı baş ağrısı, kulak uğuldaması gibi problemler sıklıkla yaşanmaktadır. Bu durumun engellenmesini sağlamakta bir o kadar kolay bir durumdur. Sakız çiğnemek basınçtan kaynaklı oluşan problemlere büyük oranda çözebilmektedir. Bu nedenle uçuş esnasında çantanızda sakız bulundurmayı ihmal etmeyin. Uçak kalkışa geçmeden önce de ağzınıza bir tane atın. Böylece daha problem baş göstermeden olayın önüne geçebilir ve kulak ağrınızın oluşmasını önleyebilirsiniz. Uzun uçuşların en önemli sorunlarından, problemlerinden biri de yolculuk boyunca hareketsiz kalmaktır. Hareketsiz bir şekilde oturduğumuz yerde durmak, herhangi bir harekette bulunmamak vücudumuzun birçok bölgesinde ağrılara neden olmaktadır. Bu duruma engel olabilmek için oturduğunuz yerden yapabileceğiniz birkaç egzersiz hareketlerini öğrenmeli ve bunu uçuş yolculuğunuzun daha iyi geçebilmesi için arada sırada uygulamalısınız. Kısa uçak yolculuğu geçirecekler için bu durum pek de önemsenmeyebilir. Ancak uzun uçak yolculuklarında hareketsiz kalmak sizleri epey yıpratacak ve bunun ardından uçaktan indikten sonra bile bir sürü ağrıyla baş etmeye çalışacaksınız. Bu durumlardan kurtulmak için ve uçak yolculuğunuzu sıkıntılı dakikalarla doldurmamak için bahsettiğimiz noktalara dikkat etmelisiniz.
dc924db6217c
[ "hplt2", "vngrs" ]
BLU firması şu ana kadarki en yetenekli akıllı telefonunu tanıttı. Pure XL model adını taşıyan akıllı telefon Helio X10 yongaseti, 6 inç genişlikli QHD AMOLED ekran, metal gövde ve 349 USD’lik cazip fiyatıyla ön plana çıkmayı başarıyor. Cihazda 3 GB RAM, 64 GB kapasiteli dahili depolama alanı, 24 MP çözünürlüklü ana kamera gibi tatmin edici bileşenler bulunuyor. Kamerada 1/2.3” sensör, çift ton LED flaş, faz algılamalı otofokus, 4K video kayıt yeteneği gibi detaylar var. Ön kısımda selfie çekimler için 8 MP kameraya yer veriliyor. BLU Pure XL akıllı telefon ana kameranın hemen alt kısmında konumlandırılan parmak izi okuyucu, 4G LTE bağlantısı ve 3500 mAh kapasiteli pil ile geliyor. İncelik değeri 9.6 mm seviyesinde. Ürünün 29 Eylül’de, Amazon’da siyah ve altın renk seçenekleriyle satışa sunulacağını belirtelim.
3faf21b10f7f
[ "hplt2", "vngrs" ]
”Elektrik arızaları olması muhtemel” Taner Yıldız, özel bir televizyon kanalında açıklamalarda bulundu. Bakan Yıldız, yaptığı konuşmada, hava sıcaklığının mevsim normallerinin 5-6 derece altında seyrettiğini ve bu durumun ciddi bir doğalgaz talebi oluşturduğunu kaydetti. Son 7 günde elektrik talebinin Antalya’da yüzde 25 arttığına dikkati çeken Yıldız, şunları kaydetti: “İstanbul’da ise 6 Aralık’tan bu yana doğalgaz talebi yüzde 42 arttı. Örneğin Mısır’a son 122 yıldan bu yana ilk defa kar yağıyor. Bunun atmosfere açık bir işletme olduğunu ve zaman zaman arızalar olacağını biz daha önce farklı zamanlarda hep belirtmiştik. Şu anda bazı trafolarda aşırı elektrik çekiminden dolayı patlamalar oldu. Bu kesintileri genelleştirmek doğru değil. Mesela bugün herhangi bir kesinti olmadı ancak işletmelerdeki arızalardan kaynaklanan sebepler yüzünden olabilir. 1 milyon 100 bin kilometrelik elektrik iletim ve dağıtım hattından bahsediyoruz. Bugün en gelişmiş ülkelerde dahi bunlar olabiliyor. Mesela Stockholm’e giden tren hattının 7 saate yakın komple enerjisi kesildi. Hollanda’da geçen ay televizyon yayını yaparken kesildi ve enerji veremediler. Bunlar Manhattan’da da Moskova’da da olabiliyor. Bunun genel bir krizmişçesine haberleştirilmesini ben haksızlık olarak görürüm ve doğru bulmam. Biz tabii ki halkımızın hak ettiği refah seviyesinden kesinlikle taviz vermeyeceğiz. Türkiye’de vapur seferleri, THY seferleri aksayabiliyorsa okullar tatil olabiliyor, karayolları kapanabiliyorsa zaman zaman da elektrik arızalarının olması muhtemeldir.” Tüm yurtta arızaların giderilmesiyle ilgili çalışmalar yapıldığını vurgulayan Yıldız, Eskişehir’de yazın kullanılan doğalgazla kışın kullanılan doğalgaz arasında 22 kat fark var olduğunu bildirdi. Yıldız, doğalgaz kullanımının soğuk havalarda büyük oranda arttığını ifade ederek “Şu anda bunun en zirvesine çıkmış bulunuyoruz . Biz HES, rüzgar, güneş, jeotermal, kömür gibi yerli kaynaklarla alakalı yatırımları yaparken, bazı arkadaşlarımız iyi niyetle de olsa bunlara karşı çıkıyorlar. Ama ithal doğalgazın azaltılmasıyla alakalı gerekçelerimizin en temel sebeplerinden biri buydu. Biz, dışa bağımlı olmadığımız kadar gelişiriz ve geliştiririz. Biz bunlarla alakalı vatandaşlarımızdan daha olumlu ve yapıcı bir yaklaşım bekliyoruz. Özellikle iyi niyetli davranan çevreci arkadaşlarımıza da hitaben söylüyorum: Bizim bütün yerli kaynaklarımızla beraber Türkiye’nin büyümesini, gelişimini sürdürmemiz gerekiyor” ifadesini kullandı.
f146caf73bd4
[ "hplt2", "vngrs" ]
Bitlis Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri yaptıkları istihbari çalışmalar sonucu, 3 ayrı operasyon gerçekleştirdi. Farklı tarihlerde gerçekleştirilen operasyonların ilkinde şüpheli U.Ö. ve M.I.'nın üzerinde yapılan aramalarda 50 küçük paket halinde yaklaşık 15 gram eroin ele geçirildi. Polisin gerçekleştirdiği ikinci operasyonda O.U. ve S.A. isimli şüphelilerin uyuşturucu madde sattıkları harabe bir eve baskın düzenlendi. Operasyonda satışa hazır 500 küçük pakette 116 gram eroin, 17 gram metafetamin ve 1 adet ruhsatsız av tüfeği bulundu. Tatvan ilçesinde yapılan kontrollerde de şüpheli davranan iki kişinin üzerini arayan polis, yaklaşık 1 gram eroin ele geçirdi. Uyuşturucu operasyonlarında gözaltına alınan 6 şüpheliden 4'ü çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, 2 şüpheli adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.
388e1900e5a6
[ "hplt2", "vngrs" ]
Radyo-TV Gazetecileri Derneği kuruluş tarihi,Amacı,Tarihçesi RADYO TELEVİZYON GAZETECİLER DERNEĞİ'NİN AMACI 1)İnsan haklarının korunduğu,özgürlükçü ve çoğulcu demokrasi kurallarının işlendiği,milli, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti alayışı çerçevesinde, düşünce iletişim ve basın özgürlüğünün Türkiye'de tam olarak gerçekleşmesini sağlamak. 2)Haber alma ve kamuoyunu bilgilendirme hakkının hiçbir baskı ve sınırlama olmaksızın kullanılabilmesinin yolunuaçmak. 3)Basın,yayın, görsel, işitsel ve elektronik yayıncılık mesleğinde çalışanların ve onların bağlı bulundukları kurumların hak ve menfaatlerini koruyarak geliştirmek.Basın,yayın, görsel, işitsel ve elektronik yayıncılık mesleğinde çalışanların kültürel gelişmesine, ekonomik ve sosyal refah düzeyinin yükselmesine katkıda bulunmak. 4)Kişilerin şeref ve haysiyetini ihlal edici veya kilerle ilgili gerçeğe aykırı yayın yapılmasına engel olmak, cevap ve düzeltme hakkına saygı gösterilmesini sağlamak. 5)Gazetecilk mesleğinin özel amaçlara ve çıkarlara alet edilmesini engellemek, meslek ilkelerine uyulmasını gözetmek ve mesleğin onurunu korumak. 6)Basın, yayın, görsel, işitsel ve elektronik yayıncılık mesleğinde çalışanları bir araya toplamak; aralarındaki maddi ve manevi dayanışma ile yardımlaşmayı sağlamak, mesleği temsil etmek, toplum içindeki onur ve değerini artırıcı yönde önlemler almak ve çalışmak. 7)Üyelerinin ve medya çalışanlarının öğrenim görmekte olan , başarılı ve maddi olanaklardan yoksun öğrencilerinin öğrenim yapmalarına yardımcı olmak, burs vermek, bu konuda kaynaklar bulmak. 8)Maddi imkanlardan yoksun üyelere ve medya çalışanlarına, ölümleri halinde bakmakla yükümlü oldukları yakınlarına maddi ve manevi destek olmak ve yeni vakıf, sandık kurmak ve diğer kuruluşlara katkıda bulunmak,bu kuruluşlara katılmak. 9)Bilim, kültür, sanat ve sporla ilgili; konferans panel, seminer, konser, temsil, fuar, sergi gibi her türlü sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerde bulunmak,üyelerinin birlikteliğini sağlayacak balolar,yemekler, iç ve dış seyahatler düzenlemek. 10)Mesleğin ve ülkenin gelişmesi için her türlü araştırmayı yapmak ve yaptırmak,projeler üretmek, raporlar hazırlamak,hazırlatmak, bunları kitaplaştırmak,gazete,dergi,broşür ve albüm gibi her türlü basılı eser yayınlamak, ülkeye yararlı olacak telif ve tercüme eserlerin yayınlanmasına yardımcı olmak. 11)Okul ve kütüphane açmak, derslikler, etüt salonları kurmak, eğitim kurumları ile derneklere ve sivil toplum örgütlerine yardımda bulunmak, öğrenci yurtları, konuk ve huzurevleri, tatil köyleri açmak, yardımlaşma sandıkları kurmak.Müzelere, kütüphanelere ve diğer kültür-sanat kuruluşlarına yardım etmek, bağışta bulunmak, desteklemek. 12)Ülkemizi kalkındırmak, eğitim ve öğretim düzeyini yükseltmek için gerekli her türlü etkinlik ve girişimlerde bulunmak ve bu amaçla kurulan diğer kuruluşlara yardımcı olmak, ulusal ve uluslar arası konularda kamuoyu oluşturmak. 13)Yurtiçi-yurtdışı dernek ve kuruluşlarla ilişki sağlamak, karşılıklı işbirliği ve yardımlaşmada bulunmak ve bu dernek ve kuruluşların bir birlik halinde toplanmasına çalışmak ve katılmak. 14)Amatör ve profesyonel spor klüpleri kurmak, kurulmuş olanlara destek olmak, kalkındırmak, başarılı sporcu yetişmesine katkı sağlamak, eğitmek ve katılmak. 15)Kendi alanında bulunan, Radyo,TV, Haber Ajansı, dergi, gazete, bülten, program, film v.b yapım şirketleri kurup profesyonel kadrolar ve ayrıca RTGD bünyesindeki işsiz üyelerini çalıştırmak RADYO TELEVİZYON GAZETECİLERİ DERNEĞİ TARİHÇESİ Radyo televizyon Gazetecileri Derneği(RTGD),1978'de kurulmuş olup' Gazete, dergi, ajanslarda 'radyo televizyon' dalında, radyo ve televizyonların yayın kesiminde en az bir yıl çalışanlarla, iletişim ve medya sektöründe faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların basın ve halkla ilişkin ünitelerinde görev yapanları' bünyesinde toplamaktadır. RTGD, radyo ve televizyon sektöründe çalışanların mesleki bilgilerinin geliştirilmesi, dayanışmalarının güçlendirilmesi, modern teknik ve düşüncelerin kavranıp benimsenmesi için üyeleri arasında ve ilgili tüm kurum / kuruluşlarla işbirliği halinde çalışmalarını 25 yıldır sürdürmektedir. Bu amaçlara hizmet için, 1979'dan itibaren yayınlanan ikinci kanal dergimiz de, radyo televizyon dünyamızdaki güncel oluşumları izlemektedir. Derneğimizin, 1979 yılından beri radyo televizyon alanındaki çalışmaları gözlemleyerek verdiği ödüller, sektör açısından o yayın mevsiminin en kapsamlı, objektif ve yansız değerlendirmesi olarak kabul olunmaktadır. RTGD' nin 1996'dan beri verdiği Uluslar arası Barış ve Dostluk Ödülü de derneğin dış kamuoyunda Türkiye'nin imajına yaptığı bir katkı olarak kaydedilmektedir. RTGD, kendi kaynaklarıyla Ankara İletişim Meslek Lisesi'nin binasının tümünü modernize ettirerek kapsamlı bir restorasyon yaptırmıştır. Okulu bilgisayarlarla teçyiz edip okul binasında birde film stüdyosu kurulumu gerçekleştirmiştir. Özetle, RTGD radyo televizyon alanında Türkiye'nin ehliyeti olan, en köklü ve yaygın uzman meslek kuruluşudur. RADYO TELEVİZYON GAZETECİLERİ DERNEĞİ'NİN KURULUŞ TARİHİ Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği (RTGD)'nin tarihçesi 1977 yazına kadar uzanır. O tarihte, radyo televizyon alanında resmi tekel konumunda olan TRT'ye ilişkin haberleri izleyen, yorum röportaj ve eleştiriler hazırlayan bir grup gazeteci; Ankara merkezli dernek örgütlenmesine giriştiler. Müteşebbis heyet olarak 7 kişi seçildi. Bunlar aynı zamanda kuruculuk görevini üstlendiler. Kuruculardan, Hafta Sonu Gazetesi muhabiri Cengiz Polatkan, yazdığı haberden dolayı görev başında dövülerek şehit edildi. Diğer kuruculardan, derneğin ilk başkanı Yavuz Gökmen de 1998 sonbaharında bu dünyadan ayrıldı. Diğer beş RTGD kurucusu şunlar; Naci Yatıkkaya (Yeni Asır muhabiri- şimdi reklam, araştırma ve halkla Uye ilişkiler alanında firma sahibi), Fatih Sarıbaş ( Yeni Ulus muhabiri şimdi Reuter Ajansı'nın foto raportoru, Sunar Kural (tercüman muhabiri şimdi TRT'de program yapımcısı), Murat Bekar ( Murat Şahin HEY dergisi muhabiri), Cengiz Göktaş (Yeni Asır muhabiri). TRT Muhabirleri Derneği adıyla kurulan dernek 1982'de Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği adını aldı. Derneğin tüzüğü, 16 Mayıs 1978 tarihinde onaylandı. Kurucu Başkan olarak Yavuz Gökmen görev aldı. Gökmen, bu görevi iki yıl sonra RTGD' nin ilk üyelerinden Nursal Tekin'e devretti. Tekin, başkanlığı, üç kez üstlendi. RTGD' de Taner Dedeoğlu ise altı dönem başkanlık yaptı. Nursal Tekin'in istifası üzerine, tüzük gereği 2.başkan Hilkat Saydamer 1987-88 döneminde Taner Dedeoğlu' nun yurt dışı görevi nedeni ile ayrılması üzerine de Kenan Macit 1997- 98 döneminde başkanlığı vekaleten yürüttüler . 1998 - 2007 yılları arasında başkanlık yapan Kenan Macit' den 11 Kasım 2007 tarihinde yapılan olaganüstü genel kurul sonrası oy birliği ile başkanlık görevini Tercüman Gazetesi Ankara Temsilcisi Metin Özkan devraldı.
86ecc58ee6f4
[ "hplt2", "vngrs" ]